KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6897 E., 2013/21602 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.09.2012 tarih ve 2009/180-2012/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1989 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ nden mezun olurken diploma projesi olarak duvara 4x7 metre ebadında bir rölyef yaptığını, ayrıca heykel parkı denilen bahçeye 4 metre boyutlarındaki metal bir heykel de yaptığını, ancak davalı ...’ın fakülte dekanı olduğu dönemde rölyefin kırılarak üzerinin suntalam panellerle kapatılarak görünmez hale getirildiğini, bahçedeki heykelin etrafına konulan sarmaşıklarla tamamen kapatıldığını, davacı tarafından yapılan rölyef ve metal heykelin güzel sanat eseri olup,
FSEK'nun 16 ve 17/2.maddeleri hükümlerine aykırı olarak davacıya ait eserlerin davacının rızası dışında bozulduğunu, bu durumun davacının şeref ve itibarını zedelediğini ileri sürerek, bedeli karşı taraftan alınarak davacıya ait rölyefin davacı tarafından eski haline getirilmesine, heykelin etrafındaki sarmaşıkların kaldırılmak suretiyle eski haline getirilmesine, 60.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, rölyef ve heykelin fakülte tarafından korunmasının 5 yıl süreyle sınırlı olduğunu, bu sürenin 30.06.1994 tarihinde sona erdiğini, her öğrencinin diploma projesi olarak yaptığı eserleri süresiz olarak korumanın maddeten imkansız olduğunu, aksi halde bütün öğrencilerin yaptığı eserleri korumak için yer bulunamayacağını, manevi tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, öğrencilere yaptırılan ödevlerin eser olmadığını, eserlerin bulundukları yerde eski hale getirilmesinin istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK 16. maddesi hükmüne göre davacının sahibi olduğu eserlerin değiştirilmesi ve yok edilmesini men yetkisinin bulunduğu, 1 yıllık saklama süresi sona erdikten sonra davacıya eserlerini teslim alması yönünde bir bildirimde bulunulmadığı, davacının eseri teslim almamasının davalıya eserin bütünlüğünü bozma yetkisi vermediği,
teşhirden sonra kaldırılmayacak nitelikte rölyefin üzerinin suntayla kapatılmasının ve bahçede bulunan heykeli saran sarmaşıkların kaldrılmamasının davacının manevi haklarını ihlal ettiği, davalı ...'ın Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı olarak hareket etmesi nedeniyle eyleminden ortaya çıkan sonuçtan temsil ettiği kurumun sorumlu olduğu,
bu davalının özel bir kastla davacının eserlerine tecavüz ettiğinin ortaya konulmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne, davalının manevi haklarının ihlal edildiğinin tespitine, rölyefin 15.000 TL tutarındaki bedeli davalı tarafından karşılanarak ve davacı tarafından onarılarak eski hale getirilmesine, heykelin etrafındaki sarmaşıklar kaldırılmak suretiyle eski hale getirilmesine,
10.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinin anlaşılamaması nedeniyle dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6897, K. 2013/21602, 28 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama