KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5453 E., 2012/13148 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2010 tarih ve 2008/103-2010/250 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile yapılan sözleşme gereği, müvekkili şirketin muhasebe servisinde kullanılmak üzere davalının bilgisayar yazılım programı hazırladığını, bedelinin müvekkilince ödenmesine rağmen programın istenilen şekilde hazırlanmadığını ve düzgün çalışmadığını, bu hali ile programın beklenen faydayı sağlamadığını ileri sürerek, müvekkilince ödenen 8750 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defi ile birlikte sözleşmede yer alan tahkim şartı nedeniyle mahkemenin görevli olmadığını, hazırlanan programın düzgün çalıştığını, sözleşmenin imzalanmasından dört yıl geçtikten sonra ayıp ihbarında bulunulmasının, beş yıl sonra yıllarca kullanılan program için ödenen bedelin dava yoluyla talep edilmesinin davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; programın 05/01/1999'da teslim edildiği, davacının çektiği ihtarın ardından cevabi ihtarname tarihi olan 01/08/2002 itibariyle bedelsiz destek verildiğinin kabul edilmesiyle, o tarihe kadar programda sorunlar bulunduğunun ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığının belirlendiği, programın istenilen özelliklerde tam anlamıyla çalışmadığı ve bir takım eksikliklerin program içinde giderilmemiş olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporuyla yazılımın tahmini tamamlama oranının %70 ve tenzili gereken miktarın %30 olduğunun belirlendiği,
programın teslimden itibaren tamamlanan kısma göre bazı işlevlerini yapmış olması dolayısıyla kısmen yararlanmanın mümkün olması nedeniyle iade edilecek bedelden bir miktar indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle.
6142,5 USD’nin 06/08/2002 tarihinden itibaren 1 yıllık Amerikan doları mevzuatına devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki ABD dolarının merkez bankası tarafından belirlenmiş efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, taraflar arasındaki sözleşme gereği davalı tarafından hazırlanan bilgisayar yazılım programının istenilen nitelikte çalışmadığı ve işlevlerini yerine getirmediği iddiasına dayalı, ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi heyetinin görüşüne başvurulmuş; son bilirkişi heyetinin çoğunluk görüşüne itibar edilerek yazılımın tahmini tamamlama oranının %70 ve tenzili gereken miktarın %30 olduğunun belirlendiği, kısmen yararlanmanın mümkün olması nedeniyle iade edilecek bedelden bir miktar indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen 07.06.2004 tarihli raporda; programın istenilen düzeyde hiç çalıştırılamadığı ve bu haliyle de çalıştırılamayacağı, sözleşme şartlarına uygun olarak çalışmasının sağlanamadığı, program bedeli dolayısıyla davacının 8.775 USD alacaklı olduğu bildirilmiştir.
Aynı heyet tarafından düzenlenen 16/08/2005 tarihli ek bilirkişi raporunda, LOGO nun versiyon değişikliği dolayısıyla kullanılan data yapısı da değişmiş olduğu için ödeme yönetimi programına yama yapılması gerektiği, bunun bir tamir gibi düşünülebileceği, fakat davalı tarafından yazılan programla ilgisi bulunmayıp davacı tarafından yapılan ana program değişikliğine bağlı bir tamir olması nedeniyle fatura düzenlendiği ve bedelinin ödendiği, ilk raporlarındaki kanaatlerini değiştirecek yeni bir olgunun bulunmadığı ifade edilmiş.
25/12/2008 tarihli ek bilirkişi raporunda da, programın istenilen çalışma koşullarını hiç yerine getiremediği, belirtilen durumda olan program için herhangi bir kısmi kullanımdan söz edilemeyeceği, dolayısıyla ayıplı da olsa bir süre bir kısmının kullanıldığı sonucuna varılamadığı, böyle bir kısmi kullanım bulunsa bile hatalı eksik raporlar sonucu oluşabilecek zarar hususunun tespit imkanı olmadığı, bu durumda satış bedelinden tenzili gereken bir miktarın bulunmadığı açıklanmıştır.
Kısmen yeni bilirkişilerin 07/04/2010 tarihli son raporunda ise; yazılımın tahmini tamamlanma oranının 18/26 yani yaklaşık %70 olduğu, mahkemenin talep ettiği tenzili gereken miktarın tespiti için önerilen yaklaşık yönteme göre tenzili gereken miktarın %30 olduğu kanaati bildirilmiştir. Adı geçen bilirkişi raporunda bilirkişi Temel VAR tarafından ayrık görüş olarak ihtilaf konusu ürünün bilgisayar programı olması sebebiyle programın %70 oranında tamamlanmasının amacın %70 oranında gerçekleştiği anlamına gelmeyeceği dile getirilmiştir.
Bu durumda; mahkemece alınan bilirkişi raporları ile ek raporlarındaki aynı konuda yapılan farklı değerlendirmeleri tartışan ve çelişkiyi gideren, tarafların itirazlarını karşılayan yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, kabul şekline göre, programın tamamlanma oranının %70, bedelden tenzili gereken oranın da %30 olduğu sonucuna varıldığından, davacı tarafından davalıya ödenen bedelin %30'u oranında tenzili gereken kısmının istirdadına karar verilmesi gerekirken; davacı tarafından davalıya ödenen bedelin %70'ine tekabül eden kısmının davalıdan istirdadı yönünde hatalı hesaplama ve değerlendirmeyle hüküm kurulması dahi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5453, K. 2012/13148, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama