KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2973 E., 2012/9694 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2010 tarih ve 2008/165-2010/523 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ......tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "MEY M+şekil" ibaresinin marka olarak tescili için yaptığı başvuruya müvekkilinin "MEYSU" markalarını dayanak göstererek yaptığı itirazın TPE tarafından reddedildiğini, marka başvurusunun tescili halinde müvekkiline ait “MEYSU" esas unsurlu markaları ile karışıklığa yol açacağını, ayrıca müvekkiline ait markanın tanınmış olduğunu, markanın başka sınıflarda kullanılması halinde bile müvekkiline ait markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanacağını, markanın itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek, TPE YİDK’nın kararının iptalini, “MEY M+şekil” ibaresinin tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünün tespitini ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davalı şirket başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen "MEYSU" ibaresi içeren markaların iltibasa neden olacak benzerlikte bulunmadığını, müvekkilince alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davaya konu marka başvuru ile davacının itiraza dayanak markalarının benzer olmadığını, "MEY" sözcüğünü tanınmış hale getirenin müvekkili olduğunu, “MEY M+şekil" ibaresinin müvekkili adına daha önce tescilleri bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davalı başvurusu ile davacı markalarının aynı olmadığı, “MEY” ibaresinin tek başına esaslı unsur olarak düşünülemeyeceği, davalı markasının oluşumunda kullanılan şekil logonun davacı markalarında kullanılmadığı, davacı markalarının yazım şekli ve kullanılan yardımcı sözcük ve şekiller ile davalı başvurusundaki şekil ve sözcüğün yalınlığının her iki marka arasındaki görsel ve işitsel benzerliği ortadan kaldırdığı, davacı markasındaki “SU” sözcüğünün ayırt ediciliğe katkı sağladığı, davalı markasındaki özgünlüğün davacı markalarından uzaklaştırdığı,
ortalama tüketici nezdinde markaların benzer olmadığı, emtia sınıflarının ve alt guruplarının farklı olup, benzer alıcı çevresine hitap etmedikleri ve ihtiyaçları gidermedikleri, son kullanıcıları ve tüketici profillerinin farklı oldukları, birbirleri yerine ikame edilmeyecekleri, birinin diğerini tamamlama imkanını bulunmadığı, davacının markasının tanınmış bir marka olsa da markaların benzer olmaması nedeniyle tanınmışlığın önem taşımadığı, davalının markasının bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2973, K. 2012/9694, 4 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama