KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17648 E., 2013/15366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.09.2012 tarih ve 2009/250-2012/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TSE markasının sahibi olduğunu, 132 sayılı kuruluş kanunu uyarınca TSE markasının izinsiz başkaları tarafından kullanımının mümkün olmadığını, davalı şirketin dolumunu gerçekleştirdiği yangın tüpleri üzerine yapıştırdığı etiketler üzerinde TSE markasını izinsiz kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, bu hususla ilgili Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduklarını ve davalı şirketin yetkilisi hakkında Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2009/277 esas sayılı dosyasında dava açıldığını ileri sürerek, davalının müvekkilinin marka hakkına vaki haksız tecavüzünün önlenmesine, 8.260,00TL maddi ile 41.300,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sadece dolum yaptığını, TSE etiketini tüplere yapıştırmadığını, dolumunu yaptığı tüpleri başka firmaların ürettiğini, bu nedenle eylemin marka hakkına tecavüz oluşturmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının başkaları tarafından dolum yapmak üzere kendisine getirilen yangın söndürme tüplerini doldurduktan sonra üzerine kendi unvan ve tanıtıcı işaretlerini gösterir etiket yapıştırdığı, etiket üzerinde TSE markasının da bulunduğu, bunun iş sahiplerinde ürünlerin dolumunun TSE standardına uygun olarak yapıldığı yönünde algılama oluşturabileceği ve bu sebeple eylemin davacı marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilebileceği düşünülmüş ise de davalının eylemi hakkında suç oluşturmadığı gerekçesiyle ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verildiği,
beraat kararının niteliği gereği eylemin hukuka aykırı olmadığı yargısını içerdiği, eylemin hukuka aykırı olmadığı yönünde verilen kesinleşmiş ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılaması için kesin bağlayıcı niteliği bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ceza mahkemesi kararında maddi olaya ilişkin belirlemenin hukuk hakimini bağlayıcı bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17648, K. 2013/15366, 10 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama