KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2628 E., 2025/866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1990 Esas, 2024/218 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/117 E., 2021/344 K.
Karar Metni
915 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2016/96169, 2019/118055 sayılı ve "... +şekil", "... Sezon+şekil" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...
Final+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/118704 sayılı başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markalarını meydana getiren asli ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu, markalarda yer alan "cuma,
sezon ve final" ibarelerinin tamamının kampanya dönemini işaret eden kampanyanın hangi günde olduğunu, kampanya sürecinin son noktasında olduğunu ifade eden ibareler olduklarını, ayırt ediciliklerinin bulunmadığını, "... " ibaresinin Türkçe karşılığının "kara cuma" olduğunu, "kara" ibaresinin ülkemizde tüketici üzerinde yaratabileceği negatif etki dikkate alınarak "kara" kelimesi yerine "..." kelimesinin ilk defa müvekkili tarafından kullanılarak marka olarak tescil edildiğini, başvuru markasının müvekkilinin markası gibi sarı, turuncu ve siyah renklerle kombinlendiğini,
tüketici algısındaki müvekkili markası ve etrafında oluşan pazardan yararlanma amacı taşıdığını, başvurunun müvekkilinin tescilli sınıfları ile benzer olan 35. sınıf hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, başvuru markasının tescil edilmesi durumunda müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markasının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, davalının bu sektörde uzun zamandır faaliyet gösterdiğini ve müvekkili markalarından haberdar olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, dosyaya sunulan mütalaada; “..." ibaresinin söz konusu sloganın vurucu noktası olduğu,
"mucizevi", "büyülü", "çılgın", "korkunç", "turuncu", "pandemik", "ucuz", "cimri", "tasarruflu", “müthiş” ya da davalının daha önce yaptığı gibi "sihirli" gibi tercih edilebilecek sınırsız seçenek ve kombinasyon bulunmasına rağmen özellikle "..." kelimesinin tercih edilmesinin davacı adına tescilli markayı ayırt ettiğini ve takiben, davalı markasında da yine aynı sıfatın kullanılmasının benzerliğe ve dolayısıyla iltibasa sebebiyet verdiği” görüşüne göre markaların benzer olduğunu, “...” ibaresinin doğrudan “black” ibaresini karşıladığından söz edilmesinin mümkün olmadığını,
davalının müvekkilinin markasının garanti ve reklam gücünden yararlanarak haksız bir ticari kazanç elde edeceğini ileri sürerek YİDK'in 2021-M-882 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/118704 sayılı “... Final+şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarında ortak ifade olarak yer alan “...” ibaresinin iltibas ihtimali için yeterli olmayacağını, davacı yanın jenerik bir ifade üzerinde tekel oluşturma çabası içerisinde olduğunu, başvuru markasının farklılaştığını, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvurusu kapsamında yer alan 35.sınıfın 01, 02, 03, 04. alt grubu ile yine 05.alt grubuna dahil tüm mal sınıflarının satışına yönelik hizmetlerin davacının mesnet gösterdiği 2016/96169 tescil numaralı markası ve 2019/118055 başvuru numaralı markalarının kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerle aynı/aynı tür olduğu, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı,
bu ibare doğrudan doğruya bu hizmetleri niteleyen, özellik bildiren bir sözcük olmasa dahi özellikle günümüzde yaygın kullanımı sebebiyle verilecek hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun örtüşmesinin normalde kendiliğinden karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, böyle “zayıf” bir marka seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak, yani o markanın normalde iltibas teşkil edebilecek benzerlerinin başkası tarafından kullanılmasına katlanmak zorunda olduğu, "..." ibaresinin "black friday" ibaresi yerine Türkiye’de çeşitli firmalar tarafından sıkça tercih edildiği,
davalı başvurusunun kapsamında yer alan 35.sınıftaki hizmetler bakımından dikkat düzeyi ortalama olan tüketici kesiminin de marka/işaretlerin bütüncül değerlendirmesinde farklılıkları aşikar olarak değerlendirebilecek olması nedeniyle benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira hem anlamsal, hem görsel hem de işitsel açıdan söz konusu markaların birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle bütüncül olarak tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı,
taraf markaları benzemediğinden tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, dosya kapsamında davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarih ve 2020/989-5469 E-K. sayılı ilamında da "..." ibaresinin baştan zayıf karakterli bir ibare olduğunun kabul edildiği, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından tanımışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2628, K. 2025/866, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama