KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6814 E., 2012/13657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/02/2011 tarih ve 2008/787-2011/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava dışı Yıldırımoğulları Petrol Ürünleri İnş. Teks. Turz. Konf. San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nin ortağı ve 31.07.2003 tarihinden bu yana müdürü olduğunu, 2007 yılı başlarında o zamanki şirket ortaklarının şirkete ait petrol istasyonunun ortaklardan biri tarafından kiralanmak suretiyle işletilmesi konusunda anlaştıklarını, ortaklar arasında yapılan ihaleyle petrol istasyonunun işleticiliğinin bir yıllığına ortaklardan Siraç Yıldırım'a verildiğini, bahsi geçen ortağın şirket hisselerini 14.03.2007 tarihinde davacıya devrettiğini, böylece davacının şirket ortaklığının yanı sıra petrol istasyonunun işletmeciliğini de devraldığını, ikinci yıl yapılan ihalenin ise ortaklardan dava dışı Selim Yıldırım üzerinde kaldığını,
ancak bu ortağın bilahare ihaleden çekildiğini, davacının ihalede ikinci en yüksek teklifi veren olarak işletmenin kendisine kiralanması talebinin davalı tarafından kabul olunmayarak ihalenin iptal edildiğini, bununla birlikte istasyonun fiilen davacı tarafından işletilmeye devam ettiğini, aradan geçen sekiz aylık sürede davalının sorunun çözümü için çaba göstermediği gibi ihaleyi feshederek şirketin ve ortakların zarara uğramasına neden olduğunu, marka değeri ve saygınlığı yüksek olan petrol istasyonunun davalının eylemleri nedeniyle itibar kaybettiğini, ticari sirkülasyonun sekteye uğradığını,
bayiliği yapılan Opet A.Ş firmasının kimi istekleri yerine getirilemediğinden şirketlerinin mahkemeye verilme sürecinin başlatıldığını, davalının basiretsiz tutum ve davranışları ile şirket ve ortaklara zarar verdiği gibi, şirketi idarede ağır kusurlu da olduğunu ileri sürerek, davalının şirket müdürlüğünden azlini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket müdürü olan davalının bu görevinden azli istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, TTK'nun 543. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 161. maddesi gereğince, idare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare, hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir.
Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller, muhik sebep sayılır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda; şirketin vergi borcu dışındaki borçlarının şirket defterlerine işlenmediği, bu bakımdan şirketin tüm borçlarının ne kadar olduğunun ve niçin ödenmediğinin belirlenemediği,
Opet firmasının bayilik sözleşmesini feshinden sonra şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediğinin anlaşılamadığı görüşüne yer verilmiştir.Öte yandan dava dışı Opet A.Ş'nin, şirketin sahibi olduğu petrol istasyonunda belirtilen standartlarda hizmet verilmediği ve eksikliklerin giderilmediğinden bahisle bayilik sözleşmesini 24.11.2008 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak ve takip dosyaları getirtilerek, takip konusu kredilerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bunun şirket defterlerine işlenmemiş olmasının azil sebebi olup olmadığı, keza şirketin bayiliğinin sona erdirilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirilip, azil koşullarının mevcut olup olmadığı tepit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporunun özetlenmesi suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6814, K. 2012/13657, 19 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama