KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5136 E., 2024/8382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/2402 Esas, 2023/855 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/471 E., 2019/496 K.
Karar Metni
796 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.11.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Ahmet Nebioğlu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin endüstriyel boyutta yıkama ve kurutma makinesi üretimi ve yetkili servis işlemi yaptığını, davalı tarafın ise müvekkili şirketin üretiminde kullanılan paslanmaz çelik ürünleri sattığını, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirketin düzenli olarak davalı tarafa siparişlerde bulunduğunu, bu siparişler karşılığında müvekkilinin çek ile ödeme yaptığını, müvekkili şirketin en son 20.03.2018 tarihinde verilen teklif metnini onaylayarak siparişini verdiğini, ilk parti malın tesliminden sonra ikinci parti malların gelmesinin beklendiğini,
müvekkili şirketin 29.03.2018 tarihinde davalı tarafa, bu ikinci parti malların ücretinin ödenmesi için 25.09.2018 keşide tarihli 27230 nolu, 25.09.2018 keşide tarihli 27231 nolu, 24.10.2018 keşide tarihli 27232 nolu, 27.11.2018 keşide tarihli 27233 nolu, 27.11.2018 keşide tarihli 27234 nolu çekler verdiğini, herhangi bir teslimat yapılmadığı gibi gelmeyen mallara ilişkin çeklerin de iade edilmediğini, ticari defterlere göre müvekkilinin alacaklı olduğunu, davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını,
davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin merkezinin Bornova İzmir olması nedeniyle yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu, esas yönden ise taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, aradaki alışverişin cari hesap şeklinde işlemekte olduğunu, müvekkili şirket ticari defterlerine göre müvekkili şirketin davacı şirkete bir borcu bulunmadığını, aksine davacı şirketten 202.166,47 TL alacaklı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında açık hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişkinin bulunduğu, ticari ilişki çerçevesinde davacı tarafından davalıya çeklerin verildiği, davalı tarafından bir kısım teslimatlarda bulunulduğu, Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğü'nün 2018/7929 E. sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine ilamsız takip açıldığı, borca itiraz üzerine takibin durduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2007 yılında başladığı ve 2018 yılına kadar devam ettiği, bu süreçte davalı satıcı tarafından davacıya muhtelif tarihlerde ve tutarlarda faturalar düzenlenip mal teslimi gerçekleştirildiği,
davalı tarafından ise yine muhtelif tarihlerde ve tutarlarda ödemeler yapıldığı, satışların ve ödemelerin USD üzerinden gerçekleştiği, davalı satıcıya ait ticari defter kayıt ve belgelerin usule, kanuna, muhasebe tekniklerine uygun düzenlendiği, müstenidatları ile uyumlu olduğu, sahibi davalı lehine delil teşkil ettiği, buna karşılık davacıya ait ticari defter kayıt ve belgelerin muhasebe tekniklerine uygun düzenlenmediği, müstenidatları ile uyumlu olmadığı,
bu bağlamda davacı tarafından 03.01.2018 tarihli davacının davalıdan 13.829,43 USD alacağı olduğunu gösteren mutabakat formu fotokopisi ibraz edilmiş ise de, bu formun fotokopi niteliğinde olduğu, davalı tarafından kabul görmediği ve bu metni içeren e-maili gönderen kişi olduğu iddia edilen ...'ın davalı şirketi temsile yetkili olmadığı, metnin maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığı, davalıya ait ticari defter kayıt ve belgeler hükme esas alındığında icra takip tarihi itibariyle davacının davalıya mal satımlarından dolayı fazla bir ödemesinin bulunmadığı, aksine alacağının bulunduğu,
davanın haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verildiği, bilirkişi raporuna göre davalının davacıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından fotokopisi sunulan mutabakat formunda da davalı lehine 514.548,95 TL alacak yer aldığı, kararın usul ve yasaya aykırı bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, açık hesap şeklinde işleyen satım sözleşmesine istinaden yapılan fazla ödemenin istirdatı için yapılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5136, K. 2024/8382, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama