KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5371 E., 2024/6940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/905 Esas, 2023/860 Karar
- Hüküm
- Davanın kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/211 E., 2021/95 K.
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markalarını mesnet göstererek 2019/86242 sayılı “şekil+...’market” ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın davalı kurum Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edildiğini, itirazın kısmen reddi yönünden bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa başvurunun müvekkilinin itiraza mesnet markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketiciler nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, markaların 35. sınıftaki hizmetleri aynı olarak kapsadığını,
müvekkili markası tanınmış olduğundan başvurunun tüm sınıflarda reddinin gerektiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını, haksız rekabet de teşkil ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; "..." uygulamasının müvekkiline ait "BİSU" uygulamasına bağlı kardeş uygulama olduğunu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, başvurunun seri marka izlenimi vermediğini, taraf markaları benzemediğinden tanınmışlığın da tescil engeli oluşturmayacağını, kötüniyet ve haksız rekabet iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, iptale konu YİDK kararında da tespit edildiği üzere davacı markaları ile davalıya ait markaların aynı veya benzer olmadığı, davacıya ait bir takım markalar ile davalı markalarının kapsadığı bazı mal ve hizmet sınıflarının aynı/benzer olduğu, davacıya ait markanın tanınmış marka olmasının markalar arasında ayniyet veya benzerlik bulunmadığından somut olaya etki etmeyeceği, davalı başvurusunun kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvurunun, dava dışı şirketin itirazının kabulü sonrasında, 35. sınıfın 1, 2, 3 ve 4. alt sınıfında yer alan hizmetleri kapsadığı, davacının itirazına mesnet markaları da 35. sınıfta 1-4. alt sınıfında tescilli olduğundan somut uyuşmazlık yönünden emtia benzerliğine ilişkin şartın gerçekleştiği, işaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvurunun beyaz zemin üzerine yeşil harflerle "..." ibaresinden oluştuğu, başvuruda ayrıca daire içerisine alınmış yeşil bir market sepeti bulunduğu,
dava konusu marka her ne kadar davacının itiraza mesnet markasını aynen içermese de, başvuruda bu marka "...'m-" şeklinde yer aldığı ve başvurunun telaffuzunda "..." ibaresinin aynen oluştuğu, başvurudaki "market" kelimesinin ayırt ediciliği bulunmadığı, davacının itiraza mesnet markalarının ise "..." ibaresi ile veya bu ibareye "yazılım, actuel, medya, bilişim, teknoloji, bilgi işlem" gibi ayırt ediciliği bulunmayan kelimelerin birleştirilmesi ile oluşturulduğu, bazılarında şekil unsuru bulunmakta ise de çoğunun beyaz zemin üzerine standart harflerle oluşturulduğu,
bu hali ile taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmakta olup, markaların aynı sınıf mal ve hizmetlerde kullanılmaları halinde aralarında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketicilerin başvuru markasını gördüklerini hemen ve ilk bakışta bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacakları, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.10.2018 tarih ve 2017/168 E. 2018/6132 K. sayılı kararıyla, davacının "..." esas unsurlu markalarıyla üçüncü bir kişiye ait “...-met” markasının belirtilen gerekçelerle benzer bulunduğu,
taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu, tanınmışlık ve kötü niyete dair iddiaların ise ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazının reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinin birinci, beşinci ve dokuzuncu fıkraları 3. Değerlendirme 1.Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere iltibas değerlendirmesi yapılırken markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekli olup ilke olarak markaların unsurlarına bölünmesi suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılamaz.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin 09.10.2018 tarih, 2017/168 E., 2018/6132 K. sayılı ve davacının "..." ve "..." esas unsurlu markalarıyla üçüncü bir kişiye ait "...-met" ibareli markanın iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer bulunduğu kararı emsal gösterilmek suretiyle ve yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de anılan Dairemiz kararı işbu davaya konu marka bakımından emsal oluşturacak nitelikte olmayıp iltibas değerlendirmesinin her somut olayda, değerlendirmeye konu markalar gözetilerek yapılması gerekmektedir.
3. Somut olayda, davaya konu marka başvurusu beyaz zemin üzerine yeşil harflerle yazılmış "..." ibaresi ve daire içerisinde alınmış bir alışveriş sepeti şeklinden oluşmaktayken itiraza mesnet markalar "..." ibaresi esas unsur olarak muhafaza edilerek bu ibareye "yazılım, actuel, medya, bilişim, teknoloji, bilgi işlem" gibi ayırt ediciliği bulunmayan kelimelerin eklenmesi ile oluşturulmuş seri markalardır.
4.Başvuruya konu marka ""..." ve "market" ibarelerinin bir kesme işaretiyle ayrıştırılmasıyla oluşturulmuş olup marka, markada yer alan kesme işareti sebebiyle ortalama tüketici tarafından "..." ve "market" ibarelerinin ayrı ayrı söylenmesi suretiyle telaffuz edilecektir. Bu telaffuz şeklinde ise davacı markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi davacıyı ve markalarını anımsatacak şekilde bağımsız olarak seslendirilmemektedir.
Bu nedenle taraf markaları arasında sescil benzerlik bulunmamaktadır. Bunun yanında, başvuru markasında "..." ibaresi davacıyı ve markalarını anımsatacak şekilde bağımsız bir unsur olarak yer almamakta olup davacının davalı markasına benzer kompozisyonla oluşturulmuş bir markası bulunmadığı da gözetildiğinde markalar arasında görsel benzerlik de bulunmamaktadır.
Bunun yanında "..." ibareli başvuru markasıyla davacının "..." esas unsurlu seri markaları arasında anlamsal benzerlik bulunmadığı da açıktır. Belirtilen nedenlerle, başvuru markasının bütüncül olarak bıraktığı izlenim itibariyle işletmesel bağlantılandırma ihtimali de dahil olmak üzere iltibasa sebebiyet vermeyecek derecede mesnet markalardan farklı olduğunun kabulü gerekir.
5.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, taraf marka işaretleri arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek derecede benzerlik bulunmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5371, K. 2024/6940, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama