KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2618 E., 2025/1250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/60 Esas, 2024/246 Karar
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/58 E., 2019/182 K.
Karar Metni
781 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Şirket'in "...", " ...", "... ", "... ayakkabımı seviyorum! şekil", "..." ve benzeri ibareli markaların sahibi olduğunu, Türkiye genelinde bulunan 403 adet "..." mağazasında ayakkabı, bot, çizme, terlik, patik, kemer, çanta ve benzeri birçok ürünün satıldığını, davalı şirketin "..." ibaresini 5. sınıfta yer alan mallarda marka olarak tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, taraf markalarının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davacı markasının tanınmış olduğunu ve bu nedenle kanun koyucu tarafından tüm sınıflarda koruma altına alındığını,
davalı markasının davacının seri markalarından zannedileceğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2018-M-274 sayılı kararının iptali ile davalı ... başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği kanıtlanmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/4 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı,
davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
nitekim Yargıtay 11. HD.'nin 01.06.2016 gün ve 2015/11222 E.-2016/6030 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 01.12.2015 gün ve 2015/6173 E.- 2015/13737 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 02.11.2015 gün ve 2015/4471 E.-2015/11398 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 08.05.2015 gün ve 2015/1561 E.-2015/6580 K. sayılı kararıyla "FLOXİA" ibaresinin , 03.06.2015 gün ve 2015/2863 E.-2015/7598 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 29.04.2019 gün ve 2018/936 E.-2019/3272 K. sayılı kararıyla da "FLORE" ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markalarıyla benzer olmadığının kabul edildiği,
davacının "..." asıl unsurlu markaları ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığından davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka tescil başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü düzenlemiştir.
2.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında hedef tüketici kitlesi yönünden markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması, yine tescilli markalar ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan ürünlerin işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir.
3.Somut olayda davalı şirketin marka başvurusu “...” ibaresinden oluşurken, davacının itiraza dayanak markalarından olan 2009/57900 sayılı "... ayakkabımı seviyorum+şekil" ve 2011/89146 sayılı "..." ibarelerinden oluştuğu görülmektedir. Davalı şirketin marka başvurusunun kelime unsuru ile davacının redde mesnet markalarının kelime unsurlarının ilk üç harfi "..." harflerinden oluştuğu görülmektedir. Buna göre tarafların markaları, yazı karakteri, tertip ve genel görünüm bakımından benzer olup, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2618, K. 2025/1250, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama