KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/2416 E., 2013/18817 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.02.2012 tarih ve 2010/309-2012/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile dava dışı...in Etibank ... Şubesi’nde bulunan teselsülsüz müşterek hesap olduğu mahkeme ilamı ile sabit olan hesaptan, kendi payını aşarak diğer hesap sahibinin payına tecavüz oluşturacak şekilde dava dışı Ümit Özeray’a yetki vererek para çekilmesine neden olduğunu, müvekkilinin kesinleşen mahkeme ilamı doğrultusunda zarara uğrayan diğer hesap sahibine ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, 132.446,29 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ...' in dava dışı kişiyi yetkilendirerek müşterek banka hesaplarından... in payına düşen parayı tahsil ettirmek suretiyle sebepsiz zenginleştiği, bankaca ödenen bu parayı ferileriyle birlikte iade etmesi gerektiği, kesinleşen mahkeme kararı ve gerekçesi gözetildiğinde iyi niyetli sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı ... vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, tebligatın çıkarıldığı “...” adresinin müvekkilinin 2003 yılında taşındığı eski adresi olduğunu, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, gerekçeli kararın da aynı adrese Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ edildiğini, karardan müvekkili aleyhine icra takibi yapılınca haberdar olduğunu, ancak her nasılsa icra takibinin müvekkilinin yeni adresine tebliğ edildiğini bildirmiştir.
Dosyada yapılan incelemede, dava dilekçesinin davalının “...adresine tebliğe çıkarıldığı ve “25.05.2010 tarihinde adresin sürekli kapalı olması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre mahalle muhtarı imzasına tebliğ edildiği ve 15 nolu komşusuna haber verildiğinin yazıldığı, bilirkişi raporunun tebliği için aynı adrese çıkarılan tebligatın ise davalının adres bırakmadan ayrılması nedeniyle bila tebliğ edildiği, gerekçeli kararın ise aynı adrese Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür.
Oysa davacının 21.03.2003 tarihinde tebligatın yapıldığı “...Apartmanı’ndan taşındığı, o tarihten beri de “... adresinde oturduğu anlaşılmıştır. 1982 Anayasasının 36, HUMK'nun 73, 6100 sayılı HMK'nun 27. maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı nazara alınmadan karar verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Bu durumda, mahkemece, dava dilekçesinin yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde davalının bilinen en son adresine tebliğ edilmesi gerekirken, davalının 2003 yılında taşındığı adresine tebliğ edilerek yargılamanın davalının yokluğunda sonuçlandırılması doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/2416, K. 2013/18817, 25 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama