KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2150 E., 2025/629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1838 Esas, 2024/49 Karar
- Hüküm
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2018/636 E., 2021/441 K.
Karar Metni
917 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007/21665 sayılı "..." ibareli markasının bulunduğunu, davalının aynı ibareyi işletme adı olarak müvekkili ile aynı faaliyet alanında haksız olarak kullandığını, davalının haksız kullanımlarının durdurulması için 31.12.2008 tarihli ihtarın gönderildiğini, davalının haksız kullanımlarına devam ettiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle görülen ceza davasında, eylemlerinin müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına ve hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verildiğini, anılan kararın 16.12.2015 tarihinde kesinleştiğini,
davalının hakkında açılan ceza davası nedeniyle "..." olan işletme adını 2014 yılında "..." olarak değiştirdiğini ve anılan ibareyi marka olarak tescil ettirdiğini, davalıya ait işletmenin kurulduğu tarihten 2014 yılına kadar müvekkilinin markasını oluşturan "..." ibaresinin davalı tarafça haksız şekilde kullandığını iddia ederek markaya tecavüzün tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklamak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL itibar tazminatının davalıya gönderilen ilk ihtar tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.2005 tarihinde "..." isimli oteli işletmeye başladığını, 31.12.2009 tarihinde bu işletme ile ilgili faaliyetlerine son verdiğini, 06.06.2010 tarihinde ise aynı işletmenin yetkilisi ... olan .... Ltd.
Şti. tarafından "..." ismi ile işletilmeye devam edildiğini, müvekkilinin kullanımlarının markaya tecavüz oluşturmadığını, "..."ın yüz yıllardır .../... bölgesinde bulunduğunu ve adını bahçesinde bulunan çeşmeden aldığını, davacının ihtarı üzerine işletmenin adının "..." olarak değiştirildiğini, müvekkilinin kendi adına 01.07.2005-31.12.2009 tarihleri arasında işlettiği oteli emek ve çabası ile ülke çapında tanınmış hâle getirdiğini, müvekkilinin davacı markasından yararlanmasının söz konusu olmadığını, tarafların işletmelerinin bulunduğu yerlerin farklı bulunduğunu, bu nedenle karıştırılmasının mümkün olmadığını,
kabul etmemekle birlikte tazminat hükmedilmesi durumunda tazminat hesaplanacak dönemin, davacının ihtarının müvekkiline tebliğ tarihi olan 02.01.2009 tarihi ile müvekkilinin dava konusu işletmeyle ilişiğini kestiği 31.12.2009 tarihleri arası ile sınırlı tutulması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının işletmesini yaptığı otelde, "..." ibaresini kullanmasının davacı adına 43. sınıfta tescilli bulunan, 2007/21665 sayılı ve "..." ibareli markaya tecavüz oluşturduğu, davacının bu nedenle talep edebileceği maddi tazminat miktarının 853,64 TL olduğu,
davacı yararına manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, itibar tazminatı isteminin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacının tescilli markası olan ''...'' markasına 31.12.2009 tarihine kadar tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün tespit edildiği tarihlere ilişkin toplam 853,64 TL maddi tazminatın 02.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 853,64 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin maddi, manevi tazminat istemleri ile itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, davalının dava konusu "..." ibareli işletmesini, 06.06.2005 tarihinde açtığı, 31.08.2005 tarihli internet haber sayfalarında, davalının "..." ibaresini kullandığı işletmesi ile ilgili haberlerin yer aldığı, esasen davalının dava konusu kullanımlarının davalıya ait işletmenin açıldığı tarihte başladığının davacının da kabulünde olduğu,
zira bu husus dava dilekçesinde ileri sürülmekle birlikte davacı vekilinin istinaf dilekçesinde dava konusu kullanımların 06.06.2005 tarihinde başladığını açıkça belirttiği, davacının 2007/21665 sayılı markasının başvuru tarihi olan 20.04.2007 tarihi itibariyle 43. sınıftaki geçici konaklama hizmetleri yönünden "..." ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu, davalının ise aynı hizmetlerde bu ibareyi 2005 yılından beri kullandığı, gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile,
markayı tescil ettiren kişilerin, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamayacakları, bir markayı tescil ettiren kişi, bu markanın aynısını ya da benzerini, tescil ettirdiği markanın koruma tarihinden önce fiilen kullanan ve bu suretle marka üzerinde hak sahibi olan kişinin kullanımına karşı çıkamayacağı, somut olayda da davalının 43. sınıftaki geçici konaklama hizmetleri yönünden "..." ibaresini davacının marka tescilinden önce markasal biçimde,
dava konusu edildiği şekilde kullandığı tespit edildiğinden davacının adına sonradan tescil ettirdiği aynı ibareli markaya dayalı olarak davalının kullanımına karşı çıkamayacağı, bu sebeple davanın reddine karar vermek gerektiği, her ne kadar iş bu davaya konu eylemler nedeniyle davalı hakkında açılan ceza davasında, davalının cezalandırılmasına karar verilmiş ise de anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması karşısında, ortada hukuk hakimini bağlayacak kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı da bulunmadığından,
ceza mahkemesi kararının varılan sonucu etkilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün tespiti, maddi, manevi tazminat ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2150, K. 2025/629, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama