KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1267 E., 2013/18842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.07.2012 tarih ve 2008/35-2012/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, özetle; müvekkili şirketin 1997’den beri şirket unvanıyla birlikte tescilsiz olarak kullandığı Reibel markasını 2004/39773 sayı ile 35. 39. ve 43. sınıflarda TPE nezdinde tescil ettirdiğini; müvekkili şirketin ve markasının, iş kapasitesi ve tanınmışlığının yüksek olduğunu.
Reibel ismini ve markasını yaptığı başarılı işler sayesinde daha bu ismin markalaşmasına gerek kalmadan bütün Türkiye çapında duyulmasını sağladığını; davalı şirketin ise yurt dışında kurulan yabancı menşeli bir şirket olup, Türkiye’de hiçbir faaliyetinin bulunmadığını ve her nasılsa Reibel ibaresini 2004/28533 numarası ile TPE nezdinde 39. sınıf mal ve hizmetler için tescil ettirildiğini, Reibel markasına yurt içinde ve müvekkili şirketin hizmet verdiği ülkelerde ayırt edici nitelik kazandıranın müvekkili şirket olduğunu, zira bu markayı 1997 yılından beri yaygın ve etkin bir şekilde kullandığını,
böylece markanın Türkiye ve müvekkilinin hizmet verdiği ülkelerde herkesçe bilinmesini sağladığını ileri sürerek, müvekkilinin Reibel markasını tescilsiz olarak öncelikli kullanımı nedeniyle davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkili markasıyla 39. sınıfta paralel kullanımı doğrultusunda karar verilmesine, hükmün özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın müvekkili şirketin Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde davacı şirket aleyhine açtığı 2008/40 E. sayılı tecavüzün men'i davasını sürüncemede bırakmak için açılmış kötü niyetli ve hukuka aykırı bir dava olduğunu, TPE nezdinde davacı şirket adına tescilli herhangi bir Reibel markasının bulunmadığını, davacı ... Taşımacılığın, müvekkili şirketin başvurusundan sonra 2004/39773 başvuru numarasıyla tescil talebinde bulunduğunu, ancak bu başvurunun müvekkilinin 2004/28553 sayılı markası nedeniyle tescil edilmediğini, tescilde teklik ilkesi gereği bunun aksinin zaten mümkün de olmadığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının "Reibel+Şekil'" markasının TPE nezdinde 2004 28533 numara ile. hizmet olarak ve 39. sınıfta ve 07/09/2004 tarihinden itibaren 10 yıl süre için tescil edildiği, davacının ise.
"Reibel+Şekil" markasının kendi adına TPE nezdinde 2004 39773 numara ile 35. 39 ve 43. sınıflarda tescili için 03/12/2004 tarihinde TPE'ye başvurduğu, TPE Markalar Dairesi Başkanlığının, davacının bu başvurusunu davalının markasını gerekçe göstererek 39. sınıf hizmetler bakımından (kısmi olarak) reddettiği, davacı şirketin Reibel ibaresini ticaret unvanının esas unsuru olarak davalının markasının tescili tarihinden önce.
1998'den beri kullandığı, davacının, tüm bu belgeler üzerinde "Reibel" işareti yanında davalı şirket markasında aynen yer alan halat şekli içerisinde "R" harfini de ticaret unvanı ile birlikte kullandığı, davacı şirketin bu kullanımının, bir tanıtıcı işaretin sırf ticaret unvanının vurgu sözcüğü olarak kullanımı olarak değil, ticaret veya hizmet sırasındaki bir markasal kullanım olarak da kabul edilebileceği, bu durumda ise davacının davalı şirketin markasını onun davalı adına tescili tarihinden önce kullandığı, böylece davacının eskiye dayalı kullanım iddiasının yerinde olduğu,
ancak, dosyaya mübrez belgelerden, davalı şirketin aynı işareti ve şekli davacı şirketten de önce, yani 1998 yılından önce kullandığının tespit edildiği, bu durumda da, davacı şirketin eskiye davalı kullanım iddiasının davalı şirket lehine işletileceği, davacı şirketin söz konusu markanın tescilini istediği diğer sınıflar bakımından ise davacının tanınmış marka iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1267, K. 2013/18842, 25 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama