KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1351 E., 2013/18253 K.·Cumhuriyet Şubesi Müdürlüğü
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
652 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada...2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.10.2012 tarih ve 2008/325-2012/562 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından 16/12/2005 tarihli genel ticari sözleşmelere dayanılarak 29.350 TL kredi kullanıldığını, kredi sözleşmesinde davalılardan ...'in asıl borçlu, ...'in ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının mevcut bulunduğunu, davalı ... ve kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaları bulunan ... ve...Otomotiv Ltd. Şti.'nin de borcunu ödememesi üzerine ihbarname tebliğ edildiğini, ancak davalıların borçlarını ödememekte ısrar ettiğini ileri sürerek 7.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ..., davacı bankadan kredi almadıklarını ve kredi sözleşmesindeki imzayı kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda sözleşmedeki ... adına atılan imzanın bu kişi eli ürünü olmadığı, ... adına atılan imzanın ise ... eli ürünü olduğu belirtilmiş ise de,...Ziraat Bankası Şubesi'nden içlerinde...Otomotiv Şirketi'nin de olduğu çok sayıda kredi çekilmesi olayının olduğu ve...Şirketi yetkilileriyle bir grup banka çalışanı hakkında...3.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/14 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, soruşturma sırasında alınan kriminal raporda mahkememizde davaya konu olan 16/12/2005 tarihli sözleşmedeki ... ve ...'in imzalarının da incelendiği, sözleşmedeki imzaların bu kişilerin eli ürün olduğuna ilişkin bulguya rastlanmadığının belirtildiği, ceza dosyasındaki belgeler ve ifadelerden kredi çekilmiş gibi işlemler yapılıp bankayı zarara uğratanlar tarafından belgelerin hazırlandığı, işlemlerin tamamlanması için davalının isminin kullanıldığı, kredinin fiilen davalı ... tarafından çekilmediği,
davacı bankanın yapılan işlemleri iyi kontrol etmediği ve bu şekilde zararın oluşmasında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Somut olaya ilişkin...Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında...Kriminal Polis Laboratuvarı'ndan alınan ekspertiz raporunda, ... adına düzenlenmiş kredi sözleşmesinde ... adına atılı bulunan imzalar ile ilgilinin mevcut örnek imzaları arasında yapılan incelemede bu imzaların adı geçen şahıs eli ürünü olduğunu gösteren ortak grafolojik bulgulara rastlanılmadığının bildirilmesine, yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda da inceleme konusu belgelerde yer alan imzaların ... eli ürünü olduğunun belirtilmiş olmasına göre, kredi başvuru formu ile sözleşmesi ve dekontta bulunan ... adına atılmış imzaların bu kişiye ait olup olmadığı yönündeki çelişki giderilmeden karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Ayrıca, davacı ile somut uyuşmazlığa konu kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olan davalıların müşteki sıfatında bulunduğu, dava dışı...Otomotiv Ltd. Şti. yöneticilerinin sanık konumunda bulunduğu ağır ceza mahkemesindeki davanın yargılamasının devam ettiği anlaşılmaktadır.
Ceza mahkemesi kararlarının, hukuk mahkemesine etkisi, hukukumuzda 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında, esas hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Gerek öğretide ve gerekse Dairemizin yerleşik içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, ceza mahkemesi kararlarında saptanan maddi olgular, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasını bekletici sorun yapması halinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk davasında kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı 2001, cilt:V, s:5153).
Tüm açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yürütülmekte olan cezai yargılamanın hukuki sonuçlarının BK'nın 53. maddesi çerçevesinde dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da yerinde olmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1351, K. 2013/18253, 21 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama