KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6442 E., 2012/13660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/01/2011 tarih ve 2009/6-2011/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının S.B.S ibaresini 25. sınıf emtiada marka olarak tescil ettirdiğini, oysa müvekkilinin 2001 yılından bu yana S.B.S. ibaresini kullanarak tekstil sektöründe faaliyet gösterdiği gibi, aynı ibareyi ticaret ünvanı olarak da kullandığını, sekiz yıllık kullanımla yurtiçinde ve yurtdışında maruf hale getirdiğini, davacı ile özdeşleşen ibarenin marka ve ticaret ünvanı olarak kullanma hakkının davacıya ait olduğunu, S.B.S. ibaresinin birebir aynısının davalı tarafından marka olarak tescil ettirilmesinin davacının marka ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz ve iltibas oluşturduğunu,
davalının tescilinin iyiniyetli sayılamayacağını ileri sürerek, davalıya ait S.B.S ibareli 2006/41083 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hüküm fıkrasının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ürünlerinde kullandığı S.B.S ibaresinin şirket ortağı Serdal'ın kendisinin, oğlu Baran'ın ve eşi Sahra'nın isimlerinin baş harflerinden esinlenerek oluşturulduğunu, davalının ibare için daha önce tescil başvurusunda bulunmadığı gibi, müvekkilinin yaptığı başvuruya da itiraz etmediğini, davacının ibare üzerinde üstün hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “S.B.S” ibaresini 2001 yılından itibaren markasal olarak kullandığı, bu kadar süre kullanımla ibare üzerinde markasal hak elde ettiği, davalının ibareyi marka başvurusu yaptığı tarihten önce kullandığını iddia ve ispat edemediği, davacının markasal olarak kullandığı ibare ile davalının tescilli markasının ayniyete yakın derece benzer bulunduğu, davalının markasının tescilli olduğu sınıf ile davacının faaliyet alanının ve tescilsiz markasını kullandığı sektörün aynı olduğu, 556 sayılı KHK’nin 8/3 maddesinde belirtilen koşulların davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2006/41083 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ilan isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6442, K. 2012/13660, 19 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama