KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5249 E., 2025/3817 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1321 Esas, 2024/997 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/463 E., 2021/414 K.
Karar Metni
1.087 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava dışı alacaklı ... A.Ş. tarafından, dayanak çekte aval sıfatıyla sorumluluğu bulunan müvekkiline ve keşideci olan davalı şirket aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2018/10233 E. sayılı dosyasında bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, müvekkilince haciz baskısı altında 431.594,13 TL ödeme yapıldığını ve 30.04.2018 tarihli rücu belgesinin alındığını, bu belgeye dayalı olarak söz konusu alacağın davalı keşideciden tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı ...Ş. vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 15.03.2018 keşide tarihli 334.102,50 TL bedelli çeke dayalı olarak İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2021/1506 E sayılı dosyasında müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak aynı çeke dayalı olarak daha önce İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2018/10233 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını ve aval veren sıfatı ile ... tarafından icra doyasına ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığını, akabinde rücu belgesi ile müvekkili aleyhine takibe geçildiğini ve derdest olan asıl davanın açıldığını, davalı ... tarafından çekin usulsüz şekilde takibe konulduğunu,
aynı çek için mükerrer takip başlatıldığını, çekin ön ve arka yüzünde tahrifat bulunduğunu, çekte aval veren üzerine çarpı işareti konulduğunu, arka yüzünde ise sonradan davalı ...'un ismi yazılarak usulsüz bir ciro işlemi yapıldığını, çekin bankaya ibraz edildiği şeklinde, davalının isminin bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dışı ... A.Ş'ye borcunun bulunmadığını, açılan menfi tespit davasının derdest olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığı bir çekten dolayı kendisine rücu edilemeyeceğini, davacının, avali çekte lehtar ve ciro eden pozisyonunda bulunan dava dışı ... Ltd. Şti. lehine verdiğini, çekin keşide edildiği tarih itibarıyla aval bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin çekin yetkili hamili olduğunu, davacının, borcun asıl davanın davacısı ... tarafından ödendiğini ikrar ettiğini, alacaklı ...'un bu alacağını müvekkiline temlik ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2018/10233 E. sayılı dosyasından verilen 30.04.2018 tarihli rücu belgesine göre İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2018/10233 E. sayılı takibe dayanak çekte avalist olarak yer alan davacı ... tarafından takip konusu borca ilişkin 431.594,13 TL ödeme yapıldığı,
avalist davacı tarafça yapılan bu ödemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 818/1-g hükmünün yollamasıyla aynı yasanın 702/3 hükmü gereğince çekte keşideci olarak bulunan ve lehine aval verilen davalıdan tahsilinin gerektiği, varlığı ve miktarı kanıtlanan alacağa ilişkin ödemenin yapıldığı hususu davalı tarafça iddia ve ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü gerektiği, birleşen dava bakımından takip alacaklısının ibraz anında takibe konu 15.03.2018 keşide tarihli 334.102,50 TL bedelli çekteki ciro silsilesi içerisinde yer almadığı,
aynı çekin daha önce takibe konulduğu İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2018/10233 E. sayılı dosyasında bulunan çek fotokopisinden anlaşıldığı, çeki ibraz eden ...
A.Ş. olup, bu şirketin ibrazdan sonra takip yapan işbu davanın davalısı (takip alacaklısı) ... ... ...'a bir cirosu bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.04.1996 tarihli 1996/12-136 E., 1996/288 K. sayılı kararında da açıklandığı gibi hamile yazılı bir çekin bankaya ibrazından sonra ciro edilmeksizin başkasına elden devrinin olanaksız bulunduğu,
ibrazdan sonra alacaklının çekte hak sahibi olabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 705. maddesi uyarınca adına alacağın temliki sonucu doğuran bir cironun bulunması gerektiği, dayanak çekte cirosu bulunmayan takip alacaklısının çekte yetkili hamil sıfatı olmadığından bu çeke dayanarak takip yapmasının mümkün olmadığı, birleşen davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davanın davalısı ...
Turizm Seyahat A.Ş. vekili ve birleşen davanın davalısı ... ... ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle asıl davanın davalısı ... Turizm Seyahat A.Ş. vekili ve birleşen davanın davalısı ... ... ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl davanın davalısı ... Turizm Seyahat A.Ş. vekili ve birleşen davanın davalısı ... ... ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, itirazın iptali, birleşen dava menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından asıl davada davalı ...Ş. vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından birleşen davada davalı ... vekilinin birleşen davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Birleşen davada davalı ...'un icra takibinde haksızlığı ispatlanmış ise de dosya kapsamında davalı ...'un alacaklı olmadığını bile bile kötüniyetle takip başlattığına dair yeterli delil bulunmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerekirken, aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5249, K. 2025/3817, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama