KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18307 E., 2013/16333 K.·(Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
649 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2012 tarih ve 2009/198-2012/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin antik Likya ve Pamfilya (Antalya Vilayeti) coğrafi bölgelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izinleriyle çalışmalar yaptığını, davalının müvekkilinin sorumluluğunda yapılan çalışmalar sırasında elde edilen buluş niteliğindeki bilgileri kendi fikri gibi kullanmaya başladığını, dava konusu edilen intihal eyleminin MNARA ismindeki antik bir kentin yerinin bilimsel metotlarla saptanması meselesine ilişkin olduğunu, müvekkilinin bu antik kentin Yarbaşçandır Köyü’nün 10 km kadar güney doğusundaki Kavak Dağı’nın üstündeki ören yerinde bulunduğuna ilişkin görüşünün harita ve makalelerinde yayımladığını,
davalının sonradan gerçekleştirdiği 2002 ve 2003 yıllarında yapılan araştırma sonuçları toplantılarında müvekkiline ait bu görüşü kendi görüşü gibi ortaya koyduğunu, davalının bu eylemlerinin intihal niteliğinde olduğunu ve müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını ileri sürerek, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 2001 yılında basılan Epigraphica Anatolia adlı süreli yayının 33. sayısında ve davacının aynı dergide ''batı pamphylia kemer civarında olbila ve birkaç diğer kıyı kenti'' adlı almanca makalenin 156. sayfasındaki haritada kavak dağı üzerinde kırmızı nokta ile belirlenerek antik Mnara kentinin Kavak dağı üzerinde olduğuna dair buluşunun, davalı tarafından 2002 yılındaki makalesinde tanımladığı yerin davacının buluşu ile aynı yere işaret ettiği,
ancak yayın sırasında davacı tarafından bulunduğuna dair bir isim belirtmediği gibi kendisi tarafından bulunduğu görüşüne yer vererek intihal yaptığı ve FSEK 35. maddede belirtilen iktibas serbestisini ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece, davacı tarafından bulunduğu iddia olunan antik kentin, yine davacının yayınladığı makale ve süreli yayındaki harita üzerinde işaret etmesine karşın, davalının 2002 yılındaki makalesinde davacının ismi belirtilmeksizin kendisi tarafından bulunduğu ifade edilmek suretiyle intihalde bulunduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK hükümlerine göre, eser olarak korunan fikrin kendisi değil büründüğü şekil, başka bir deyiş ile fikrin ifade biçimidir. Bu ifade tarzı aynı Kanun'un 1/B maddesinde yer alan "sahibinin hususiyeti" yani anlatım biçimi "üslup"da kendisini gösterir. Ayrıca da, eser sahibine ait fikri hak koruması hangi biçimde tanımlandığı, açıklandığı, şekillendirildiği veya eserde yer aldığına bakılmaksızın fikir, usul, yöntem, işlem, sistem, işletme metodu, kavram, prensip, keşif ve buluşları kapsamaz. Koşulları mevcut olduğu taktirde bu gibi buluş, yöntem ya da keşiflerin patent, faydalı model, haksız rekabet vb. hükümlerine göre korunması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta ise, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, davacı tarafından 2001 yılında yayınlanan makalede açıklanan Mnara antik yerleşim yerine ilişkin tanımlama ve bu kentin haritada gösterildiği işaret noktası dışında, söz konusu makalede ifade edilen ve davacının hususiyetini taşıyan bilimsel metnin de davalı tarafından 2002 yılında yayınlanan makalede izinsiz olarak ve 5846 sayılı FSEK 35. maddesine aykırı bir şekilde alındığı hususunda bir tespit bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı eylemi sadece davacı tarafından daha önce bilimsel yöntem ve araştırma sonucu bulunan ve coğrafi olarak işaretlenen antik yerleşim yerine ilişkin belirlemenin davalı tarafından yayınlanan makalede davacı buluşu olduğundan bahsedilmemesinden ibaret olduğuna göre, 5846 sayılı FSEK 1/B ve 2. maddelerinden kaynaklanan eser sahipliğine dayalı bir iddianın somut uyuşmazlıkta tartışma yeri bulunmadığı halde, yazılı gerekçe ile 5846 sayılı FSEK 35. ve 67. maddelerinden bahisle manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18307, K. 2013/16333, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama