KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8036 E., 2012/14379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/03/2011 tarih ve 2009/33-2011/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "SECRET GARDEN" ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, oysa müvekkilinin bu isim altında satış ve pazarlama yapıp "SECRET GARDEN" markasını tanınmış hale getirdiğini, müvekkilinin öncelik hakkı olduğunu, müvekkilinin davalı ile tek satıcılık sözleşmesi yaptığını, daha sonra sözleşmenin sona erdiğini, davalının müvekkilinden habersiz "SECRET GARDEN" ibaresinin marka olarak tescili için başvurduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazının nihai olarak YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, davalı markasının listesinde kalan emtianın müvekkilinin aynı ibare altında piyasaya sürdüğü ürünlerin benzeri olduğunu,
iltibasa yol açacağını, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğünü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının da imzasının bulunduğu 22.11.2005 tarihli prtokolün 2006 yılında kurulacak şirkete istinaden akdolunduğunu, anılan protokolle "SECRET GARDEN" markasının müvekkili şirkete ait olduğunun düzenlendiğini, davacının anılan protokole konu şirketteki hisseleri devrederken düzenlenen sözleşmede, "SECRET GARDEN" markasının şirket tarafından kullanılamayacağı veya bu markanın şirketten ayrılması ile birlikte davacıda kalacağı şeklinde markanın sadece davacıya ait olacağı şeklinde bir düzenlemenin yer almadığını, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını kullanmakta olduğunu, bu nedenle de marka hakkına bir tecavüz veya haksız rekabet halinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davaya konu "SECRET GARDEN" markası üzerinde sadece üretimini yapmakta olduğu “Zayıflatıcı Yosun”, “Göğüs Bakım Ünitesi”, “Zayıflatıcı Yağ”, “Ağda”, “Tüy Azaltıcı Yağ” ve benzeri kozmetik ürünler açısından bir öncelik hakkına sahip olduğu, bu anlamda markanın kısmi hükümsüzlüğünü talep edebileceği, bu hususun TPE – YİDK tarafından isabetli bir biçimde değerlendirilerek ilgili malların davalıya ait marka tescil başvurusundan çıkarıldığı.
03.sınıfta yer alan ve davalı adına halihazırda tescilli bulunan markada yer alan diğer alt gruplar açısından ise davacının herhangi bir kullanımının olup olmadığının anlaşılamaması nedeniyle, davacının 556 sayılı KHK’nın 8. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına dayanarak davaya konu markanın hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği, davaya konu markanın hükümsüzlüğünün istendiği sınıflarda, davacı adına tescilli herhangi bir markanın bulunmadığı,
davalının TPE YİDK tarafından emtia listesinden çıkarılan emtilar yönünden dava dışı tescilli markasının bulunduğu , davalının bu kullanımının tescilli markaya dayandığı bu nedenle markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşmayacağı gerekçesiyle davanın redine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8036, K. 2012/14379, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama