KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/1156 E., 2024/8859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2002 Esas,2023/1885 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/1005 E.,2020/276 K.
Karar Metni
1.530 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava dışı ... ve ... ile birlikte davalı şirketin hissedarı olduklarını, müvekkillerinin azınlık pay sahibi, dava dışı ortakların ise çoğunluk pay sahibi olduğunu, dava dışı ... ve ...'ün münferit imza ile şirketi aynı zamanda temsil yetkilerinin bulunduğunu, uzun yıllardan beri de bu yetkiyi ellerinde tuttuklarını, davacı olan azınlık pay sahiplerinin ortaklıktan doğan haklarının şirket yöneticileri tarafından engellendiğini, çoğunlukla haklarının suiistimal edildiğini, davalı şirketin 19.06.2017 tarihinde olağan üstü genel kurul toplantısı yapıldığını,
bu hissedarların toplantıda sermaye artırımı kararı aldırdıklarını, söz konusu bu toplantının 3. maddesinde yer alan sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptali gerektiğini, zira davacıların sermaye artırımı ile ilgili bilgi edinme haklarının sürekli olarak engellendiğini ve sermaye artırım kararı ile ilgili olarak hiç bir suretle tutarlı ve yeterli bilgi verilmediğini, bu hususun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, müvekkillerinin sürekli olarak şirketin işleyişi ile ilgili bilgileri talep ettiklerini, fakat şirket müdürleri olan ... ve ...'ün bu talepleri yanıtsız bıraktığını,
şirketin Ticaret Sicil Gazetesine bakmalarının yeterli olacağını söyleyerek geçiştirdiklerini, söz konusu sermaye artırım kararının gerekçesinin de açıkça ortaya konmadığını, genel kurulda sermaye artırımının gerekçesi olarak sarf edilen sözlerin ise, hiç bir hukuki dayanak ve hiç bir mali veri gibi somut ve doyurucu bilgiye dayanmadığını, sadece genel tabirler ile ülkemizin içinde bulunduğu hal ve sektörün içinde bulunduğu koşullardan bahisle yeni yatırımlara yönelebilmek ve şirketin rekabet gücünün mevcudun üzerine çıkarabilmek için sermayenin 8.240.300,00 TL'den 18.793.850,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini,
söz konusu kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 445.maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı biçimde alındığını, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, yalnızca müvekkillerinin şirketteki pay oranlarını düşürmek amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek 19.06.2017 tarihili olağan üstü genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacıların müvekkili şirket ve şirket yöneticileri aleyhine her fırsat ve nedenle dava açmayı alışkanlık haline getirdiklerini, 2014 yılı olağan genel kurul toplantısı aleyhine de aynı maddi gerekçelere dayanarak iptal davası açtıklarını, davanın reddedildiğini,
iptali istenen ve 19.06.2017 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı ile ilgili kararın yasaya ve dürüstlük kuralına aykırı olarak alındığı ve buna temel olarak da şirketin iş ve işleyişine ilişkin inceleme bilgi alma ve yönetime katılma haklarının sürekli olarak engellendiği olgusuna dayandırılmasına rağmen bu iddiaların doğru olmadığını, davacıların müvekkili şirketin karar alma mekanizmalarına mümkün olduğu kadar dahil edildiklerini, davalı şirket ve yetkililerine saldırı niteliğinde olmayan her türlü haklı makul samimi ve iyi niyetli tüm taleplerinin karşılandığını,
2014 ve 2015 yıllarına ait olağan ve dava konusu olağan üstü genel kurul toplantı tutanaklarının da okunması halinde davacıların iddiaların doğru olmadığının açıkça anlaşıldığını, iptali istenen sermaye artırımı kararının gerek mali gerek teknik gerekse hukuki ve usul yöntem yönünden uygun bir karar olduğunu, sermaye artırımının mali danışmanların katılımı, denetimi ve uygunluk raporu eşliğinde alınan bir karar olduğunu, şirket için gerekli bulunduğunu, bu karar alınmadan önce müvekkili şirketin mali yapısı ve sermaye ihtiyacının bulunup bulunmadığı hususunda ...
Denettim ve Mali Müşavirlik A.Ş.'den rapor alındığını, bu raporda müvekkili şirketin toplam borçlar/pasif toplamı oranının genel kabul olan %50 oranından çok daha yüksek bir düzeyde %81 çıktığını, kısa vadeli borç oranının genel kabul olan %33,3 oranından çok daha yüksek bir düzeyde %45 çıktığını, öz kaynak / toplam pasif oranının genel kabul olan %50 oranından çok daha düşük bir düzeyde %18 çıktığını, bu durumda şirketin öz kaynaklarını güçlendirmek bakımından kar dağıtımlarını engellemek, yeni ortak almak, öz varlığı pozitif durumdaki bir başka şirketle birleşmek gibi tedbirler alınması gerektiğinin bu raporla ortaya konduğunu,
toplantıda sermaye arttırımına ilişkin soruların da samimi şekilde cevaplandığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların, davalı şirketin paydaşları olduğu, azınlık hisse sahipleri olduğu, davanın genel kurul kararından itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, 19.06.2017 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısına şahsen ve vekaleten katıldıkları, sermaye artırımına ilişkin 3 nolu karara muhalefet edip, bu muhalefetlerini tutanağa geçirttikleri, hükme esas alınan 27.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; bilgi alma ve inceleme hakkı pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki haklarından olduğu;
ancak bilgi alma hakkının kullandırılmaması sebebiyle alınan bir genel kurul kararının iptal edilebilmesi için, verilmeyen bilgi ile alınan karar arasında illiyet bağı olması gerektiği, somut olayda davacı pay sahiplerinden bilgi saklanmasının, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edilir nitelikte olduğu sonucuna varılmasının mümkün olduğu;
fakat pay sahiplerinin bilgi alma haklarının ihlal edilmesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'da ön görülen yollara başvurmadan doğrudan genel kurul kararı iptali davası açmasında hukuki menfaati bulunmadığı gibi pay sahipleri tarafından bu durumda dahi saklanan bilgiler öğrenilmiş olsaydı farklı karar verecek olduklarının diğer bir ifadeyle alınan karar ve bilgi alma hakkının kullandırılması arasında illiyet bağının bulunduğunun ortaya konması gerektiği;
davacıların şirketin ekonomik yapısı hakkında bilgi sahibi olmaları halinde bu karara muhalif olmayabilecekleri ancak bunun sonuca etkili olmadığı zira her nasılsa karara muhalif oldukları, sırf bilgi alma ve inceleme hakkının yeteri kadar sağlanamaması halinin tek başına iptal sebebi olamayacağı, şirketin ticari defter ve mali tablolarının incelenmesi sonunda; bilirkişi raporundaki açık hesaplamalardan da anlaşılacağı üzere şirketin sermaye artırımına uzun vadede gelişimi yönünden ihtiyaç duyduğu, kanuni yönden sermaye artırımı için zorunluluk bulunmasa da, şirketin gelişimi yönünden sermaye artırımının gerekli olduğu;
iptale konu sermaye artırımı kararının 6102 sayılı Kanun'un 621. maddeye uygun olarak karar nisabı yönünden yerinde olduğu; sermaye artırımı kararının dosyada müfrez yeminli mali müşavir raporu doğrultusunda finansal bir zorunluluktan meydana geldiğinin tespit edildiği.
Yargıtay kararları uyarınca ortakların sermaye artırımına gitmesinin; işletmecilik ve finansal yönden bir zorunluluk teşkil ettiği durumlarda yapılan sermaye artırımının, dürüstlük kuralına aykırı olarak nitelendirilemeyeceği; bilgi alma hakkının kullandırılmaması sebebiyle alınan genel kurul kararlarının iptal edilebilmesi için verilmeyen bilgi ile alınan karar arasında illiyet bağı olması gerektiği ve söz konusu alınan kararın yeteri bilgi verilmemekten kaynaklanması gerektiği; böyle bir durumun söz konusu olmadığı; bilgi alamadığını iddia eden davacılarımızın zaten karara olumlu oy vermedikleri nazara alınarak,
davacıların sermaye artırımına ilişkin doyurucu bir gerekçe konulmadığına ilişkin iddiaların ise tek başına kararın geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, temelinde (ve mahkemece yapılan finansal durumun incelenmesinde) sermaye artışına şirketin ihtiyaçlı olduğu nazara alınarak ve bilirkişi raporu ile birlikte mahkemece bu kanaate varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin borca batık olmadığı, bu anlamda bir sermaye arttırımı gerekmediği, ancak finansman oranı ve kaldıraç oranına göre şirketin uzun vadede inkişafı yönünden sermaye arttırımına ihtiyaç duyulduğu, davalı şirketin sermaye arttırımının ortaklardan ... ve ...'ün şirketten olan alacaklarından mahsup edilmesi suretiyle gerçekleştirildiği, davacılarca sermaye taahhüdünde bulunulmaması sebebiyle davacılara düşen payların da bu iki ortak tarafından taahhüt edildiği,
sermaye arttırımında ortağın, ortaklıktan olan alacağını sermaye olarak yerine getirmesi durumunda bu alacağın varlığı, geçerliliği ve tasarruf olunabilirliğinin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu ile kanıtlanması gerektiği, dosyadaki 01.02.2017 tarihli Yeminli Mali Müşavir raporunda hissedarlar ... ve ...'ün şirketten olan alacaklarının mevcudiyetinin tespit edildiği, somut olayda sermaye arttırımı prosedürüne uyulduğu, bilirkişi raporunda değinilen 01.02.2017 tarihli Yeminli Mali Müşavirlik raporunun sermayenin ödenip ödenmediği ve ortak alacaklarının tespitine ilişkin olarak düzenlendiği,
adı geçen ortaklar ... ve ...'ün adına tahakkuk ettirilen ancak fiilen ödemesi yapılmayan aylık ücretlerin, adı geçen ortaklar tarafından finanse edilmiş bazı personel ücret ödemelerinin, şirket için gerek duyulan ihtiyaç maddelerinin bedellerinin ortaklarca yapılan kısımlarının ortakların şirkete nakit olarak verdikleri tutarların doğruluğunu çürütecek bir bilgi ve belge bulunmadığı, şirketin ortakları nakdi olan borçlarını içermesi sebebiyle sermayeye eklenmesinde yasal sakınca bulunmadığının belirtildiği,
uzun vadede davalı şirketin finansman oranı ve kaldıraç oranına göre uzun vadede inkişafı yönünden sermaye arttırımına ihtiyaç duyulduğu, davalı şirketin sermaye arttırım kararı öncesinde aldığı yeminli mali müşavir raporunun da bilirkişi heyetince incelendiği ve şirket ortaklarının şirketten olan alacaklarının sermaye artırımında sermaye borcunun yerine getirilmesinde kullanılmasında bir sakınca bulunmadığı yönündeki tespitleri nazara alındığında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,
karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, limited şirket olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 622/1 ile 445 ve 446. maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1156, K. 2024/8859, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama