KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5301 E., 2025/3633 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/573 Esas, 2024/909 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi, karar verilmesine yer olmadığı (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/88 E., 2022/5 K.
Karar Metni
931 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2019/125694 sayılı “erişkin köy” ibareli marka başvurusuna müvekkilinin itirazının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının benzerlik taşıdığını, dava konusu başvuruda farklı olarak yer verilen “köy” ibaresinin markaların farklılaşmasına yetmediğini, daha evvel de “ERİŞKİN” esas unsurlu başvuruya itirazlarının kabul edildiğini, dava konusu başvurunun esas unsuru “erişkin” ibaresinden oluşsa da da tüketicilerin bu ibarenin başlangıç kısmına daha fazla önem atfedeceklerini,
dava konusu markada yer alan “kin” hecesi dışında müvekkilinin markasının birebir başvuruda yer aldığını, ERİŞKEN ve ERİŞKENLER markalarının hükümsüzlüğü için açtıkları davada mahkemece markaların benzer bulunduğunu, gıda ürünlerinin ilgili tüketicilerinin ortalama kimseler olduklarını, orta seviyedeki tüketicilerin taraf markaları arasında karışıklık yaşayacaklarını, markaların görsel ve fonetik olarak benzer olduklarını, birbirlerinin serisi olarak algılanacaklarını, “...” markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, TÜRKPATENT ve mahkeme kararları doğrultusunda müvekkiline ait “...” markasının ülke çapında tanınmış marka olduğunu,
tanınmış markaların farklı sınıflarda da korunmaları gerektiğini, müvekkilinin bu ibare üzerindeki üstün ve gerçek hak sahipliği sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/3 hükmü koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını, SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun (YİDK) 2020-M-11226 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu marka başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf malların tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, taraf markalarını oluşturan esas unsurların bütünsel algıları itibariyle ilgili tüketiciler nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik taşıdıkları, davacı markalarının gıda sektöründe bilindiği,
davalı ... başvurusunun davacı markalarının tanınmışlığına ne şekilde zarar vereceği, haksız menfaati ne şekilde temin edebileceği yönünde herhangi bir delil sunulmadığı, SMK’nın 6/5 hükmünde aranan koşulların meydana gelmediği, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 22.01.2021 tarih, 2020-M-11226 sayılı kararının 29. sınıf mallar bakımından iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki malların tamamının, redde mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu ve buna göre somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, dava konusu başvurunun büyük harflerle yazılmış “ERİŞKİNKÖY” ibaresinden oluştuğu, başvuruda herhangi bir şekil unsuruna ya da figüratif başkaca bir unsura yer verilmediği, başvuruda yer alan “KÖY” ibaresinin yaygın kullanıma sahip bir idari birimin adı olup, bu hali ile ayırt ediciliğe katkısının çok sınırlı kaldığı,
buna göre dava konusu başvurunun asli unsurunun “ERİŞKİN” ibaresinden meydana geldiği, davacının itirazına mesnet markalarının ise “...” kelimesini münhasıran veyahut ek birtakım sözcük ya da şekil unsurları ile birlikte içeren seri markalar olduğu, asli unsurunu “...” ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın asli unsurunu oluşturan “ERİŞKİN” ibaresinin, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “Beden gelişimi tamamlanmış olan; kâhil.” anlamlarına geldiği, davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin ise aynı sözlükte “erme işi” şeklinde tanımlandığı,
taraf markalarını oluşturan ibarelerin yaygın bilinen anlamları olup, kavramsal olarak marka işaretleri arasında bir benzerlikten söz edilemeyeceği, yine dava konusu başvuruda “...” ibaresi ya da başkaca bir unsurun öne çıkarılmayarak bir bütün olarak “ERİŞKİNKÖY” şeklinde marka oluşturulduğu,
her ne kadar dava konusu başvurunun başında "..." ibaresine yer verilmesi nedeniyle marka işaretleri arasında düşük düzeyli bir işitsel benzerlikten bahsedilebilir ise de marka işaretlerinin hecelerine bölünerek iltibas değerlendirmesi yapılamayacağı, bu doğrultuda taraf marka işaretleri arasında karıştırılma tehlikesine yol açacak bir benzerliğin bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı,
her marka başvurusunun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi esas olduğundan başka markalara ilişkin mahkeme kararlarının eldeki davayı etkilemeyeceği, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm tesis edilerek YİDK kararının iptali istemine ilişkin davanın reddine, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı Kurum YİDK kararının iptali ve diğer davalı adına tescilli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5301, K. 2025/3633, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama