KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15430 E., 2013/14358 K.·(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/04/2012 tarih ve 2010/374-2012/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin peynircilik ve süt ürünleri alanındaki faaliyeti ile ticari itibar kazanmış ve yıllardır Türkiye'nin en saygın bankaları nezdinde yüksek kredibiliteye sahip bir şirket olduğunu, ancak müvekkilince davacı banka nezdinde bulunan ticari kredili mevduat hesabında 7.00 TL'lik borcunun bulunması nedeniyle, Merkez Bankası memzuç kayıtlarında, borçlu olarak gözüktüğünün öğrenildiğini, anılan kredi borcunun 24.04.2007 tarihinde 470.00 TL ödenerek müvekkilince kapatıldığı halde davalı tarafça hesap işletim ücreti ve faiz tahsilatı adı altında yasal olmayan kesintilerle müvekkilinin borçlu hale getirildiğini,
müvekkilince yapılan başvuruya rağmen davalı tarafça bu kaydın düzeltilmediğini, davalı bankanın açıklanan bu haksız fiili nedeniyle müvekkilinin bankalardan kredi alımının zora girdiğini, ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek, öncelikle Merkez Bankası memzuç kayıtlarında ödenmeyen faiz, komisyon alacağı adı altındaki geçmişe dönük borç kaydının terkini ile, 10.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 28.11.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine göre 30.11.2006 tarihinde davacıya destek hesabı/kredili mevduat hesabının tanımlandığını, davacının 24.04.2007 tarihinde kredili mevduat hesabındaki riskine karşılık 470.00 TL ödeme yaptığını, bu miktarın 343,69 TL'sinin ana para tahsilatına sayıldığını ve hesapta 126,31 TL bakiye kaldığını, bu bakiyeden 27.04.2007 tarihinde 5.00 TL hesap işletim ücretinin kesilmesi ile hesapta 121,31 TL'nin kaldığını, ay sonunda da 125,08 TL faiz, BSMV ve ekstre ücretlerinin tahakkuku sonucu hesaptaki bakiyenin -3,77 TL'ye düştüğünü,
bu tarihten Ocak 2008'e kadar sadece faiz tahakkuklarıyla bu bakiyenin büyüdüğünü, ödenmemesi üzerine hesapta gözüken - 5.96 TL borç miktarı, 21.01.2008 tarihinde Merkez Bankası'nın Risk ve Protestolu Senet İşlemleri Genelgesi uyarınca, Merkez Bankasına otomatik olarak gönderilen Risk Santral Raporlamasında (memzuç kayıtlarında) tasfiye olunacak alacaklar içerisinde yer aldığını, ancak borç miktarının yanlışlıkla 20.00 TL olarak bildirildiğini, davacının gecikmeden çıktığı Şubat 2008 dönemine ilişkin raporlama ile riskin kalktığının bildirildiğini,
davacıya ekstrelerin her ay düzenli olarak gönderilmesi ve internet aracılığıyla hesap hareketlerini görebilme imkanı nedeniyle davacının hesabında borç bulunduğunu bilmediği yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı uygulamasının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve yasal mevzuat açısından uygun bulunmadığı, Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar için Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen Merkez Bankası Genelgesince;
kredi borçlarında, ana para, faiz veya her ikisinin ödenmesinde 90-180 günlük veya 1 yıllık gecikmenin olması durumunda, tasfiye olunacak alacaklar risk kodundan Merkez Bankası'na bildirim yapılmasının düzenlenip, davalının davacı hakkında yaptığı bildirimin, davacının kullandığı kredinin ana para ve faiz borcundan kaynaklanmadığı, davacının, dava konusu bildirim nedeni ile yaptığı kredi başvurusunun olumsuz çıkıp, ilgili bankalarca bölge müdürlüğünün onayı ile kredi kullandırıldığı, kredi başvurularında gecikme yaşandığı,
bu durumun davacının şahsiyet haklarını ihlal ettiği ve davalı tarafından hatalı uygulama sonucu yapılan bildirimin silinmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 3.000.00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine. Merkez Bankası'ndaki 31.01.2008 tarihli hatalı bildirimin silinmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davacının kredili mevduat hesabındaki borç bakiyesinin davalı bankaca Merkez Bankası’na tasfiye edilecek alacak olarak bildirilmesinden kaynaklanan manevi zararının tazmini istemine ilişkindir.
Risk ve Protestolu İşlemler Genelgesine göre bankalarca kullandırılan toplam kredi limiti veya riskleri bireysel kredilerde 5.000,00 TL’yi aşması durumunda durumun bankaca Merkez Bankası'na bildirileceği, ancak tasfiye olunacak alacakların belirtilen limite bakılmaksızın bildirimde bulunulacağı düzenlenmiştir.
Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 4/c-3. maddesinde tasfiye olunacak alacaklar; anaparanın, faizin veya ikisinin tahsili vadesinden veya ödenmesi gereken tarihlerden itibaren doksan günden fazla geciken alacaklar olarak düzenlenmiştir.
Bu durumda, davacının kredili mevduat hesabında 30.04.2007 tarihinde oluşan 3,77 TL borç bakiyesinin 90 günden fazla ödenmemesi üzerine davalı bankaca ödenmeyen miktarın anılan genelge ve yönetmelik hükümleri uyarınca Merkez Bankasına bildirilmesinde bir usulsüzlük bulunmaması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15430, K. 2013/14358, 5 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama