KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5243 E., 2025/3734 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/794 Esas, 2024/1059 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/231 E., 2024/268 K.
Karar Metni
738 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı TMSF tarafından 04.10.2019 tarih ve 2019/483 sayılı kararla davacının hissedarı olduğu ... Enerji Üretim San.ve Tic. A.Ş., Ages Enerji San. ve Tic. A.Ş., ... Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş., ... Enerji Üretim San. Tic. A.Ş., ... Enerji San. ve Tic. A.Ş. ve ... Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.'nin ve davacının hissedarı olmadığı ... Enerji San. ve Tic.
A.Ş.'nin hisselerinin satışı konusunda davacının Malvarlığı Değerleri Kayyım Temsilciliğine ve ayrıca ... Enerji San. ve Tic. A.Ş.'de hisse sahibi olan ... Solar Enerji Çözümleri San. ve Tic. A.Ş.'nin yönetim kuruluna izin verilmesine dair karar tesis edildiğini, karar doğrultusunda ayrı ayrı Hisse Devir Sözleşmeleri imzalanarak satış sürecinin sona erdirildiğini, kayyım TMSF ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisine haiz diğer davalıların tesis ettiği
işlemlerin yetki bakımından hukuka açıkça aykırı olduğunu, Cumhurbaşkanı kararı olmadan
TMSF ve diğer davalıların kendi kendilerine satış ve tasfiye kararı vermesinin 6758 sayılı
Kanun’un o dönem yürürlükte olan 19. maddesi, 6758 sayılı Kanun’un 19. Maddesinin
Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esasların 7. maddesi ve Cumhurbaşkanlığı’nın 2018/1
Sayılı Genelgesi’ne açıkça aykırı olduğunu,
davacının hissedarı olduğu şirketler tarafından ihraç edilen ve halen davacı uhdesinde bulunan nama yazılı hisse
senetleri bulunduğunu, bu nama yazılı hisse senetleri
devredilmeden, yalnızca yazılı devir sözleşmesi ile şirket
hisselerinin devrine yönelik olarak gerçekleştirilen tüm
işlemlerin hukuken “yoklukla malul” olduğunu, kayyım sıfatı ile TMSF’nin ve diğer davalıların davacının hissedarı bulunduğu
şirketleri satma yetkileri olmadığını, kayyım ve diğer davalıların görevinin davacının hissedarı olduğu şirketleri basiretli tacir gibi yönetmek ve şirket varlıklarını korumak olduğunu, buna aykırı bir şekilde tesis edilen işlemin hukuka açıkça aykırı olduğunu, şirketlerin satışı için haklı ve hukuka uygun bir sebep bulunmayıp dava konusu edilen işlemin kamu düzenine de açıkça aykırı olduğunu, dava konusu edilen işlemle
davacının hissedarı bulunduğu şirketlerin sahibi olduğu projelerin, henüz şirketler
devredilmeden önce Yapıen firmasına teslim edilmesinin dava konusu edilen işlemde kamu yararı
bulunmadığını gösterdiğini, satış işlemine dayanak yapılan raporların da hukuka aykırı olduğunu, davalı kayyım TMSF Fon Kurulu’nun 2019/483 No’lu Kararın Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) madde
133/3 hükmü doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri de dikkate
alınarak denetlenmesine,
TMSF Fon Kurulu’nun 2019/483 numaralı kararının, açıkça usule ve hukuka aykırı olması
nedeni ile CMK madde 133/3 hükmü doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu ve Medeni Kanun
hükümleri de dikkate alınarak iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Mahkemece davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava TMSF kararının iptali olduğundan, herhangi bir sorumluluk ve tazminat talebi bulunmadığından, diğer davalı gerçek kişilerin eldeki davada pasif husumet ehliyetleri bulunmadığı, fon kurulu kararlarının idare hukuku kuralları içerisinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlık niteliğinde olup, davaların çözümünün idari yargı alanına girdiği,
davacının TMSF işlemlerine yönelik taleplerinin idari yargı görev alanına girdiği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, davalı TMSF yönünde yargı yolu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kayyım olarak atanan TMSF'nin davacının bir kısım malvarlığının satışına dair kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5243, K. 2025/3734, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama