KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5009 E., 2024/7087 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/110 Esas, 2023/484 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2020/1336 E., 2021/872 K.
Karar Metni
662 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalı şirket ile 487.080,87 TL bedel karşılığında 225 ton elmanın Nijerya Lagos Limanına ulaştırmak üzere navlun sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre teslimat süresinin 21-25 gün olarak belirlendiğini, davalı şirketin ürünleri teslim noktasına ulaştıramadığını ve ürünlerin çürüdüğünü, ancak şirketin sözleşme gereklerini yerine getirmediğinden müvekkili şirketin 2.000.000,00 TL zarara uğradığını, sözleşmeden kaynaklanan toplam 487.080,87 TL taşıma ücretinin altı parça halinde sıralı olarak çek ile davalı firmaya verildiğini,
müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı tarafın tam kusurlu olup, ifa isteme hakkının bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkide çekin bedelsiz kaldığını ileri sürerek müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile, çekte bedelsizlik yönünden karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve görev itirazlarının bulunduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, sözlemeye konu ürünü fiili taşıyanın dava dışı ... şirketi olduğunu, ürünün gönderilene teslim edildiğini, navlun alacağının eşyanın tesliminin istenildiği anda muaccel olacağını, davacı tarafından bu kurala istisna teşkil edilecek başkaca bir kayıt da sunulamadığını, bu nedenle şirketin navlun alacağının muaccel halde olduğunun kabulü gerektiğini, navlun alacağının muacceliyetine dair bir belirsizlik ya da yargılama gerektiren bir hal bulunmadığını, navlun alacağının hasar ve ziyandan etkilenmeyerek muacceliyetini koruduğunun kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, somut olayda davalının akdi taşıyan olduğu, teslim borcunu üstlendiği, davalı tarafın taşınan eşyanın hasara uğramasından sorumlu olduğu kabul edilse dahi bu hususun ancak bir tazminat davasının konusu olabileceği, navlun alacağının muacceliyetine veya navlun sözleşmesinin geçerliliğine etki etmeyeceği, davacının teslimata ilişkin aksi bir kayıt da ibraz etmediği,
özel düzenlemelere tabi navlun alacağı yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un ve 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un genel hükümleri anlamında bir inceleme yapılamayacağından şekli olarak navlun alacağının muacceliyetinin tartışılıp değerlendirilebileceği, bu halde de navlun alacağının en geç teslim ile muaccel olacağı, hasar ve ziyadan etkilenmeyerek muacceliyetini koruduğunun kabul edilmesi gerektiği, oluşa ve elde edilen sonuca göre de davacının, özü itibariyle navlun alacağının geçersizliğinin tespitine ve ödenen bedelin iadesine dönük davasının koşulları bulunmadığı,
çeklerin navlun alacağına mücerret olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, davanın navlun alacağı hakkında açılan menfi tespit davası olduğu, eşyanın ziyaı ya da hasarlı teslim edilmesinin navlun alacağının geçerliliğine bir etkisi olmadığı, malların teslimi ile navlun alacağının muaccel olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, navlun alacağının karşılığı olarak verilen çeklerden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1178, 1199, 1297 nci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5009, K. 2024/7087, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama