KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1022 E., 2025/5625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/954 Esas, 2024/2106 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/122 E., 2022/50 K.
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin ülkemizin ilk Nanobiyoteknoloji
firması ve bu alandaki en büyük araştırma-geliştirme şirketi olduğunu, "..." ürününün, ... Beyin ve
Biyoteknoloji Araştırma Merkezi’nde müvekkili şirket tarafından üretildiğini, ...’in temelde gıdaların içerisine katılabilecek ve hazırlanan gıdaların fonksiyonel gıda olmasını sağlayabilecek
toz formda bir etken bileşen olduğunu, müvekkili şirket ortaklarından Prof. Dr. ... ve
ekibinin dokuz yıl süren çalışmalar sonucu ürettiği dava konusu bu ürünün tanıtımının yapıldığı
ve piyasaya sürüldüğü dönemlerde, davalının bunu fırsat bilip marka tescili için başvuruda
bulunduğunu, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek davalıya ait 2019/101970 tescil no.lu markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili markasının tescil tarihinden çok
önceden beri kullanılan, kendi alanında prestij elde etmiş, piyasada ayırt edici özellik kazanmış bir marka olduğunu, davacı markasının halen tescil edilmediğini, davacının kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir buluşunun olmadığını, herhangi bir patent
başvuru belgesini dahi sunmadığını, davacının ileri sürdüğü birkaç haberin PR için
yapıldığını, yayınlanma zamanının ve içeriğinin kolayca manipüle edilebileceğini, davacının, müvekkilinin patentli ürününü daha önce ürettirdiği birçok taşerondan biri olduğunu, müvekkili ürününün uzun süredir üretilip piyasada yer aldığını, davacıya yapılan ödemelerin bu fason
üretim anlaşmasına ilişkin olduğunu, davacının “...” değil "..." ibaresini ayırt edici
işaret olarak kullandığını, taraf markalarının sınıf ve alt kategorileri itibarıyla benzemediğini, davacı markasının
tanınmış marka olmadığını, markayı müvekkilinin bulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının marka başvuru tarihinden önce "..." tanıtıcı
işaretinin davacı tarafından kullanıldığı, ilgili ürüne "..." isminin davalı tarafından
değil Prof. Dr. ... ve ekibi tarafından verildiği, ürünün söz konusu ekibin çalışması
sonucu ortaya çıktığını, böyle olunca, işaret
üzerindeki gerçek hak sahibinin, ilgili ürün (ve benzer
emtialar) yönünden davacı taraf olduğu, taraflar arasında fason üretim anlaşması bulunduğu, davacının sunduğu
faturaların buna ilişkin düzenlendiği, davalının "..." tanıtıcı işaretini kendisinin
ihdas ettiğine ve ilgili üründe davacıdan önce kullandığına dair bir delil sunmadığı,
"..." ürününün temelde gıdaların içerisine katılabilecek ve hazırlanan gıdaların
fonksiyonel gıda olmasını sağlayabilecek, toz formda bir etken bileşen, gıdalara
karıştırılıp kullanılan mor meyve- sebze ekstreleri karışım olduğu, davalının, dava konusu ibarenin tescilini tesadüfen gerçekleştirmiş olmasının
mümkün görünmediği, böylece davalının gerçek hak sahibinin davacı olduğunu bilmesine rağmen kötüniyetli tescil ettirdiği, kötüniyetinin bölünemeyeceği gerekçesi ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/9 hükmü kapsamında davanın kabulü ile dava konusu markanın tescilli olduğu bütün sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli 2019/101970 tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1022, K. 2025/5625, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama