KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1182 E., 2025/6549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2094 Esas, 2024/1892 Karar
Karar Metni
1.076 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Mayıs 2018 tarihinden itibaren "..." şeklindeki markayı sabun ürünlerinde yoğun olarak kullandığını, müvekkilinin üretim yaparak markanın gerçek hak sahibi olan İtalya'da yerleşik ...'in yetkilisi olduğu ... unvanlı şirkete ihraç ettiğini, müvekkillerinin marka sahibi ile yaptıkları fason anlaşma gereğince bu sabunu ürettiğini ve ihracatını bu firmaya gerçekleştirdiğini, davalı şirketin de aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ticaretini baltalamak ve müvekkili şirketin müşterilerini elinden alabilmek adına kötüniyetle tescil aldığını,
müvekkilinin bu markayı davalının başvuru tarihi olan 24.05.2019 tarihinden öncesinden beri yoğun olarak kullanmaya başladığını, marka üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğunu, markanın gerçek hak sahibinin ise İtalya'da yerleşik ... olduğunu, davalı adına yolsuz olarak tescil edilen 2019/52039 sayılı markanın müvekkilinin faaliyet alanında kalan 3. sınıftaki aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edildiğini, ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler kullanmak suretiyle mevzuat hükümlerine aykırı davranıldığını,
müvekkili şirketin ... şeklindeki markayı davalının başvuru tarihinden önce aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer sınıflarda kullanmış olduğundan müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü uyarınca öncelik hakkının mevcut olduğunu ileri sürerek 2019/52039 tescil no.lu markanın 3. sınıf emtia yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ... numarası ile adına tescilli "..." markasını yaklaşık 4 yıldır ticari işlerinde kullandığını, işaretin müvekkilinin emek ve çabaları neticesinde tüketicilerin nezdinde tercih edilen uluslararası alanda belirli bir tanınırlığa kavuştuğunu,
markanın tescil işlemlerinin akabinde müvekkili adına tescilli markanın davacılarca müvekkilinin izni olmaksızın kullanılmasından dolayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını ve 2019/6699 soruşturma numarası ile davacılara ait imalathanede yapılan arama neticesinde çok sayıda "..." marka sabun ile üretimde kullanılan sabun kalıplarına el konulduğunu ve davacılara yediemin olarak teslim edildiğini, bu davanın davacıların haksızlıklarını örtbas etmek için açıldığını, dava konusu müvekkili adına tescilli markada asıl rüçhan hakkının müvekkiline ait olduğunu,
davacıların müvekkiline ait markaya tecavüz ettiklerini ve haksız kazanç sağladıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacıların SMK'nın 6/3 kapsamında eskiye dayalı kullanımlarının ispatlanamadığı, mahkemece davalının tescilinin kötüniyetli olduğu kanaatine ulaşması durumunda davalı markasının hükümsüzlük talebine konu "Sınıf kodu 03 beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri.
Parfümeri: kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler(insan ve hayvan için deodorantlar dahil: ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). ... (ilaç ihtiva eden ...hariç)" emtiaları açısından kötüniyet gerekçesi ile hükümsüzlüğüne karar verebileceği, ayrıca 12.04.2019 tarihli ek raporda da SMK'nın 9/2 (b) bendi uyarınca "Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması" dahi markanın ülkemizde ciddi kullanımı sayılacağı,
dolayısıyla davalı vekilinin iddiasının aksine markanın kullanımının ispatı açısından markanın ihracatta kullanılması ile iç pazara sunulan ürünler üzerinde kullanılması arasında herhangi bir farkın bulunmadığı, marka başvurusundan önce sadece ihracat amaçlı olsa bile davacı tarafından ülkemizde ciddi miktarda kullanıldığı ve bu kullanım nedeniyle davacının sabun emtiası açısından tescilsiz kullanım nedeni ile hak sahibi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının ihracat amaçlı söz konusu kullanımı nedeni ile davalı markasının kısmen hükümsüzlüğü koşullarının somut olayda mevcut olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği,
SMK'nın 6. maddesi anlamında ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğu, davacı ile davalının aynı sektörde faaliyet göstermeleri, dava konusu markaların aynı mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edilmesi, markada kullanılan yazım karakteri ve markada kullanılan renklerin aynı olduğu birlikte değerlendirildiğinde davalı yanın davacı markasından haksız yararlanmak amacıyla kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve SMK'da, sicilde tanınmış marka olarak tescil edilen markaların, tanınmışlık kriteri sağlamadığından bahisle hükümsüzlüğünün istenebileceğine yönelik bir düzenleme yer almadığı, uygulamada davacı tarafça kendisi aleyhine açılmış yahut kendisi tarafından davalı aleyhine açılmış bir davada, davalı markasının tanınmış olmadığının ileri sürülebileceği, her somut olayın özelliğine göre tanınmışlığın ileri sürülüp sürülemeyeceğinin ve etkisinin ön mesele olarak değerlendirilebileceğinin kabul edildiği,
hukuki yarar dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, somut olayda tecavüze yönelik bir dava bulunmadığı ve davacının davalı markasının tanınmışlık kriteri sağlamadığına ilişkin bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunmadığı,
davacının sadece fason üretim yaptığı ve bu hali ile dosya kapsamındaki kendi anlatımına ek olarak sunduğu yurtdışı firmanın talimat verdiğine dair belge dahilinde yurtdışındaki firmanın da her suretle bu tip davaları açmak için ülke içinde temsilcilik açabileceği de beraber değerlendirildiğinde bu hususlar gözetilmeksizin davanın esastan incelenerek kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Davacı, önceye dayalı üstün hak ve kötüniyet iddiası ile markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini isteminde bulunmuş olup, uyuşmazlık, davacının dava konusu markanın hükümsüzlüğü davası açmasında hukuki yararının bulunup bulunmadığı ile varsa dava konusu markanın hükümsüz kılınıp kılınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun "Hükümsüzlük halleri ve hükümsüzlük talebi" yan başlıklı 25. maddesinin ikinci fıkrası ‘Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.’ hükmünü haizdir. Bu hüküm uyarınca, hukuki yararı bulunması şartıyla markanın hükümsüz kılınmasında menfaati bulunan herkes hükümsüzlük davasını açabilir.
Somut olayda davacı öncelik hakkına sahip olduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek markanın hükümsüzlüğünü istemiş olup, İlk Derece Mahkemesince davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince ise somut olay ile ilgisi olmayan davacının davalı markasının tanınmışlık kriteri sağlamadığına ilişkin bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı öncelik hakkına sahip olduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürdüğünden bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gözetilerek davanın esası ile ilgili istinaf başvurusu hakkında inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçe ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1182, K. 2025/6549, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama