KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5009 E., 2025/3418 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1440 Esas, 2024/459 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/837 E., 2019/955 K.
Karar Metni
879 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; asıl borçlu şirket ile banka arasında düzenlenen 30.03.2012 tarihli 1.100.000 TL limitli kredi genel sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarının gönderildiğini, ardından İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin 2015/5567 E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını, itiraz üzerine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/463 E. sayılı itirazın iptali davası açıldığını, ancak sehven takip edilmeyerek açılmamış sayılmasına karar verildiğini,
bu nedenle alacak davası açmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 562.780.40 TL asıl alacak, 86.571,37 TL işlemiş akdi faiz, 3.517,32 TL işlemiş temerrüt faizi işletilerek 4.505,44 TL %5 BSMV + masraf ile toplamı 657.373,73 TL borcun faiz ve masrafları ile birlikte sözleşmesel temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi asıl borçlusu ve davalı müteselsil kefillerin kredi sözleşmesinin 19. maddesine göre, en yüksek kredi faizi olan %26 oranının %50 fazlası olan %39 nisbetinde temerrüt faizi ve %5 BSMV'den dolayı alacaklı bankaya karşı sorumlu oldukları, davalı kefil ...'un kefalet limitinin 1.100.000,00 TL olduğu,
bilirkişi tarafından yapılan ve hükme esas alınan hesaplamaya göre kefilin davacı bankaya 692.188,32 TL borçlu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davacının 657.373,73 TL alacağın, davanın açıldığı 24.07.2017 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile %39 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
davalılar ... ve ...'ye karşı açılan davanın, sözleşmede kefaletin geçerliliği için zorunlu olan müteselsil kefilin, sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihi yazılmadığı için geçersiz olduğu gerekçesiyle bu iki davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında düzenlenen 30.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine davalıların müteselsil kefil olduğu, sözleşmede davalı müteselsil kefiller ... ve ...'nün kefalet imzalarının yanında kefalet limitlerinin yazılı olmadığı, davaya konu genel kredi sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) döneminde imzalandığından BK hükümlerine tabi olduğu, genel kredi sözleşmesinin kapak sayfasında kredi limiti 1.100.000,00 TL olarak açıkça yazılı bulunduğu,
BK döneminde geçerli olan yerleşik yargı uygulamasına göre genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti ayrıca gösterilmemiş olsa bile, sözleşmedeki kredi limitinin aynı zamanda kefalet limitini de içerdiği, müteselsil kefillerin tamamı aynı tarihte mütemerrit olduğu, genel kredi sözleşmesinin 19. maddesine göre temerrüt faizi oranının, bankanın uyguladığı en yüksek akdi faizin %50 fazlası üzerinden uygulanacağı, akdi faiz oranının %26 olduğu,
%50 ilavesi ile %39 nisbetinde temerrüt faizi uygulanması gerektiği kredi hesabının 07.01.2015 tarihinde kat edildiği verilen 1 günlük ödeme süresi sonunda müteselsil kefillerin 15.01.2015 tarihinde mütemerrit oldukları, hesap kat tarihi itibariyle asıl alacağın 563.693,43 TL, hesap kat tarihine kadar 86.571,57 TL akdi faiz, 35.222,68 TL 19.01.2015 tarihine kadar %39 orandan hesaplanan temerrüt faizi, 6.089,70 TL BSMV, 610,94 TL ihtar masrafı ilavesi ile toplamda 692.188,32 TL borç hesaplaması yapıldığı, alacaklı bankanın eldeki davada işlemiş temerrüt faizi oranının 3.517,32 TL, BSMV oranı da 4.334,67 TL ile sınırlı olduğu,
hakkındaki karar kesinleşen müteselsil kefil bakımından alacağın tamamına dava tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verildiği, alacaklı bankanın kat tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak olarak kapitalize etme hakkı bulunduğu,
asıl alacağa işlemiş akdi faiz ve BSMV ilavesi ile temerrüt faizi talep edilebilecek asıl alacak toplamının 563.693,43+ 86.571,57+4.328,57=654.593,57 TL ettiği, kalan alacak temerrüt faizine ilişkin olduğundan, kalan alacağa temerrüt faizi işletilmemesi gerektiği, alacağın tamamına temerrüt faizi işletilmesi doğru değil ise de bu husus kesinleştiğinden hakkındaki karar kesinleşen davalılar yönünden hükmün aynen tekrar edildiği, genel kredi sözleşmesi limiti aynı zamanda kefalet limitini teşkil ettiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile,
657.373,73 TL alacağın, davanın açıldığı 24.07.2017 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek doğrultusunda değişen oranlarda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile (davalılar ... ve ... bakımından 654.593,57 TL asıl alacağa 24.07.2017 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilecektir.) %39 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın davalı müteselsil kefillerden tahsili talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5009, K. 2025/3418, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama