KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/302 E., 2012/7231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
385 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/03/2007 tarih ve 2006/34-2007/76 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketten ayrılmasından sonra “.................” markasını adına tescil ettirdiğini, halbuki müvekkilinin ... ismini 1998 yılından itibaren ticaret unvanı olarak tescil ettirerek kullanması nedeniyle öncelik hakkının bulunduğunu, davalının markayı tescil ettirmesi ve müvekkiline ait işyerinin hemen yanında bir dükkan açarak aynı isimle ve aynı iş kolunda faaliyet göstermesinin müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek markanın hükümsüzlüğüne, terkinine 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili, müvekkilinin 1992 yılından bu yana ... ismini maruf ve meşhur hale getirdiğini, kurucu ortağı olduğu davacı şirkete müvekkilinin soyismi olan ... unvanının verildiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında davacının “...” ve “...” ibarelerini kendi tescilli markasıymış gibi iltibas yaratmak ve haksız rekabete yol açacak şekilde kullandığını ileri sürerek davacı şirketin müvekkiline ait tescilli markalara tecavüzün önlenmesini, menini, ürünlerin toplatılmasını, ticaret unvanından ... ibaresinin çıkartılmasını, ticaret sicilinden terkinini, 556 sayılı KHK 66/c maddesi gereğince 2.000 TL ve 68'inci maddesi gereğince 2.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının dava konusu işaret üzerindeki gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı ve markasal olarak kullandığının mevcut dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı karşı davacının davasında davacı karşı davalının dava konusu işareti kullanımının davalının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sonucuna varılması halinde dahi söz konusu kullanıma uzun süre herhangi bir itirazı bulunmayan davalı karşı davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlık konusu işaret üzerinde öncelik hakkı sahibinin davalı taraf olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/302, K. 2012/7231, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama