İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3160 K.2024/5829

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2023/3160Karar2024/5829Tarih11 Temmuz 2024Okuma10 dk · 2.057 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/3160 E., 2024/5829 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Temmuz 2024
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2021/186 Esas, 2022/441 Karar
Hüküm
Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.057 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayda duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.07.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç taksitlerinin ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine, 30.03.2009 tarihli borç tasfiye protokolü imzalanarak müvekkili ... adına kayıtlı taşınmazın bankaya devir ve tapu tescili suretiyle borcun tasfiyesi için 18 ay süre ile vefa hakkı tanındığını, taşınmaz bankaya devredilmek suretiyle borç tasfiye edilmiş ise de davacıların vefa hakkını kullanmak suretiyle yapmış oldukları başvuruların banka tarafından makul ve kabul edilebilir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini,

07.01.2011 tarihli ek sözleşme başlıklı protokol imzalanarak 30.03.2009 tarihli borç tasfiye protokolü gereğince, davacılara vefa hakkı tanınması şartıyla davalı bankaya devir ve adına tescil edilen taşınmazın tapudaki satış değeri 31.03.2009 - 30.09.2010 tarihleri arasında %18 oranında 01.10.2010-30.09.2011 tarihleri arasında %11 oranında faiz işletilmesi ile elde edilen toplam 4.500.822,07 TL'nin muhtelif tarih ve taksitler halinde davalıya ödenmesi şartıyla taşınmazın müvekkiline veya gösterecekleri 3. kişilere devredileceğinin kabul edildiğini, bankanın borçlar ödenmeye başlandığında yapılan tüm satış tekliflerini reddettiğini,

taşınmazın satış ve devrine ilişkin hükmü yerine getirmediğini, daha sonra taşınmazın bir başka kişiye devredildiğini ve ödenen taksitlerin de banka tarafından irad kaydedildiğini, ek sözleşmenin şekil şartına uygun yapılmadığını iddia ederek davalı bankaya ödenen 550.675,20 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli kredilere bankalar tarafından uygulanan en yüksek kredi faizi ile tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların toplam borçlarının, taşınmazın davalı banka adına tescil edilmesi ile tasfiye edildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacıların davalı bankaya getirdikleri hiçbir müşterinin, tüm sözleşme borcunu kapatacak bedelde ciddi bir öneri sunmadığını, davacıların davalı banka ile akdetmiş oldukları borç tasfiye protokolü içeriğindeki vefa hakkının şeklen geçersizliğini iddia etmelerinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin 19.03.2015 tarih, 2013/158 E. ve 2015/203 K. sayılı kararı ile gerek genel kredi sözleşmesi gerek 30.03.2009 tarihli borç tasfiye protokolü gerekse 07.01.2011 tarihli ek sözleşmelerin hükümleri doğrultusunda, davacı tarafça anılan sözleşme ve protokol hükümlerine uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 10.01.2019 tarih, 2017/773 E. ve 2019/234 K. sayılı kararı ile "...

Davacılar, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine yapılan borç tasfiye protokolü ve ek sözleşme kapsamında kendilerine vefa hakkı tanındığını, bu hakkın davalı banka tarafından kullandırılmadığını ve ek sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin cezai şart olarak kabul edilerek kendilerine iade edilmediğini, gerek protokolün gerekse ek sözleşmenin ve dolayısıyla ek sözleşmede yer alan cezai şart hükmünün resmi şekil şartına uyulmaması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia ederek, bu bedelin iadesini talep etmiştir.

Davalı banka ise, protokol ve ek sözleşme gereğinin davacılar tarafından yerine getirilmediğini, ek sözleşmenin 3. maddesi gereğince ödenen bedelin cezai şart olarak irat kaydedildiğini savunmuştur.

Taraflar arasında akdedilen 30.03.2009 tarihli sözleşme ile 07.01.2011 tarihli ek sözleşme, davacılardan ...'ye ait taşınmaz üzerinde davacılar lehine vefa hakkı tanınmasına ve buna ilişkin koşullara ilişkin hükümler içermekte olup, sözleşme tarihlerinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 213. maddesinde yer alan ''Gayrimenkul bey'i muteber olmak için resmî senede raptedilmek şarttır.

Gayrimenkule dair beyi vadi ve bey'i bilvefa ve istimlâk mukavelesi resmî senede raptedilmedikçe muteber değildir.

Mukaveleden mütevellit şuf'a hakkı için tahrirî şekil kâfidir.'' hükmü de nazara alınarak sözleşmelerin şekil şartı yönünden değerlendirilmesi gerekirken, gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse karar yerinde bu hususta bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda davacı tarafa nakit kredi kullandırılarak alacağın doğduğu, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine banka tarafından Kartal 15. Noterliğinin 29.12.2008 tarih ve 73573-73574 yevmiye numaralı ihtarnameleri ile hesabın kat edildiği,

30.03.2009 tarihinde taraflar arasında borçların akdi faiz üzerinden tasfiyesine yönelik sözleşme imzalandığı ve vefa hakkı başlığı altında 3. maddesinde, sözleşmenin ikinci maddesinde belirtilen ödeme planındaki taksitlerden herhangi birisinin zamanında ve tam olarak yatırılmaması hâlinde o ana kadar yukarıdaki ödeme planına ilişkin yatırılan ve yatırılacak olan tüm tutarların banka tarafından cezai şart olarak irad kaydedileceği ve borçlulara herhangi bir geri ödeme yapılamayacağı, bu durumda banka tarafından taşınmazla ilgili serbestçe tasarrufta bulunabileceğinin düzenlendiği,

yine taraflar arasında 07.01.2011 tarihli ek sözleşme başlıklı bir protokol imzalanarak 30.03.2009 tarihli borç tasfiye protokolü gereğince bankaya devir ve tescil edilen taşınmazın ödeme planındaki ödemelerin eksiksiz ve zamanında yapılması sonrasında borçlulara veya gösterecekleri 3. şahıslara devredileceğinin kararlaştırıldığı ve tüm bu hususlarda taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı,

davacıların gerek genel kredi sözleşmesi gerekse sonrasında yapılan iki adet borç tasfiye sözleşmelerine uymamış olmaları karşısında, yukarıda belirtilen hükümde bankanın gayrimenkul üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği kabul edilmiş olup bu yönüyle davacıların gayrimenkulün satış bedeli üzerinden yaptıkları iddia ve itirazların yerinde olmadığı, taraflar arasında kredi borcunun tasfiyesi amacıyla 30.03.2009 tarihli sözleşmenin akdedildiği, bu sözleşmeyle taşınmazın davalı bankaya devrinin sağlandığı, bunun karşılığında bankanın da müşterisine on sekiz aylık geri alım hakkı tanıdığı,

sözleşmedeki ... hareket tarzının, davacıların rızalarıyla taşınmazın mülkiyetinin bankaya devredilmesi, bu suretle bankanın kendi alacağını garanti altına alması, kredi borcunun ödenmemesi durumunda ipoteğin paraya çevrilmesi yolundaki güçlükler ve masraflardan kaçınılarak taşınmazın paraya çevrilerek alacağını tahsil etme imkânına sahip olunması olduğu, yine bu sözleşme ile kredi borçlusuna borcunu yapılandırma imkanı sunulduğu, 30.03.2009 tarihli sözleşme metninde, hem bir yapılandırma hem de geri alım (vefa) hakkı bulunduğu, borcun

yapılandırılmasına ilişkin kısmın herhangi bir geçerlilik şekline tabi olmaksızın serbestçe düzenlenebileceği, geri alma hakkı ise ilgili dönemde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 213 üncü maddesi hükmüne göre resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı, geçerlilik şekline uyulmadan yapılan sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğu, bu sebeple 30.03.2009 tarihli sözleşmede yer alan geri alım hakkına ilişkin şartın kesin hükümsüz olduğu,

davacılar tarafından geri alım hakkına ilişkin anlaşmanın geçersiz olması nedeniyle taşınmazı devretmeye yanaşmamış olmaları durumunda bütünü etkileyen kısmi hükümsüzlüğe dayanarak devretmemeden dolayı sorumlu tutulamayacakları, ancak somut olayda taşınmazın davalı bankaya devredildiği, bu sözleşme kapsamında tarafların sözleşme tarihi itibariyle 3.250.000,00 TL olarak kabul ettikleri kredi borçlarına faiz yürütülmeye devam edildiği, 18 aylık geri alım hakkı süresinin 30.03.2011 tarihinde sona erdiği, bu

süreçte davacılar tarafından sözleşme kapsamında 17.09.2010 tarihinde 50.000.00 TL, 27.10.2010 tarihinde 20.155.20 TL, 07.12.2010 tarihinde 80.520.00 TL ödeme yapıldığı, geri alım hakkı süresi içinde borç kapatılmadığından davalılara ek süre verilmek üzere 07.01.2011 tarihli ek sözleşme imzalandığı, ek sözleşmede yukarıda belirtilen ödemelerin davacılar tarafından yapılmış olduğu hususunda tarafların kabulünün sağlandığı, ilaveten 31.03.2011 tarihinde 410.000.00 TL, 30.08.2011 tarihinde 410.000.00 TL, 30.09.2011 tarihinde 3.130.146.87 TL ödenmesi durumunda davacıların geri alım haklarını kullanabileceklerinin kayıt altına alındığı,

davacıların geri alım sürelerinin uzatıldığı, 30.03.2009 tarihli sözleşmenin 3.2 ve 3.4 maddelerini değiştiren bu ek sözleşmenin kurulmasından sonra davacıların ödeme yapmamaları üzerine, ek sözleşmedeki 3. madde hükmü gereği önceden yapılan ödemelerin cezai şart olarak irat kaydedileceği hususunun davacılara ihtar edildiği, bu ihtara davacıların cevap vermediği, taraflar arasındaki 30.03.2009 tarihli sözleşme ve 07.01.2011 tarihli ek sözleşmede yer alan geri alım hakkına ilişkin şartın, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğunun düşünülebileceği, ancak şekle uyulmaması nedeniyle hükümsüz olan sözleşme taraflarca fiilen

uygulanmışsa ya da geçersizliği ileri sürmenin dürüstlük kuralına aykırı görülebildiği diğer durumlarda hakkın kötüye kullanılmasından bahsedileceği, taşınmazın davalı bankaya devredildiği, davacılar tarafından sözleşme ile kararlaştırılan taksitlerden bir kısmının ödendiği, kalan taksitlerin ödenmemesi üzerine ek sözleşme yapıldığı,

taraflar arasındaki sürecin bu şekilde devam ettiği, bu hususlar dikkate alındığında geri alım sözleşmesine ilişkin şekil bakımından geçerli bir sözleşme bulunmasa da, tarafların söz konusu sözleşme ile yüklendikleri edimleri yerine getirmeye başladıkları dikkate alındığında, artık bu sözleşmenin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, şekil eksikliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, gerek genel kredi sözleşmesi gerek 30.03.2009 tarihli borç tasfiye protokolü ve gerekse 07.01.2011 tarihli ek sözleşmenin açıklanan hükümleri doğrultusunda, davacı tarafça anılan sözleşme ve protokol hükümlerine uyulmadığı,

tarafların sözleşmeler ile yüklendikleri edimleri yerine getirmeye başlamaları nedeniyle geri alım hakkına ilişkin geçerlilik şekline uyulmadığı hususunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, söz konusu tüm sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davacılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın davalı bankaya devredildiğini, borcun ödendiğini, kredinin kapatıldığını, değerinin çok altında bir bedelle bankaya devredilmek zorunda kalınan taşınmazda, müvekkilleri lehine 18 ay süreyle vefa hakkı tanındığını, ancak müvekkilleri tarafından vefa hakkının kullanılabilmesi için davalı bankaya müteaddit kereler yapılan başvuruların, haklı bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmek suretiyle vefa hakkının süresi içinde kullanımına engel olunduğunu, bu ...

07.01.2011 tarihli ek sözleşmenin imzalandığını, müvekkilleri tarafından baskı altında imzalanan satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan bedeller, taksitler halinde ödenmeye ve aynı zamanda sözleşmeye uygun olarak taşınmazın satışı konusunda üçüncü kişilerle görüşmelere başlandığını, ancak davalı bankanın, taşınmazın üçüncü kişilere devrine ilişkin sözleşmelerin imzalanmasına,

sudan ve hukuka aykırı bahanelerle ... göstermemek suretiyle taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal ettiğini, böylece davalı bankanın, bir yandan satış vaadi sözleşmesinin ugulanmasını imkansız hale getirerek müvekkilinin temerrüde düşmesine neden olduğunu, hem taşınmazı elinde tuttuğunu hem de bankaya ödenen satış vaadi sözleşmesi taksitlerini cezai şart adı altında tahsil yoluna gittiğini, davaya konu sözleşmelerin hükümsüzlüğüne ilişkin davacı iddialarını görmezden gelen ve davalının kabul ve ikrarına değinmeye gerek dahi duymayan ve delilleri tartışmayan ve değerlendirme içermeyen bilirkişi raporunun hükme dayanak yapıldığını,

rapora itirazların giderilmediğini, resmi şekle tabi sözleşmelerin haricen imzalanması halinde, taşınmazın aynına ilişkin olmayan, davaya konu olayda olduğu gibi borcun tasfiyesine ve bu arada cezai şarta ilişkin şartların dahi hükümsüz hale geleceği yolundaki yasal düzenlemeler ve yerleşik Yüksek Mahkeme içtihatlarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda iddia ve kanıtlarının değerlendirilmediğini, 30.03.2009 tarihli sözleşmenin bilirkişilerin nitelendirdiği gibi bir yapılandırma sözleşmesi olmadığını, borç tasfiye sözleşmesi olduğunu, kredi borcunun tasfiye edildiğine ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını,

aynı sözleşme ile bankaya devredilen taşınmaz için müvekkilleri lehine 18 ay süreyle vefa hakkı tanındığını, fakat bu süre içerisinde bu hakkın kullanılamadığını, 30.03.2009 tarihli sözleşmenin sona erdiğini, sözleşmenin bu şekilde sona ermesi halinde, yani, vefa hakkı kullanılmaması sebebiyle sona ermesi halinde müvekkilleri için yeni bir borç oluşmamakta fakat davalı bankanın taşınmazla ilgili serbestçe tasarruf etme hakkına sahip olduğunu, taraflar arasında 07.01.2011 tarihli ikinci sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşme ile davalı banka tarafından taşınmaza 4.500.000,00 TL satış bedeli belirlendiğini,

6 taksitte ödenmesi kaydıyla davalı banka tarafından müvekkillerine veya göstereceği üçüncü şahıslara devri vaat edildiğini, belirlenen satış bedelinin ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde ise (son taksit olsa dahi eksik veya geç ödense bile) ödenen taksitlerin tümünün cezai şart olarak davalı banka tarafından irat kaydedileceğinin kabul edildiğini, 07.01.2011 tarihli sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı için hükümsüz olduğunu, bu sözleşmenin hükümsüz olması nedeniyle cezai şarta ilişkin hükmün de hükümsüz olduğunu,

söz konusu sözleşmeler gereğince davalı bankanın üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediği yolundaki iddia ve kanıtlarının görmezden gelindiğini, davalı banka tarafından 07.01.2011 tarihli satış vaadi sözleşmesi gereğince üçüncü kişiler tarafından kendisine teklifler yapıldığı ve bu tekliflerin reddedildiği yolundaki kabul ve ikrar çerçevesinde, söz konusu tekliflerin tutarının, taşınmazın rayiç bedeline uygun olup olmadığı yolunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre görüş bildirilmesi gerekirken davalı bankanın kabul ve ikrarının bilirkişi raporunda anılmadığını, Mahkemece de tartışılmadığını,

delillerin takdirinde hata edildiğini, davalı bankaya kredi borcunun, taşınmazın devri ile ödendiğini, davalı bankanın müvekkillerinin müzayaka halinden yararlandığını, Yerel Mahkemenin, aşırı yararlanma, dürüstlük kuralı ve genel işlem şartlarına açıkça aykırı ceza şarta havi 07.01.2011 tarihli sözleşmeyi, müvekkillerinin kabule zorlandığı hususundaki tüm delilleri ve yasal ve yargısal düzenlemeleri gözardı ederek kurduğu hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, cezai şartın re'sen indirimi gerektiğini, davalı bankanın 07.01.2011 tarihli ek sözleşme ile yükümlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğini,

Yerel Mahkemenin adeta bir direnme kararına imza attığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen ve vefa hakkı ile protokole bağlanan borç yönünden yapılmış bulunan kısmi ödemelerin vefa hakkının tanınmaması nedeniyle iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 213 üncü maddesi.

3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3160, K. 2024/5829, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararları, Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  6. A. Mahkemece Verilen Karar
  7. B. Bozma Kararı
  8. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  9. IV. Temyiz
  10. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  11. B. Temyiz Sebepleri
  12. C. Gerekçe
  13. V. Karar
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3160
Karar No
2024/5829
Tarih
11 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3161 K.2024/5694
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/3162 K.2024/2432
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3162 K.2024/5670
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3165 K.2024/5442
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3168 K.2024/5588
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3177 K.2024/5778

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.