KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4609 E., 2012/10399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2010 tarih ve 2009/64-2010/496 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili şirketin özel güvenlik şirketi olup, davalı şirketin sahibi olduğu konaklama ve golf sahası inşaat şantiyesinde, taraflar arasında akdedilen 03/07/2007 tarihli Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca özel güvenlik hizmeti verdiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete Beyoğlu 15.Noterliği'nden 31/03/2008 tarih ve 4461 yevmiye sayılı ihtarname gönderilerek asılsız ve gerçek dışı ithamlar ileri sürülerek taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 12. maddesine göre işverenin, iş bu sözleşmeyi bir ay önceden yazılı olarak haber vermek suretiyle herhangi bir sebep göstermeksizin veya göstererek,
tek taraflı olarak feshedebileceğinin düzenlendiği, buna rağmen davalı şirketin sözleşme maddesinde belirtilen 1 aylık feshi ihbar süresine aykırı davranarak hizmet ilişkisine son verdiğini, davalının müvekkiline gönderdiği ihtarda, müvekkilinin sözleşmeyle yüklendiği edimleri yerine getirmediğine dair tamamen gerçek dışı ve asılsız ithamlarda bulunduğunu,kaldı ki bu durumda da sözleşmenin 12.2 maddesinde belirlenen 7 günlük süreye uyulmadan ve herhangi bir ayıp ihbarı yapılmadan sözleşmenin fesh edilmesinin haksız olduğunu,
davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak erken feshi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı tüm zararlardan dolayı sorumlu olduğunu, feshi ihbar sürelerine uyulmaması nedeniyle müvekkili şirketin elemanlarına ihbar tazminatı ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.611,78 TL kar mahrumiyeti ile şirketin işçilerine ödemek zorunda kaldığı 25.974,37 TL ihbar tazminatı olmak üzere toplam 28.586,15 TL tutarındaki zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya yapılan fesih bildiriminin haklı ve usulüne uygun olduğunu, taraflar arasındaki "Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinin "Borçlar Kanunu'nda düzenlenen "Vekalet Sözleşmesi" esasına dayanan bir sözleşme olup, davacının gerek işin niteliği, gerekse vekaletin genel esasları çerçevesinde "özenle ifa" ve "sadakat" borçlarının bulunup, sözleşmenin de tamamen "güven ilişkisine" dayandığını,davacı şirketin sözleşmenin başından itibaren işi gereği gibi yapmayıp sözleşmeyi ihlal etmesi nedeni ile ihtar edilmesine rağmen hiç bir sonuç elde edilmediğini,
taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddenin 2. bendinde 7 günlük önel öngörülmüş ise de BK'nun 107/1. maddesi hükmüne dayanılarak özleşmenin Beyoğlu 15.Noterliği kanalıyla gönderilen ihtarname ile haklı olarak feshedildiğini, davacı şirketin 14/04/2008 tarihinde 105.070,00 TL'lik ödeme karşılığında (bakiye hizmet bedeli) davalı şirketi ibra ettiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,taraflar arasındaki Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi'nin BK'da düzenlenen "Vekalet Sözleşmesi " ne benzeyen bir sözleşme olup, vekilin özen ve sadakat borcu bulunduğu, eğer vekil sözleşmeden doğan borcunu özenle yerine getirmiyorsa sözleşmenin haklı nedenle derhal feshedilebiliceği, davacı şirketin 6 ay içinde 4 defa güvenlik müdürü ve pek çok güvenlik elemanı değiştirmesi, güvenilir oturmuş bir ekip kuramaması, davalının ihtarlarına rağmen bu durumun düzeltilmemesi,
dolayısıyla güvenlik hizmetlerinin gereği gibi özenle yerine getirilmemesi karşısında davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, haklı nedenlerin varlığı durumunda sözleşmede belirtilen bir aylık feshi ihbar süresine uyulması gerekmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4609, K. 2012/10399, 13 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama