KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5653 E., 2024/7519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/919 Esas, 2023/884 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/359 E., 2020/423 K.
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... firmasının dünya çapında bilinen bir firma olduğunu, diğer müvekkilinin ise ilgili firmanın Türkiye iştiraki olduğunu, “...”, “...” ve “OPASTER” markalı ürünlerin, yaklaşık 10 senedir hijyen sektöründe tüm hak ve borçları ile ... TR tarafından devralınmış olan Anios ve Deren İlaç şirketleri tarafından üretilip satıldığını, bu şirketlerin devralınmaları ile birlikte tüm hakların da müvekkili ...
TR firmasına geçtiğini, şirketin politikası gereği marka tesciline yönelik hakların diğer müvekkili ...
USA’de toplandığını, dolayısıyla bahsi geçen markaların tüm haklarının müvekkili şirkete ait bulunduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu “...” markası için 2019/35740 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, ancak başvurunun 2013/68107 sayılı marka nedeniyle kısmen reddedildiğini, müvekkilin bu şekilde davalı markasından haberdar olduğunu, davalının aynı zamanda “...” ve “...” markalarının kullanımı nedeniyle Deren İlaç firmasının yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, 2019/154473 soruşturma sayılı dosyasının inceleme altında olduğunu, davalının 2013/68107, 2013/68116,
2013/68141 sayılı markaların sahibi bulunduğunu, söz konusu markaların ... tarafından başvuruya konu edildikten sonra davalıya devredildiğini, ... isimli kişinin müvekkilinin dünya çapında hak sahibi olduğu “...”, “...”, “...”, “...” gibi markalarını da tescil ettirdiğini, bu tesciller ile ilgili olarak da Ankara 3. FSHHM’de daha evvel 2015/47 E. sayılı hükümsüzlük davasının ikame edildiğini, yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin gerçek sahibi olması ve başvuru sahibinin kötüniyeti nedeniyle davalarının kabul edildiğini, dava konusu markaların da kötüniyetle tescil edildiğini,
müvekkilinin dava konusu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, anılan markaların devir alındığı Eyyub Zeray aleyhine açılmış tüm davalarda müvekkilinin haklı görüldüğünü¸ verilen kararların Yargıtay incelenmesinden de geçerek kesinleştiğini¸ davaya konu markaların zaten kötüniyetle de tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlüğünün gerektiğini, dava konusu markaların ve bahsi geçen sair markaların anılan şahıs tarafından 06.08.2013 tarihinde başvuru konusu edilmesi ve sonrasında hepsinin davalıya devredilmesinin tesadüf olamayacağını ileri sürerek 2013/68107, 2013/68116,
2013/68141 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilinin markalarının birebir aynısını başvuru konusu ettiğini, yapılan başvurulardan 2019/35740 sayılı “...” markasının müvekkiline ait marka nedeniyle kısmen reddedildiğini, yine ilanına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, ayrıca Ankara CBS nezdinde 2019/153391 sayılı soruşturma dosyası üzerinden www.derenilac.com.tr alan adı sahipleri ve davacı şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davacının şikayet sonrasında 2019/101731 sayılı ikinci başvurusunu gerçekleştirdiğini, bu başvurunun kötüniyetli olduğunu,
davacı yanın başvurusuna yönelik itirazlarına karşı davacı tarafından kullanım ispatı talep edildiğini, ... markasına ait kullanım belgelerinin işlem dosyasına sunulduğunu, markanın kullanıldığının Kurum tarafından da kabul edildiğini ve davacı başvurusunun tümüyle reddine karar verilmiş olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, davacı yanın gerçek hak sahibi olmadığını, davacının sessiz kalmaya bağlı hak kaybına uğramış olduğunu, müvekkilinin markalarının başvuru tarihlerinin 06.08.2013 olduğunu, bu nedenle 5 yıllık sürenin dolmuş olduğunu, davacının müvekkilinin markalarından başvuru tarihi itibariyle haberdar olması gerektiğini,
müvekkilinin markalarının iyi niyetle devralınmış olduğunu, iş bu dava konusu 3 markaya karşı sessiz kalındığının kabulü gerekeceğini, davacının kendisinin Türkiye’de kullanımlarının bulunmadığını, sunulan delillerin dava konusu markalar üzerinde matufiyet ya da marufiyet kazandırıldığını ispat etmeye elverişli olmadığını, müvekkiline izafe edilen kötüniyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı yanın 2013/68107 sayılı “...” ve 2013/68116 sayılı “...” markaları bakımından gerçek hak sahipliği ile ilgili iddiaları açısından dosyaya sunduğu delillerin, anılan markalar kapsamındaki 05. Sınıfta yer alan “Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar.” emtiası yönünden ve yine anılan markaların esas unsurlarını oluşturan işaretler bakımından davacı yanın üstün hak sahipliğine kanaat getirilmesi için yeterli olduğu,
bununla birlikte davacı yanın, dava konusu 2013/68141 sayılı “OPASTER” markasından daha evvelki kullanımlarını ispatlamak amacıyla dosyaya sunduğu delillerin, gerçek hak sahipliği karinesi kapsamında davacı yana üstün bir hak sağlamaya elverişli olmadığı, dava konusu markaların tescil tarihlerinin 2013/68107 sayılı marka için 14.08.2014, 2013/68116 sayılı marka için 07.08.2014 ve son olarak 2013/68141 sayılı marka için ise yine 07.08.2014 olduğu, iş bu davanın açılış tarihinin ise 20.12.2019 olduğu, dava konusu her üç markanın da başvuru tarihindeki başvuru sahibinin davalı olmadığı,
davalının anılan markaları dava dışı üçüncü kişiden devraldığı, rapor kapsamında taraflar arasındaki süreçlere dair olarak davacı yanca sunulan deliller ve sair belgeler gözetilerek gerçekleştirilen tespitler sonucunda, dava konusu başvuruların kötüniyetli olarak gerçekleştirildiği ve kötüniyet nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne davaya konu 2013/68107 "derdevice", 2013/68116 "...", 2013/68141 "opaster" marka tescillerinin kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde, "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmünün bulunduğu, kötüniyetinin tespitinde, “İtiraza konu markanın varlığını bilip bilmediği” ve “basiretli bir tacir gibi davranılıp davranılmadığı” hususlarının önemli olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.7.2008 tarih E.2008/11-501 K.2008/507 sayılı “RG 512 Kararı”nda da “Marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiği”nin vurgulandığı,
diğer yandan davalı tarafın kötüniyetli başvurusunun tescil edilmesinin mümkün olmadığı bir durumda davacı markalarının Türkiye'de satılıp satılmadığının veya tanınmış olup olmadığının bir öneminin de bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.10.2012 Tarih ve 2012/13315 Esas,14937 Karar, 30.20.2017 Tarih ve 2016/3964 Esas- 2017/5856 Karar sayılı ilamlarının da bu yönde olduğu, kötüniyetin yargılamanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınacağı, bu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede de, dava konusu her üç markanın başvuru tarihindeki başvuru sahibinin davalı olmadığı,
davalının anılan markaları dava dışı üçüncü kişiden devraldığı, davalının dava konusu markaları devraldığı ... isimli kişiye yönelik açılan davalar sonucunda bu kişinin davacı tarafa ait markaları kötüniyetle tescil ettirdiği yönünde kurulan ve kesinleşen hükümler olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/14633 E., 2018/5879 K.. 2016/14634 E., 2018/5931 K..
2016/14632 E., 2018/6410 K. ve 2018/5244 E., 2018/7659 K. sayılı kararlarının da bu hususlara yönelik olduğu, taraflar arasındaki süreçler ve davacı yanca sunulan deliller gözetilerek yapılan tespitler sonucunda dava konusu başvuruların kötüniyetli olarak gerçekleştirildiği, somut olayda kötüniyet nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, dolayısıylamahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25 inci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5653, K. 2024/7519, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama