İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/5882 K.2025/5298

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar…

Esas2024/5882Karar2025/5298Tarih11 Eylül 2025Okuma13 dk · 2.504 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2024/5882 E., 2025/5298 K.·İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin 2007/413 E., 2009/133 K. 09.04.2009

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Eylül 2025
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)
Sayısı
2022/183 Esas, 2023/409 Karar
Hüküm
Asıl dava: karar verilmesine yer olmadığına Birleşen dava: kısmen kabul
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.504 kelime·13 dk okuma·7 bölüm

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.09.2025 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı arasında 10.08.1998 tarihli sözleşmesel ilişkiye dayalı ipotek ilişkisi gereğince ...

Gemisi üzerinde toplam 9.000.000,00 USD miktarında ipotek tesis edildiğini, gemi üzerine tesis edilen ipotekle birlikte asıl alacağın güvencesi zımnında geminin navlun ve sair gelirlerinin bankaya temlik edildiğini, davalının ödemelerini aksattığını, temerrüt oluştuğunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 909/2. maddesi doğrultusunda müvekkili bankanın alacağının tehlikeye düştüğünü, alacağın teminatını oluşturan geminin teminat özelliğini koruması amacı ile geminin seferden meni taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek,

9.000.000,00 USD alacaktan dolayı ipotek haklarının tespitine, gemi üzerine kira gelirleri, hak ve menfaatleri ile navlunu üzerinde hapis hakkı tanınmasına, 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesi gereğince geminin seferden men edilerek, yediemine teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... isimli geminin donatanı olduğunu, müvekkili şirketin diğer bir gemisi olan ... gemisini 1996 yılında aldığı sırada 13.500.000,00 USD kredi kullanıldığını, bu kredinin teminatı olarak ... gemisi üzerinde 14.400.000 USD, ... Gemisi üzerine ise 2.400.000,00 USD ipotek tesis edildiğini, 1998 yılında ... Bankası vasıtası ile ...'den kredi kullanıldığını, kredi ilişkisinde ...

Bankası'nın ...'ye karşı borçlu olduğunu, müvekkilinin ise kefil sıfatıyla yer aldığını, bu kredinin teminatı olarak ... Gemisi üzerinde 6.600.000,00 USD ipotek tesis edildiğini, ... Bankasının bu borcu ödediğini, buna rağmen ipoteğin terkin edilmediğini, ... Gemisi üzerinde 6.600.000,00 USD olmak üzere 2 adet ipotek bulunduğunu, ipotek alacaklısı ...'nin selefi olduğunu iddia eden ...

A.G'nin kredi sözleşmesi çerçevesinde müvekkilinin bakiye 6.571.167,81 USD borcu olduğundan bahisle ... isimli gemiyi seferden men ettirdiğini, geminin cebri satış işlemleri sonucunda 09.10.20 03... .840.000,00 USD bedelle satıldığını, ... gemisinin 07.06.2003 tarihinde Çin’de tutuklandıktan 3 gün sonra İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi’nde alacaklarının tehlikeye girdiğinden bahisle dava açtığını, ... gemisi hakkında seferden men kararı verildiğini, talep konusu kararın bozulduğunu, geminin 10.06.20 03... .04.2004 tarihleri arasında seferden men edildiğini, 27.04.2004 tarihinde davanın açıldığı tarihe kadar yurt dışında sefer yapamadığını,

geminin sefere çıkmasına engel olan davanın 19.01.2006 tarihli karar ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu süreçte müvekkiline ait geminin 10.5 ay hiç bir sefer yapamadığını, geminin yurt dışına gidemeyecek şekilde tedbir kararı verilmiş olması sebebi ile müvekkilinin ticari faaliyetinin karlı olmadığını ve gerektiği şekilde yürütemediğini, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek 50.000,00 USD maddi tazminatın davalıdan tahsiline, alacağa geminin seferden men edildiği 10.06.2003 tarihinde itibaren USD mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz tatbik edilmesine karar verilmesini talep etmiş,

ıslah dilekçesi ile istemini artırmıştır.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu ... isimli geminin sefere hazır olduğunu ve Türk Bayrağı taşıyan geminin seferden men edilemeyeceğini, iddia edilen tehlikeli ve zorunlu halin gerçekleşmediğini, davacı tarafından belirtilen ipotek alacağının teminatının müvekkiline ait ... gemisi üzerine tesis edilmiş olduğunu, ... isimli geminin de davacı tarafça Çin'de tutulduğunu, ikinci ipoteğin dayanağı alacağın ... Bankası tarafından ödendiğini, borcun muaccel olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... isimli gemiyi almak için 13.500.000,00 USD kredi aldığını, bu borcun karşılığı olarak her iki gemi üzerine ipotek tesis edildiğini, taraflar arasında kredi sözleşmesi ile gemilerin tüm gelir ve sigorta tazminatlarının bankaya temlik olunduğunu, davacının müvekkili bankaya borcunu ödemediğini, ...

Gemisinin 09.10.2003 tarihinde tutuklu bulunduğu Çin Halk Cumhuriyetinin Tianjin Limanında cebri icra yolu ile satıldığını, kararın henüz kesinleştiğini, davacının müvekkili bankaya 09.10.2005 tarihi itibari ile temerrüt faizi ve masraflarla birlikte 7.579.734,69 USD borcu olduğunu, borçlunun temerrüt durumunun bağımsız yeminli mali müşavirlik şirketinin raporu ile sabit olduğunu, davacının toplam olarak 11.607,093 USD'lik ödeme yaptığını, bu ödemelerin 6.487.165,00 USD’lik kısmının temerrüde düştüğünü 14.05.2003 tarihi itibariyle ödenmesi gereken kredi borcunun faizsiz 6.306.254,00 USD olduğunu,

davanın Hamburg Mahkemelerinde açılması gerektiğini, İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi kararı yönünden davacı yanın beyanlarının yanlış olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği yönündeki beyanların doğru olmadığını, davanın derdest olduğunu, açılmamış sayılması yönündeki kararı bozulduğunu savunarak, davanın yetki, derdestlik ve esas yönünden reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak uyuşmazlığın çözümü açısından 6762 sayılı TTK'nın 909.maddesinde düzenlenen geçici koruma tedbirinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiği, geminin yurt dışına çıkması ihtimaline binaen 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesinin ikinci fıkrasına göre gemi hakkında hukuki koruma tedbiri yani seferden men kararı verildiği, karara konu olan ... gemisinin özellikleri dikkate alındığında zaten yurt dışına çıkarılmaya veya uluslararası denizcilikte kullanılmaya uygun teknik yapıda bir gemi olmadığı, bilirkişi raporlarında ... gemisinin 3.250 deadweight tonluk tek cidarlı bir gemi olduğu,

Marmara, Karadeniz ve Akdeniz menzilinde taşıma yapmaya elverişli bulunduğunun belirtildiği, davacı ... vekilinin dilekçelerinde de ... gemisinin tek cidarlı olması sebebiyle Türk Karasuları dışına çıkamayacağı ifadelerine yer verildiği, keza seferden men kararı verilmeden önce 6-7 yıl boyunca geminin Türk Petrol'de, kararın verildiği tarihte de ...

Petrolculuk A.Ş. tarafından kiralanarak çalıştırıldığı, yani Türk Karasularında sefer yaptığı belirli olup, geminin yurt dışına çıkacağını gösteren herhangi bir emare de bulunmadığından ... gemisinin yurt dışına çıkma ihtimalinin olmadığı, bütün bu hususlar bir yana Almanya'da mukim bir banka olan davacının aynı kredi ilişkisinden dolayı alacağını tahsil etmek için (... gemisi ile ilgili İskenderun 2 Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmadan önceki tarihte) ...

Petrol'e ait ... gemisini 07.06.2003 tarihinde Çin Halk Cumhuriyetinde seferden men ettirerek 09.10.2003 tarihinde sattırdığı, yine davacı ile aynı grup şirketlerine ait ..., ... ve ... isimli gemileri de Singapur, Afrika Cumhuriyeti ve ABD 'de seferden men ettirerek ve daha sonra da satışını yaptırdığı gözönüne alındığında ... gemisinin yurt dışına çıkması ihtimalinde dahi Alman Bankasının diğer gemilerde yaptığı gibi ihtiyati haciz hakkını kullanarak alacağını elde etme imkanı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurmasının mümkün olduğu,

geminin Türkiye'de bulunması ile ülke dışına çıkarılmasının Almanya'da mukim davacı açısından aleyhe bir durum yaratmayacağı, bozma ilamında atıf yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.10.1995 tarihli 1995/4778 E. ve 1995/7386 K. sayılı ilamında ise; "davacı vekili tarafından anılan gemiler üzerine müvekkilinin ipoteğinden sonra çok sayıda ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasına sebebiyet verildiği gibi, 1994 yılı ortalarından itibaren müvekkiline olan borçların ödenmediği, çekilen ihtarnamenin de semeresiz kaldığı,

ayrıca davalıların muvafakatlarını almadan gemileri satmaya tevessül ettiklerinin ileri sürülerek rehin haklarının tespiti ile hapis haklarının tanınması ve gemilerin seferden men edilmelerinin talep edildiği, mahkemece kredi ve ipotek sözleşmeleri ile 10.02.1995 tarihli ihtarnameye göre davalıların başka şahıslara olabilecek borçları nedeniyle gemilerin yurt dışına çıkmalarının mümkün olması karşısında davacının anılan gemiler üzerinde ipotek hakkının tespiti ile hapis hakkı tanınmasına ve gemilerin seferden men edilmelerine dosya üzerinden karar verildiği,

davalılar vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine işin esası yönünden 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesi uyarınca gerekli tedbirler alınarak davalılara ait ve davacıya ipotekli gemiler üzerinde hapis hakkının tanınmasına ve gemilerin seferden men edilerek yedieminlere teslimine karar verilmesinde yasaya aykırılık görülmediğinden kararın onanması gerektiğinin" belirtildiği, Yüksek Mahkemenin açıklanan ilamına konu uyuşmazlıkta; davacı taraf borcun ödenmesi için çekilen ihtarnamenin semeresiz kalması, ipotekli gemilerin satılmaya tevessül edilmesi,

gemiler üzerine ipotek konulduktan sonra çok sayıda ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasına sebebiyet verildiği iddialarında bulunulmuş olup, yerel mahkemece, davalıların başka şahıslara olabilecek borçları nedeni ile gemilerin yurt dışına çıkmalarının mümkün olduğundan bahisle seferden men kararı verildiği, eldeki dosyada, davacı bankaya ipotekli ... gemisinin yukarıda bahsedilen teknik özellikleri nedeniyle Türk Karasuları dışına çıkamayacak nitelikte bir gemi olduğu, dolayısıyla geminin yurt dışına çıkmasının mümkün olmadığı,

ayrıca başka bir borçtan dolayı satışının ya da yurt dışındaki bir alıcıya satışının söz konusu olmadığı dosya kapsamına göre belirli olduğundan, bozma ilamında atıf yapılan Yargıtay ilamının eldeki dosya açısından emsal oluşturamayacağı, yapılan yargılama sonucunda; yurt dışına çıkma ihtimali bulunmayan ... gemisinin bu gerekçe ile 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesinin ikinci fıkrasına göre geçici koruma tedbiriyle seferden men edilmesinin haksız olduğu, davalı birleşen dosya davacısı ...'nın geminin seferden men edildiği süre içerisinde mahrum kaldığı navlun gelirlerinden dolayı kazanç kaybına uğradığı, o halde birleşen dosya davacısı ...

Petrol 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41.maddesindeki haksız fiil hükümlerine göre elde edilemediği kazanç kaybını talep etme hakkına sahip olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 909/ 2 maddesine göre verilen 10.06.2003 tarihli seferden men kararının 27.04.2014 tarihinde yurt dışına çıkış yasağına çevrildikten sonra 09.12.2015 tarihinde tamamen kaldırıldığı,

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bozulan 30.12.2014 tarihli kararında ilk seferden men kararının verildiği 10.06.2003 tarihinden, kararın kaldırıldığı 09.12.2015 tarihine kadarki geçen süre yönünden tazminata hükmedilmiş ise de, yurt dışına çıkarılması teknik olarak mümkün olmayan ... gemisinin, yurt dışına çıkış yasağının uygulandığı dönemde kazanç kaybına uğramasının söz konusu olmadığı, bu kabul şekilde uygulanan seferden men kararları nedeni ile ...

Petrol'ün isteyebileceği kazanç kaybının 10.06.2003- 27.04.2004 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olması gerektiği, 17.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda bu dönem için (işletme giderleri mahsup edildikten sonra) tespit edilen kazanç kaybının 427.584,90 USD olduğu, aynı kredi borcundan dolayı taraflar arasında görülüp kesinleşen İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/28 E. ve 2012/104 K. sayılı ana davada ...

Petrol'ün kredi borcunu ödemeyi geciktirmesinden dolayı %20 oranında kusurlu bulunduğundan, bu doğrultuda birleşen davada 427.584,90 USD kazanç kaybından BK'nın 44. maddesine göre takdiren %20 oranında indirime gidilmek suretiyle, sonuçta 342.067,92 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı/ birleşen dosya davalısı ...

AG'nin kredi alacağı ödenmiş olduğundan, konusuz kalan asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ıslah edilen tutar üzerinden kısmen kabulü ile 342.067,92 USD'nin, 50.000,00 USD'ye 10.06.2003 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince yıllık dolar faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, gemi üzerindeki ipotek hakkının tespiti, bu hakkın temini amacıyla geminin kira gelirleri, hak ve menfaatleri ile navlunu üzerinde davacı lehine hapis hakkı tanınması, sonuçta geminin seferden men edilerek yeddiemine teslimi; birleşen dava ise, davacıya ait “...” gemisi hakkında uygulanan geçici koruma tedbiri ve seferden men kararları nedeniyle doğan kar kaybı zararına ilişkin tazminat davasıdır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesinde davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir.

Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 18.03.20 16... /5521 E., 2016/3042 K. sayılı bozma ilamında açıkça ''..

Mahkemece asıl davada istem tarihi itibariyle 6762 sayılı TTK'nın 909/2 nci maddesi koşullarının oluştuğu ve verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilerek asıl davanın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir'' denilmekle, işbu tespit ve davanın davalı tarafından yapılan borç ödemesi neticesinde konusuz kalması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın açıldığı tarih itibariyle asıl davada davacının haklı,

davalının ise davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olduğu anlaşılmakla, yargılama giderlerinin asıl davada davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3.Birleşen dava yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; birleşen dava, davacıya ait “...” isimli gemiye haksız uygulandığı iddia edilen geçici koruma tedbiri ile seferden men ve bu sebeple çalışmasının kısıtlanmasından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkin olup, Dairemizin 18.03.20 16... /5521 E., 2016/3042 K. sayılı bozma ilamında birleşen davanın akıbetinin asıl davanın akıbetine bağlı olması karşısında mahkemece asıl davadaki tespitlerden hareketle birleşen davanın değerlendirilmesinin gerektiği belirtilmiş,

aynı bozma ilamında birleşen davanın akıbetinin bağlı olduğu belirtilen asıl davaya ilişkin bozma gerekçesinde ise ''asıl davada davacı vekili tanker olan geminin yurt dışına çıkması olasılığı da nazara alınarak mülga TTK'nın 909/2. maddesi hükmü uyarınca talep de bulunmuş olup, böyle bir ihtimalde dahi ipotekli alacaklının haklarını tehlikeye sokabilecek bir durumun bulunduğu kuşkusuzdur.

Zira, bu ihtimalde, ipotekli alacaklı bir yandan geminin akıbetini takip etmek, diğer yandan alacağı muaccel olduktan sonra gemiyi cebri icra ile sattırmak imkanlarından mahrum kalma tehlikesi ile karşı karşıyadır. İşte tüm bu ve benzeri durumlarda anılan madde hükmünün uygulama alanı bulacağı ve ipotekli alacaklının gerekli tedbirlerin alınmasını hakimden isteyebileceği açıktır.

Öte yandan, geçici bir hukuki koruma olan mülga 6762 sayılı TTK'nın 909/2. maddesi “ Malikin gemiye işletme tarzı neticesi olarak ipoteğin sağladığı teminatı tehlikeye koyacak surette gemi veya tesisatının kötüleşmesinden veya ipotekli alacaklının haklarının başkaca tehlikeye girmesinden endişe olunur yahut üçüncü şahıslar tarafından vukubulacak bu gibi müdahale veya sair tahribata karşı malik lüzumlu tedbirleri almazsa, alacaklının talebi üzerine mahkeme tehlikenin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verir;

mahkeme başka tedbirleri kafi görmezse alacaklının derhal ipoteği paraya çevirebilmesine karar verir.” hükmünü haiz olup, anılan hüküm ipotekli alacaklının maddi hukuka ilişkin olan alacak hakkının doğrudan elde edilmesine hizmet etmemekte, başlatılan veya ileride başlatılacak takibin tahsil ile sonuçlandırılması yolunu açık tutarak alacaklının alacağının elde etmesine etkili bir hukuki koruma sağlamaktadır.

Diğer bir deyişle 6762 sayılı TTK'nın 909/2’ye göre alınacak tedbir ile ipotekli alacaklının hakkının tehlikeye girmesi önlenecek, yapılmış veya ileride yapılacak takibin başarı ile sonuçlanmasına hizmet edilmiş olunacaktır. Böylece, ipotekli alacaklının temel hakkı olan ipoteğin paraya çevrilmesini talep etme ve satış bedelinden alacağını tahsil etmek imkanı korunmuş olur.

Bu bağlamda mahkemece verilen anılan yasal hükme dayalı 10.06.2003-27.4.2004 tarihli geçici hukuki koruma kararları ile isteğe uygun gerekli tedbirler alınarak 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesi hükmünce davalıya ait ve davacıya ipotekli gemi üzerinde hapis hakkının tanınmasında ve geminin seferden men edilerek yed’i emine teslim edilmesinde ve seyri seferinin Türk Kara Suları ile sınırlandırılmasında kabulün aksine yasaya aykırılık bulunmadığının kabulü gerekir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mahkemece asıl davada istem tarihi itibariyle 6762 sayılı TTK'nın 909/2. maddesi koşullarının oluştuğu ve verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilerek asıl davanın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.'' denilerek,

10.06.2003-27.4.2004 tarihli geçici hukuki koruma kararları ile isteğe uygun gerekli tedbirler alınarak 6762 sayılı TTK'nın 909. maddesi hükmünce asıl davada davalıya ait ve davacıya ipotekli gemi üzerinde hapis hakkının tanınmasında ve geminin seferden men edilerek yed’i emine teslim edilmesinde ve seyri seferinin Türk Kara Suları ile sınırlandırılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.

Mahkemece Dairemizin bu bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre; davalının meşru talebine istinaden verilen geçici hukuki koruma kararları neticesinde birleşen davada davacının zarara uğradığının kabulüne imkan bulunmamakta olup, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış birleşen davada verilen hükmün temyiz eden birleşen davada davalı yararına bozulması gerekmiştir. 4.Bozma sebebine göre birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V.SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca Mahkeme kararının asıl davada davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bent uyarınca birleşen davda davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, (4) Bozma sebep ve şekline göre birleşen davada davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı-birleşen davacı ...

Petrol Akaryakıt Ticaret ve Nakliyat A.Ş.'den alınarak davacı-birleşen davalı ... A.G'ye verilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5882, K. 2025/5298, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. I. Dava
  5. II. Cevap
  6. Iıı.mahkeme Kararı
  7. IV. Temyiz
  8. A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5882
Karar No
2025/5298
Tarih
11 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/5884 K.2025/12232
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5886 K.2025/5923
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/5890 K.2025/12241
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/5894 K.2025/12725
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/5895 K.2025/12724
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/5898 K.2025/12721

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.