KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18310 E., 2013/16856 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 04.07.2012 tarih ve 2010/469-2012/759 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, şirket müdürü olan diğer ortak ...'nin masraflar yaparak bunlara ilişkin fatura ibraz etmediğini, şirket kayıtlarını göstermediğini, müvekkillerinin çalışma ortamına kamera yerleştirdiğini, bu hususun taraflar arasında güven bunalımına yol açtığını ileri sürerek, davacıların haklı nedenle şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, olmadığı takdirde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, iddiaların doğru olmadığını, davacıların edindikleri şirket sırlarını anne ve babaları adına kurdukları yeni şirkette kullanmaya başladıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirketlerde dava tarihi itibariyle en az iki ortak bulunmasının zorunlu olduğu, davacıların ortaklıktan çıkma talebinde bulunmalarının hukuken mümkün olmadığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu ve ortak bir ekonomik gaye için çalışmalarının artık mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, ortaklıktan çıkma talebinin reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, resen tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece davacıların davalı limited şirketten çıkma istekleri haklı bulunmuş, ancak Kanun'un amir hükmü nedeniyle davalı şirketin tasfiyesine karar verilmiştir. Bu durumda davacıların reddedilen talepleri bulunmamaktadır. Şu halde, mahkemece reddedilen bir talep varmışcasına davalı şirket vekili lehine vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18310, K. 2013/16856, 26 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama