KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1278 E., 2024/4989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1025 Esas, 2022/2096 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/508 E., 2022/108 K.
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'nin takibe konu senedi incelediğinde, imzanın eski ortağı ...'ün imzasına benzerliğinin görüldüğünü, bunun üzerine bu kişi ile davalı aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, davalının ifadesinde müvekkili yetkilisi ...'yi tanımadığını, senedi ...'den ona verdiği paralar karşılığında aldığını beyan ettiğini, ...'ün ise davalıdan peyder pey borç aldığını, aldığı paraları ...'ye havale ettiğini,
ancak davalıya ödeme yapamadığını, bu nedenle şirket adına bonoyu imzalayıp davalıya verdiğini, borcun şirketin borcu olduğunu beyan ettiğini, buna göre hem davalının hem de davacı şirketin eski ortağının davacı şirkete borç verilmediğini kabul ettiklerini, eski ortağa verilen borçlardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını, ...'ün ifadesinde senetten....'nin haberi olduğunu belirttiğini, bu kişinin şirketin finansal ihtiyaçları için davalıdan para aldıklarını beyan ettiğini, davacının dava dilekçesinde ....'den zaman zaman para aldığını kabul ettiğini, bu beyanın ikrar niteliğinde olduğunu, sundukları belge ve yazışmalardan davacı şirket ve ortaklarının devamlı borç para bularak şirketi fonladıklarını ancak daha sonra borcu inkar yolunu seçtiklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu senedin lehtarı durumundaki davalı ile davacı şirket arasında, herhangi bir akdi ilişkinin olmadığı ve dava konusu senedin davacı şirketin davalıya olan herhangi bir borcunun ödenmesi için düzenlenmediği, davalının şirketle herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, dava dışı ...’ün ortaklık payını davacı şirketin diğer ortağına devrettikten sonra, davacı şirketin borçlu, davalının alacaklı olduğu,
davaya konu senedin, keşide tarihi hisse devrinden önceki bir tarihe tekabül edecek şekilde düzenlendiği ve dava konusu bonoya dayanarak davalı tarafından icra takibi başlatıldığı, ceza dosyasında da davaya konu senedin sahte oluşturulduğu ve sahte oluşturulmuş bu senedi tahsile çalışmalarıyla sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu beraberce işledikleri anlaşılan davalı ve dava dışı ...’ün sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile,
davacının, Gaziosmanpaşa 2.İcra Müdürlüğü’nün 2011/15043 E. sayılı dosyasından takibe konu, 05.05.2013 tanzim, 25.08.2014 ödeme tarihli, 117.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Gaziosmanpaşa 2.İcra Müdürlüğü’nün 2011/15043 E. sayılı dosyasından tahsil edilen 41.300,00 TL’nin davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine, davacının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluştuğundan kabulü ile kabul edilen tutarın % 20’si olan 23.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asil istinaf dilekçesinde özetle; ceza dosyası içeriğinde hiç bir zaman şirkete borç verdiğini ve şirketin borçlu olduğunu beyan etmediğini veya bu durumu kastetmediğini, kendisinin diğer ortak ...'e elden borç verdiğini ve karşılığında senet verdiğini, ceza dosyasında bilirkişilerin deftere senedin işlenip işlenmediği hususunda durduğunu, oysa senedi deftere işleyecek kişilerin ortaklar olabileceği hususunun hiç dikkate alınmadığını, deftere işlenmemiş borcun sahte olduğu sonucunun çıktığını, Mahkemenin araştırma yapmadan adeta bilirkişi raporunu onayladığını, kararı kabul etmediğini, son kararın duruşmadan evvel verildiğini,
duruşmada avukatının istifa ettiğini söyleyerek yeni avukat ataması için süre talep ettiğini, bu talebin reddedildiğini, ayrıca dosyada tahsil edilen rakamın ekli belgeden de görüleceği üzere 36.715,70TL olduğunu ancak Mahkemenin bu rakamı dikkate almadığını, maddi hata yaptığını, % 20 cezanın da vekalet ücretinin ve harcın bu rakama göre belirlenmesi gerekirken mahkemenin maddi hata yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.
Mahkemece kesinleşmesi beklenen ağır ceza mahkemesi kararının incelenmesinde dava konusu senet ile ilgili olarak davalı ve dava dışı ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu bononun dava dışı sanık ...'ün şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra diğer sanık olan davalı ile birlikte hareket ederek huzurdaki davanın konusu olan bonoyu düzenledikleri ve keşide tarihi olarak ...'ün ortaklıktan ayrılmasından önceki bir tarihin yazıldığı,
davalının davacı şirket ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığının sabit olduğu ve davalı ile diğer sanığın sahte oluşturdukları senedi tahsile çalıştıkları ve üzerlerine atılı sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını birlikte işledikleri gerekçeleri ile mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşen ceza dosyası içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının iddialarının sübuta erdiği, Mahkemece bu hususlar gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
hükmedilen tutarın davacıdan tahsil edilen tutar olup, bu miktar yönünden kararda bir isabetsizlik olmadığı, ayrıca menfi tespit davasının dava değerinin bono bedeli olup, bu miktar gözetilerek vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı, her ne kadar davalı tarafça avukatının çekilmesi nedeniyle süre talebinde bulunulmuş ise de bu hususun davalıya 07.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, duruşmanın ise 22.02.2022 tarihli olup, davalının yeni bir avukat tutması için arada yeterli bir sürenin bulunduğu,
bu hususlar gözetildiğinde davalıya avukat tutması hususunda süre verilmemesinde usule aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı asilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı asil temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince tarafına ödenen miktarın 36.715,70 TL olarak kabul edilmesine rağmen kararda bir değişiklik yapılmadığını ve dava dışı eski şirket ortağı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı açılan menfi tespit talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asilin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1278, K. 2024/4989, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama