KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2700 E., 2025/1376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1139 Esas, 2024/332 Karar
- Karar
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/150 E., 2022/338 K.
Karar Metni
764 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile asıl borçlu davalı şirket arasında 26.09.2017 tarihinde faktoring sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ...'ün ise söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlunun imzalanan faktoring sözleşmesi ve taahhütlerine aykırı davranması, borçların da vadesinde ödememesi üzerine cari hesabın kat edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2019/50993 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'ün tacir olmaması nedeniyle sözleşmedeki yetki hükmünün geçerli olmadığını, bu nedenle Karşıyaka Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin davacı ... şirketi ile iki adet temlik sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeler dolayısıyla iş bu davada müvekkillerinin davalı sıfatlarının bulunmadığını, müvekkili şirketin borçlusunun T.C.
Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneler Kurumu İzmir İli Kuzey Bölgesi Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği olduğu 26.09.2017 tarihli 2.500.000,00 TL tutarındaki alacağını temlik sözleşmesi ile davacı şirkete devrettiğini, keza müvekkili şirketin borçlusu ...
Bölge Eğitim Hastanesi olan 26.04.2018 tarihli 949.182,30 TL tutarındaki alacağını davacı tarafa temlik ettiğini, temlik işlemiyle temlik edenin borç ilişkisinden çıkacağını, onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan üçüncü kişinin geçeceğini, alacağın tahsili için bütün takip ve dava yolunun temlik alan tarafından kullanılması gerektiğini, davacının önelikle muhatap borçlulara başvurması gerektiğini, müvekkilinin husumetinin bulunmadığını, ayrıca temlik sözleşmesindeki muhatap borçluların da temlik sözleşmesindeki meblağı ....'ne ödediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, davalıların İstanbul 36. İcra Dairesinin 2019/50993 E. sayılı takip dosyasındaki itirazlarının, 616.709,18 TL asıl alacak, 15.895,89 TL işlemiş faiz, 794,79 TL BSMV, 347,51 TL ihtarname masrafı, 123,90 TL ihtiyati haciz masrafı, 606,00TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 634.477,27 TL alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %58,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece aldırılan bilirkişi raporuyla davacının faktoring sözleşmesi gereğince temlik aldığı alacağın ödenmesi aşamasında fatura borçlusu dava dışı ...
Eğitim Araştırma Hastanesi'nin, davalı şirketin 521.288,25 TL vergi borcu çıkması nedeniyle öncelikle bu vergi borcunu ödediği, son işlemde davalı şirkete ödenen 711.886,73 TL'den firmaya yapılan ek ödemelerin eklenmesi ve yapılan tahsilatların mahsubu sonucunda kalan ana para bakiyesinin 410.460,70 TL olduğunun tespit edildiği, değişen faiz oranları üzerinden işleyen faizin BSMV dahil 206.248,48 TL olduğu ve neticesinde asıl alacağın 616.709,18 TL olarak hesaplandığının açıklandığı, raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu,
davalı sözleşmelerin ilk sayfalarında müvekkili imzasının olmaması nedeni ile esas alınmayacağını, davacı kayıtlarının esas alınmayacağını ileri sürmüş ise de, sözleşmenin alt kısmında davalıların imzasının mevcut olduğu, sözleşmeler taraflar arasında uygulandığından bu yöndeki istinafın isteminin reddi gerektiği, davalı aşamalarda davacının öncelikle fatura borçlusuna gitmesi gerektiğini, fatura borçlusunun müvekkilinin vergi borcunu ödemesi yetkisi olmadığını ileri sürmüş ise de,
faktoring sözleşmesi gereğince davacı kayıtlarının esas alınması yerinde olup temlikler gereğince dava konusu kısım yönünden borcun ifa edildiğini ispat yükünün davalıda olduğu, noter onaylı temlik sözleşmelerinin 3. maddesinde "alacak muhattap tarafından ödeninceye kadar borçtan sorumluluğun devam edeceğinin" açıkça düzenlendiği, alacağını kısmen tahsil edemeyen faktoring şirketinin davalılara başvurmasında usule aykırılık olmadığı, Mahkemece davanın kabulüne yönelik karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faktoring sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2700, K. 2025/1376, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama