KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4798 E., 2024/7031 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1019 Esas, 2023/897 K.
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/799 E., 2021/28 K.
Karar Metni
1.000 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... ... Eğitim A.Ş.'nin hissedarı ve imza yetkilisi olduğunu, bu şirketin davalı bankadan 25.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi ile kredi kullanıp, kredi karşılığında banka lehine ipotek tesis ettiğini, ... ... Eğitim A.Ş.'nin kredi borcu ödenirken banka tarafından kendilerine, davacının hissedar olduğu ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti. ile davacının kardeşinin hissedar olduğu ... Mobilya Ltd.
Şti.'nin de aynı bankaya kredi borcunun bulunduğu ve ... ... Eğitim A.Ş.'nin de bu kredilere kefil olduğu bildirilerek, ... ... Eğitim A.Ş.'nin diğer iki şirkete kefillikten kaynaklanan borcunun da ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, davacının hissedarı ve imza yetkilisi olduğu ... ...
Eğitim A.Ş.'nin aynı bankadaki kendi borcundan dolayı haciz riski taşıması ve ipotekli taşınmazlarının da yargı sürecine girme riski taşıması karşısında, davacının davalı bankaya kefalet iddiası nedeniyle toplamda 2.245.778 TL ödeme yaptığını, söz konusu ödemeler yapılırken davacının dekontlara özellikle "kefaleten" ibaresinin şerh ettirdiğini, oysa davacının ve temsilcisi olduğu ... ... Eğitim A.Ş.'nin, ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti. ile ... Mobilya Ltd.
Şti.'ye her hangi bir kefaletinin bulunmadığını, bu şirketlerin kredi sözleşmelerindeki kefalete ilişkin imza ve el yazılarının davacıya ait olmadığını, dolayısıyla davalı bankaya kefaletten kaynaklanan bir borçlarının söz konusu olmadığını beyan ederek, davalı bankaya ödenen 2.245.778 TL'nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 329 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince davacı ile vekili arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklanan ücretin de davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle aktif husumet yokluğu itirazında bulunduğunu, davanın ... Mobilya Müh. ve Mimarlık San ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ihbarı gerektiğini, davanın erken açılan bir dava olduğunu, davacının gerçek dışı ödemeye zorlandığı iddialarıyla ödeme yaparak yetkilisi olduğu şirkete ait ipoteğin fekkini sağladıktan sonra kefaletin geçeriz olduğunu iddia etmesinin kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davacının imza ve el yazısına itirazarının çelişkili, kötü niyetli ve gerçek dışı olduğunu, davanın kredi borcundan kaynaklanan her hangi bir ihtar vs. olmadan ve davacının ihtirazı kayıt ileri sürmeden serbest iradesiyle ödeme yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 11.07.2012 ve 05.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla yer alan ... ... Eğitim A.Ş.'nin, tek temsilcisinin davacı olması ve bu şirketin kefaletine ilişkin el yazılarının davacıya ait olmaması nedeniyle dava dışı ...
Eğitim A.Ş.'nin bu kredi sözleşmelerinden dolayı geçerli bir kefaletinin bulunmadığı, davacının kendi adına da bu iki sözlemede kefalete ilişkin her hangi bir imza ve yazısının söz konusu olmadığı, dolayısıyla davacının tek temsilcisi olduğu dava dışı ... ... Eğitim A.Ş.'nin veya davacının bizzat kendisinin geçerli bir kefalet sorumluluğunun bulunmadığı, davacının tek temsilcisi olduğu dava dışı ... ...
Eğitim A.Ş.'nin 11.07.2012 ve 05.09.2012 tarihli sözleşmelerde kefalete ilişkin bölümlerde, bu şirket kaşesinin ve bu şirket adına atılan imzanın bulunması karşısında davacının temsilcisi olduğu şirketin bu iki sözleşmeye kefil olduğu kanaati ile sözleşmeden doğan borçların bir kısmını ödemesi nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 78 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yatırılan bedelin iadesini isteme hakkının doğduğu,
davacının, bu ödemeyi temsilcisi olduğu ve kefil görünen şirketin bütçesi yerine kendi bütçesinden ödemesinin de durumu değiştirmeyeceği, sadece aktif husumet ehliyetini etkileyeceği, parayı fiilen davacının yatırması karşısında da kendi adına istirdat davası açabileceği,
davalı bankanın kötü niyetli hareket ettiği ispat edilemediğinden davacı tarafın 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre istenilen fer’i nitelikteki vekalet ücreti alacağı talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.245.278 TL alacağın dava tarihi olan 23.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine,
davacının fer’i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine, davacının 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince istenilen fer'i nitelikteki vekalet ücreti talebinin de reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, dava dışı şirketlerce kullanılan 11.07.2012 ve 05.09.2012 tarihli kredilerde kefil olarak bulunmadığının sabit olduğu, ödeme dekontlarının incelenmesinde herhangi bir itirazi kayıt bildirilmediği, davacının beyanlarından kredilerin kefilinin, tek ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... ...
Eğitim A.Ş. olduğunun bilindiği, yine aynı şirkete ait taşınmazın davalı banka lehine ipotek olarak verildiği, davacı hakkında herhangi bir icrai takibat da bulunmadığı, davacının kendisini borçlu sanarak dava konusu kredi borcunu ödediği hususunu usulünce ispat edemediği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız ve serbest iradesiyle yapılmadığı iddiasına dayanan ödemenin istirdadına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4798, K. 2024/7031, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama