KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5013 E., 2025/3807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1972 Esas, 2024/609 Karar
- Hüküm
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/259 E., 2021/232 K.
Karar Metni
926 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı banka ile 12.10.2017 tarihli Bireysel Portföy Yönetimi Sözleşmesini imzaladığını, bu sözleşme kapsamında 585.800,00 ABD dolarının "Dolar Dinamik Fon" hesabına aktarıldığını, bu çerçevede her ay düzenli bilgi verildiğini, ancak 2018 yılı Temmuz ayı başında portföy bilgisinin boş çıktığının görülmesi üzerine, müvekilinin 20.07.2018 tarihinde bankayı arayıp müşteri temsilcisinden portföy bilgisi talep ettiğinde söz konusu rakamın 546.553,95 USD'ye indiğini öğrenmesi üzerine,
söz konusu paranın vadeli dolar hesabına aktarılmasını istediğini, ancak gerek bu ve gerekse daha sonraki talimatlarına rağmen, söz konusu paranın vadeli dolar hesabına aktarılmadığı ve portföy hesabının kapatılmadığını, en son 16.07.2018 tarihinde kapatıldığında ise hesabın 450.203,00 USD'ye indiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 25.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şahsın ekonomi eğitimi görmüş, yatırım konusunda bigili bir ekonomist olduğunu, gerek kendi portföyünü ve gerekse finansal piyasaların durumunu değerlendirebilecek durumda olduğunu, davacının dava dilekçesinde de beyan ettiği üzere banka ile arasındaki 12.10.2017 tarihli Bireysel Portföy Yönetim Sözleşmesi ve bilcümle ekleri hükümleri çerçevesinde bugüne kadar banka tarafından dava konusu fon hesabına ilişkin portföy dökümü ve bu hesaba ait raporun davacı ...’ın elektronik posta adresine düzenli olarak her ay gönderildiğini,
davacının banka ile imzaladığı sözleşmeler ve bilhassa “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Genel Risk Risk Bildirim Formu” uyarınca oluşabilecek zararları peşinen öngörüp kabul ettiğini, Genel Risk Bildirim Formu’nda davacı ...’a olası tüm riskler hakkında ayrıca bilgi verildiğini, davacının, bankaya hitaben davaya konu döviz fonunun kapatılması için hiçbir yazılı talimatı olmadığı halde afaki iddialar ileri sürdüğünü, davacının 16.10.2017 tarihinde hesabındaki 585.000,00 USD'nın portföy hesabına bağlı fon hesabına aktarılması için yazılı talimat vererek işlemleri başlattığını,
belirtilen tarihler aralığında ise yani Açma ve Kapama Talimatlarının verildiği dönem arasında; müşterinin döviz alım satım/yatırım fonu alım satım/yatırım fonu dönüşüm gibi diğer işlemlerine ait talimatları bulunduğunu, fakat davaya konu olan döviz fonundan çıkışla ilgili bir yazılı talimat vermediğini, davacının telefon ile verdiği farklı işlem türleri için talimatları bulunduğunu fakat bahse konu olan döviz fonundan çıkışı ile ilgili net kararını ve net çıkış talebini bildiren telefon kaydı ve /veya talimatı bulunmadığını, ilgili döviz fonundan çıkılması ile ilgili kesin bir talep içermeyen, fonun genel gidişatı, değeri,
piyasanın genel durumu ile ilgili görüşmeler bulunduğunu, bu görüşmelerin, daha çok davacı müşterinin “Bekleyelim, bir bakalım, duruma göre değerlendirelim” gibi temennileri ile devam ettiğini, davacının kesin yargı içeren talepleri olmadığını, görüşmelerin her defasında; müşterinin piyasa koşullarının beklenmedik yönde hareket ettiği gibi genel konuşmaları ve fonunun bu şekilde takip edilmesini istediği yönündeki kanaatleri ve değerlendirmeleri ile sonlandığını, döviz fonundan kesin çıkış emri şeklinde bir talimat verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı bankaya kesin bir tarih ve tutar bilgisi içeren yazılı bir talimat vermediği, bankaca işleme alınmamış bir yazılı talimat olmadığından davalı bankanın bu anlamda hatalı bir işlemi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2018 yılı Mayıs ayından itibaren davalı banka çalışanı ile yapılan telefon görüşmelerinde; davacının özel katılım fonundan çıkıp hesabının dolar mevduat hesabına yatırılmasını beyan ettiği dönemde, davalı çalışanının portföy yönetiminin fon ile ilgili beklenti ve değerlendirmeler ileri sürülerek sürekli ertelemeye çalıştığı,
davacının 25.07.2018 tarihinde kesin olarak çıkmak istediğini beyan ettiği halde davalı banka çalışanının çıkmaya yönelik olarak sözleşme kapsamında davalı bankaya sunması gereken yazılı beyana ilişkin e-maili davacıya göndereceğini söylemesine rağmen gönderme işini geciktirdiği, davacının da bu gecikmeye rağmen bankaya herhangi bir ihtar veya uyarı göndermediği, davalı bankaya bizzat müracaat etmediği, sistemden kendisine gelen e-mail doğrultusunda 13.08.2018 tarihinde çıkma yönünde yazılı beyanda bulunduğu, çıkma işleminin 16.08.2018 tarihi itibariyle gerçekleştirildiği,
bu haliyle 89.628,67 USD zarardan davacı ve davalı bankanın dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının aksine eşit oranda kusurları bulunduğu, davalı bankanın kusuruna isabet eden zarar miktarı bulunan 44.814,33 USD'nin davalı bankadan tahsili gerektiği, ancak davacı yanın dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 25.000,00 TL talep ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; bireysel müşteri sözleşmesi ve bireysel portföy yönetimi sözleşmesi kapsamında uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5013, K. 2025/3807, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama