KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/649 E., 2012/7239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/07/2010 tarih ve 2008/123-2010/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline tescilli “AKAI” ibareli markanın tanınmış bir marka olduğunu, davalının “AKAI” markası altında kalitesiz mallar üreterek piyasaya sunmasının müvekkili markanın sahip olduğu itibarı zedelediğini ve davalının bu tutumunun haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkili adına tescilli “AKAI” markasının tanınmış olduğunun, marka tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, mal ve hizmette kullanımının yasaklanmasını, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü, davalının “AKAI” ibareli olarak üretmiş olduğu elektronik her türlü cihaza, üretim vasıtalarına,
ambalaj ve paketlerine el konulmasını, her türlü satış ve pazarlama ve üretim faaliyetlerinin yasaklanmasını, el konulan ürünlerin ve üretim vasıtalarının imhasını, 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı markasının tanınmış marka statüsünde yer almadığını, markanın kullanıldığı mal ve sınıfların birbirlerinden farklı olduğunu, bu emtiaların tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğu, davalının sektörel yakınlıktan dolayı davacının markasının bilmediğinin düşünülemeyeceği, markaların birebir aynı ibareyi içerdiği, iltibasın kaçınılamayacağı, davalının markasının tescile dayalı olarak kullanması sebebiyle haksız rekabet ve markaya tecavüz ile ilgili iddialar ve yine buna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı, 556 sayılı KHK'da hükümsüzlük davası sonucu verilen kararın ilan edileceğine ilişin bir madde bulunmadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli 20002/29275 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/649, K. 2012/7239, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama