KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1213 E., 2024/4849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1314 Esas, 2022/2398 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Sarıkamış Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/8 E., 2019/132 K.
Karar Metni
1.420 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaa etmeyi planladığı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından desteklenen projenin teknik malzemeleri ve proje dışı satın aldığı bir kısım malzemelerin bedeline ilişkin olarak davalı ile anlaştıklarını, müvekkilinin davalıya 455.000,00 TL borç senedi verdiğini, bu senedin müvekkil ve eşinin imzasını içerdiğini, diğer kısımların boş halde davalıya verildiğini, senedin önemli bir kısmının ödendiğini, ödemeye karşılık davalıdan noter tarafından düzenlenen ibraname alındığını,
kalan borcunun ifası için vade tarihi olarak TKDK tarafından kendisine destek parasının ödeneceği tarihinin kararlaştırıldığını, bakiye borç için kararlaştırılan vade tarihinin davacı tarafından borç senedinin arkasına işlendiğini, davalının, senedin boş kısımları doldurup senet üzerinde tahrifat yaparak, senedin ödenen kısmını da mahsup etmeyerek borcun tamamı üzerinden aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkilinin mal varlığına haciz konulduğu,
TKDK tarafından müvekkiline verilmesi kararlaştırılan destek parasının verilmesi için hacizlerin kaldırılmasının şartı koştuğunu, müvekkilinin destek parasından olmamak için desteğin yatacağı bankaya talimat vererek takibe konu borç ve ferilerinin davalıya ödenmesi taahhüdünde bulunduğunu belirterek icra dosyasında fazla tahsilat nedeniyle müvekkiline geri verilmesi gereken asıl alacak, faiz ve müvekkilinden tahsil edilen icra vekalet ücreti ile icra giderlerinin kesinleştiği anda arttırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL alacağın davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında uyuşmazlığa konu bonolar ile girişilen icra takibinden sonra tarafların 23.12.2016 tarihinde "Sulh Protokolü" başlıklı bir belge imzaladıkları, taraflarca imzalanan bu belge uyarınca davacıların borcu kabul edip, bankaya verilecek talimat yoluyla ödeneceği, bunun karşılığında tarafların birbirini ibra ettikleri, birbirlerinden hak ve alacak talep etmeyeceklerini kararlaştırdıkları ve imza inkarına yönelik belgeler araştırılırken davacı tarafın aynı gün imzaya itiraz davasından feragat etmesinin hakkaniyete ve hukuk kuralları ile bağdaşmadığı, protokolün cebri icra tehdidi altında imzalanmadığına dair aksini yazılı delillerle davacının kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hüküm kurmaya el verişli olmayan bilirkişi raporunun dayanak yapıldığını, davalının dayandığı faturaların dava konusu yapılan senetlerden sonra düzenlendiğini, düzenlenen her iki faturanın da kapalı fatura özelliğinde olduğunu, kapalı fatura bedelinin tahsil edilmediğinin ispatını faturayı düzenleyen davalıya ait olduğunu,
davalının alacak kalemlerine eklenen ve taraflarınca itiraz ettikleri her iki faturanın düzenlendikleri tarih itibariyle ödenip ödenmediği bu haliyle davalının alacağına ilave edilip edilmeyeceği hususunda tarafların muhasebe ve defter kayıtları incelenerek değerlendirilme yapılması için bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılması sonucunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kars 1. İcra Dairesinin 2016/8986 E. sayılı icra dosyası incelendiğinde, davalı tarafından borçlular davacı ... ile dava dışı Hasan Karakurt hakkında 29.10.2016 düzenleme tarihli 30.11.2016 vade tarihli 12.000,00 TL bedelli ve 28.10.2016 düzenleme tarihli 30.11.2016 vade tarihli 455.000,00 TL bedelli bonolara dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara 12.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular tarafından süresi içerisinde yapılmış bir itiraz bulunmadığı,
Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/60 D.İş ve 2016/60 K. sayılı ilamı ile borçluya ait hak ve alacakların 467.000,00 TL'lik kısmına ihtiyati haciz konulduğu, borçlular tarafından 23.12.2016 tarihinde icra dosyasında ödeme taahhüdünde bulunulduğun anlaşıldığı, ödeme taahhüdünün ihtiyati haczin infaz edildiği esnada verilmediği anlaşıldığından davacıların imzalamış olduğu ödeme taahhüdünün geçerli olduğu, kaldı ki ödeme taahhüdünün geçersiz olduğuna dair herhangi bir istinaf nedeni ileri sürülmediği,
ayrıca davacı tarafından takibe konu senetlere ilişkin Kars Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet başvurusuna ilişkin 2016/5265 Soruşturma dosyasında 19.12.2016 tarihinde vermiş olduğu ifadede senetlerin miktarının doğruluğunu kabul ettiğinin görüldüğü, davacı vekili tarafından, 29.10.2016 tarihli 74.225,00 TL fatura ile 01.11.2016 tarihli 11.953,00 TL bedelli faturaların senetlerden sonra düzenlendiği, her iki faturanın da kapalı fatura olduğu,
bu faturaların bedelinin ödenmiş olduğu anlamına geldiği hususunun gözetilmediği ileri sürülmekte ise de, davalı tarafça yapılan takip kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi olup, bu senetlerin ödendiğine dair ya da ödemelerin bu senetlere yönelik olduğuna dair yazılı belge ile davacı tarafından senetlerin ödendiğinin ispatlanması halinde senet bedelinin ödendiği kabul edilebileceğinden davacı vekilinin kapalı faturaya dayalı istinaf itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının sattığı malın bedeli ve borç olarak verdiği tutarın toplamıyla davacı tarafından banka aracılığıyla ve icra yoluyla yapılan ödemelerin toplamı karşılaştırıldığında davacının fazla ödeme yaptığının anlaşılacağını, bunun gibi icra dosyasının kapandığı tarihten sonra düzenlenen faturaların kapalı fatura niteliğinde olup senede konu borca mahsuben alınan mala karşılık düzenlenmediğinden bu fatura bedellerinin tarafların alacak ve borçlarına dahil edilmesinin mümkün olmadığını,
açık fatura ve kapalı faturanın birbirinden ayrıldığı noktanın ne olduğu ticari ilişkilerde önem arz eden bir durum olduğunu, faturanın alt kısmının satıcı veya adına yetkili kimselerce imzalanması müessesinin kaşesinin vurulması ve bedeli alınmıştır ifadesinin yazılarak tarih atılması ile faturanın bedelinin satıcı tarafından tahsil edilmesi halinde kapalı fatura olarak kabul edildiğini, faturanın baş tarafının iş sahibi veya adına yetkili kimselerce imzalaması ile müşteriye verilmesi halinde bu fatura müşterinin borçlandığı meblağın gösterilmesi halinde ise “açık fatura” olarak kabul edildiğini,
davalı tarafın dayandığı 29.10.2016 tarih ve A12472 nolu 74.225,00 TL fatura ile 01.11.2016 tarih ve A12473 no.lu 11.053,00 TL faturaların düzenleme tarihlerinin dava konusu yapılan 28.10.2016 tanzim tarihli 455.000,00 TL bedelli senet ile 29.10.2016 tarihli ve 12.000,00 TL bedelli senetten sonra düzenlendiğini, düzenlenen her iki faturanın da kapalı fatura olduğunu, bedelinin tahsil edilmiş sayılacağını, aksini ispat yükünün davalıya ait olduğunu, bu durumda bu faturaların davalının alacağına eklenmelerinin mümkün olmadığını, davalının davacıya toplamda 380.940,00 TL borç verdiğini,
A12451 nolu fatura ile 381.092,56 TL bedelli malzeme sattığını, toplamda davalının davacıdan 762.032,56 TL alacaklı olduğunu, davacının 381.092,56 TL ödeme yaptığını, geriye 380.940,00 TL bakiye borcunun kaldığını, masraf, vekalet ücret vs ile davacının takip dosyasına ödeme tarihi itibariyle toplam 404.895,29 TL borcunun kaldığını, davacıdan tahsil edilen 547.000,00 TL mahsup edildiğinde müvekkilin 142.104,71 TL fazladan ödeme yaptığını, bu miktarın davalı tarafından ödenmesi gerektiğini,
hükme esas aldığı protokol borcun ödenmesine ilişkin olup başka bir amaçla düzenlenmeyen bu sözleşmede alacak kalemlerinin aslına aykırı bir şekilde hesaplanmış olması nedeniyle fazla ödeme yapmak zorunda kalan davacının bu fazla ödemenin iadesini talep etmesi hukuken mümkün olduğunu, yerel mahkemece bahsi geçen protokole göre hesaplanan vekalet ücreti ile icra harç ve giderleriyle asıl alacağa ödeme gününe kadar işlemiş ticari faizin de hatalı hesaplandığını,
protokol yapma iradesi bu alacak kalemlerini ödeme amaçlı olduğundan alacak kalemlerinin hesaplanmasında yanılan ya da yanıltılan davacının bu halde taraf olduğu sözleşme gereği fazladan yaptığı ödemenin iadesine karar verilmesi yerine yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması yanı sıra davalının alacak kalemlerine eklenen ve itiraz edilen her iki faturanın düzenlendikleri tarih itibariyle ödenip ödenmediği ve bu haliyle davalının alacağına ilave edilip edilmeyeceği hususunda tarafların muhasebe ve defter kayıtları incelenerek değerlendirme yapılması ek bilirkişi raporu alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hukuka
aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonoya dayalı başlatılan icra takibine konu bonolar nedeniyle borçlu olunmadığı halde ödeme yapıldığı iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1213, K. 2024/4849, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama