KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/4218 E., 2024/144 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ocak 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1613 Esas, 2022/208 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/95 E., 2019/78 K.
Karar Metni
804 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1983 yılında sınai haklar alanında hizmet vermek amacıyla kurulduğunu, kurulduğundan bu yana "Destek" ibaresini ticaret unvanı olarak nizasız ve fasılasız şekilde kullandığını, bu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin tanınmış markası olduğunu, davalının ise müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, İTO kayıtlarında yapılan sorgulamada meslek grubu olarak 28-İşletme Destek Hizmetleri alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğunun anlaşılacağını, davalı tarafın ticaret unvanının tescilinin tamamen kötüniyetli olduğunu, bu durumun müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma amacıyla yapıldığını,
bu durumun aynı zamanda haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturduğunu belirterek davalının ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde "Destek" ibaresinin unvanından çıkarılmasına, davalının eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ve davalının ticari unvanlarının asli unsurunun destek olduğu, davacının seri şekilde destek ibareli markalarının bulunduğu, davalının ticaret siciline 12.10.2015 tarihinde tescil edildiği, davacının ise 2006 yılından beri ticaret unvanını kullandığı ve markalaşma sürecinde bulunduğu, davacının destek unvanı ile tanınmış olduğu, davacı ile davalı unvanlarındaki destek ibaresinin tüketiciler nezdinde birebir aynı olduğu ve iltibasa yol açacağı, davacının bu ibare üzerinde üstün hak sahibi olduğu,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca davacının davalının kullanımına son verilmesini isteyebileceği, ancak davalının usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanması nedeniyle markaya tecavüz ve haksız rekabetten söz edilemeyeceği, davalının ne şekilde davacıya zarara uğrattığının ispatlanamadığı, davalının ticaret unvanı terkin edilmediği sürece koruma sağladığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat istemlerinin reddine, davalı unvanından "DESTEK" ibaresinin terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 6102 sayılı Kanun hükümleri gereğince "DESTEK" ibaresinin tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının davacıdan çok sonra bu ibareyi ticaret unvanı olarak haksız yarar sağlamak amacıyla kötü niyetle kullandığını, davalının müvekkilinden haberdar olduğunu, davalının unvanındaki destek ibaresinin müvekkilinin marka haklarına da tecavüz teşkil ettiğini, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğunu, işletmelerin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, iltibas durumunun sabit olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olduğunu,
davalının davacı ile aynı ticaret unvanı kullanmasının davalı tarafından marka olarak kullanılmadığı sonucuna ulaşılamayacağını, dolayısıyla markaya tecavüz ve haksız rekabet ile manevi tazminat yönünden red kararının doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafın 12.10.2015 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, usulüne uygun bir şekilde tescil ile ilan edilen ticaret unvanının kullanımından dolayı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten söz edilemeyeceği, dolayısıyla manevi tazminat talebinin koşulları da somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4218, K. 2024/144, 10 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama