KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/6006 E., 2013/18324 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.10.2011 tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin 2009/29060 sayılı başvuru ile 43. mal/hizmet sınıfında "KADAGAN İMREN" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı ...'in "İMREN" esas unsurlu markalarını dayanak göstererek yaptığı itirazın davalı TPE'ce kabul edildiğini, oysa markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, "İMREN" markasının esasen 99/017252 sayı ile dava dışı ... adına "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"nde tescilli bulunduğunu, davalı ...’in markasının yiyecek ve içecek hizmetleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, sadece tatlıcılık faaliyetinde kullanıldığını,
İzmir Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nde müvekkili aleyhine açtığı markaya tecavüz davasını kaybettiğini, YİDK kararının marka hukukuna uygun olmadığını ileri sürerek, TPE YİDK'nun 17.03.2011 tarih ve 2011-M-487 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, dava konusu markaların ortak unsurunun "İMREN" kelimesi olduğunu, müvekkili Enstitüce yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili , müvekkilinin "İMREN" esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, "İMREN" ibareli markasının davalıya ait tescillerden çok daha öncesinden oldukça uzun yıllardır kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, Çeşme Alaçatı'da yiyecek içecek imalatı, kafe, pastane, lokanta ve kahvaltı salonu işletmeciliği işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin davacının ileri sürdüğü gibi sadece tatlıcılık hizmeti vermediğini, davacı başvurusunun esas unsurunun da "İMREN" ibaresi olduğunu, markalarda "İMREN" ibaresi haricindeki diğer kelimelerin tanımlayıcı nitelikte olduğunu ve markalara ayırt edicilik sağlamadığını, markaların iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait marka başvurusu "KADAGAN İMREN" ibaresinden oluşan kelime markası olduğu, sözcüklerin yanında herhangi bir şekil veya figüre yer verilmediği, ancak marka başvurusunda yer alan "KADAGAN" ve "İMREN" sözcüklerinin aynı fonda ve aynı stille yazıldığı biri diğerinin yerine geçecek büyüklük veya tarzda olmadığından her iki sözcüğün markada esas unsur olduğu,
davalıya ait redde dayanak markalarda ise, "İMREN" sözcüğünün yanında "1941'den yarınlara”, "HAN", "ALAÇATI TATLICISI" gibi unsurlar mevcut ise de, bu ibarelerden hiçbiri özel yazım tarzı ile yazılmış ve ilk bakışta dikkat çeken "İMREN" sözcüğünün markanın esas unsur olduğu,
davacının marka başvurusunda aynı yazım tarzı ile "İMREN" sözcüğü yanında "KADAGAN" sözcüğü mevcut ise de, "İMREN" sözcüğü markanın esas unsurlarından biri konumunda olduğu markanın muhatabı hedef kitlenin orta düzeydeki tüketicilerin davacı markası ile karşılaştıklarında farklı bir marka ile karşı karşıya olduklarını anlasalar dahi bunun davalı markalarının bir uzantısı, diğer bir anlatımla, davalı markalarının bir serisi gibi algılayabileceği,
ya da işletmeler arasında idari/ekonomik bir ilişki olduğunu düşünebilmelerinin kaçınılmaz olacağından 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/6006, K. 2013/18324, 21 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama