KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1770 E., 2025/6571 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1970 Esas, 2025/43 Karar
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/163 E., 2022/142 K.
Karar Metni
1.570 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2018/61233 "... " ibareli marka başvurusunun 42. sınıf hizmetlerde ilanına, müvekkilinin "..." ibareli markasına dayanarak yaptığı itirazın 2020-M-3004 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerledirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, ancak taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden de benzerlik bulunduğunu, müvekkili markası tanındığından başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü uyarınca da reddi gerektiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek ... YİDK'in 2020-M-3004 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, her ne kadar bu markalarda "..." ibaresi ortak ise de, davacı markasında bu ibarenin özel karakterde siyah renkli harflerle yazıldığını, davalının markasında ise yeşil renkte yazılan “... ..” ibaresine eşlik eden bir çember figürünün bulunduğunu, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 42. sınıftaki hizmetler ile davacı şirkete ait marka kapsamındaki emtialar arasında benzerlik bulunmadığını, davacının beyaz eşya tipi ürünlerin üretim ve satışı ile iştigal ettiğini,
müvekkilinin ana faaliyet alanının otomotiv sektörü olduğunu, davalı ürünlerinin davacının ürünlerinin satıldığı mağazalarda satılmayacağını, davacının ..." markasının tanınmış olmadığını, davacının davacının kötüniyete dayalı iddialarını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiş, 18.01.2022 tarihli dilekçesi ile de davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği "..." markasının tescilli olduğu emtia bakımından Türkiye'de ciddi surette kullanılmadığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 07, 09, 12, 35, 37... . sınıflara giren bir takım mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı "şekil+...
AUTOMOTIVE" ibareli marka başvurusuna, 42. sınıfa giren hizmetler açısından davacının SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9 hükümlerine ve 2005/02228 sayılı markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davalı şirketin bu itiraza karşı görüş bildirirken, davacının 2005/02228 sayılı markasının kullanıldığının ispatını talep ettiği, bu talep karşısında davacının kullanımı ispat amacıyla sunduğu kayıtlar incelendikten sonra itirazının nihai olarak YİDK kararı ile reddedildiği, dava konusu markanın 07.05.2020 tarihinde tescil edildiği, YİDK kararının iptaline konu emtia ile markanın hükümsüzlüğü talebine konu emtianın aynı olmadığı,
YİDK kararına konu emtia -kararda sayılı- 42. sınıfa ilişkin hizmetlere ilişkin iken; tescili halinde mal ve hizmet ayrımı yapılmaksızın bir bütün halinde hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu 2018/61233 sayılı markanın 7, 12, 35, 37, 42. sınıf malları kapsadığı, YİDK kararının iptali talebin bakımından davacının itirazına mesnet gösterdiği 2005/02228 sayılı markanın, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu,
davacının iltibas iddiasına dayanak gösterdiği işbu markayı kapsadığı tüm mal ve hizmetler üzerinde kullandığını ispatlaması gerektiği, davacının “...” markasını, Türkiye sınırları içinde, 2018 yılında “televizyon, çamaşır ve bulaşık makinesi, buzdolabı” emtialarında markasal hüviyette kullandığı anlaşılıyor ise de, bu kullanımın dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki 5 yıl içinde, yani 11.10.2017-11.10.2012 tarihleri aralığında gerçekleştiği ispatlanamadığından,
davacının bu markasına dayalı olarak SMK'nın 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, zira SMK'nın 19/2 hükmü uyarınca kullanmama def'i engeline takılan markanın, diğer markanın SMK 6/1 hükmü uyarınca tesciline engel olamayacağı, markanın hükümsüzlüğü talebine gelince, davalı tarafça 18.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davacıya ait 2005/02228 sayılı markanın tescilli olduğu emtia bakımından kullanılmadığına yönelik def'i ileri sürüldüğü, davacı vekilinin kullanmama def'ine karşı ibraz ettiği kullanıma yönelik delillerden “...” markasını, hükümsüzlük davasının açıldığı tarihten geriye dönük 5 yıl içerisinde,
“televizyon” ve “beyaz eşya” olarak tabir edilen emtiada, ciddi bir biçimde, tesciline
uygun olarak ve markasal hüviyette kullandığının ispat edildiği, "Bulaşık yıkama makinaları, çamaşır yıkama ve sıkma makinaları. Televizyonlar. Şofbenler. Klimalar.
Fırınlar, ocaklar." emtiası ile dava konusu markanın kapsamında yer alan mevcut mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığından dava konusu marka ile davacıya ait 2005/02228 sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi görülmediği, davacı tarafın dava dosyasına sunulan kesinleşme şerhini havi kararda; “davacının ... ibaresini içeren markalarının televizyon ve benzer ürünlerle ilgili sektörde belli bir bilinirliğinin bulunduğu”nun tespit edildiği, davacının dava dosyasına sunduğu belge ve delillerden de;
davacının “...” markasını beyaz eşya ve televizyonlarda istikrarlı ve yoğun bir şekilde kullandığı anlaşılmakta ise de; bu belge ve delillerden davacının “...” ibareli markasının tanıtımına yapılan yatırımların, bu markanın piyasa payı ve bilinirliğinin anlaşılamadığı, ayrıca; davacının “...” markasına dayalı olarak SMK'nın 6/5 hükmü gereği tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için hükümde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimaline dair itiraz ve/veya dava dosyasına herhangi bir delil sunmadığı,
davacının markasının “beyaz eşya ve televizyon” sektöründe, “belli bir bilinirliğe” ulaşmış olmasının, SMK'nın 6/5 hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmediği, buna göre davacının gerek YİDK kararının iptali talebi, gerekse markanın hükümsüzlüğü talebi bakımından SMK'nın 6/5 hükmü korumasından yararlanamayacağı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgunun ileri sürülmediği,
davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf marka işaretleri aynı ibareden oluşmakta ise de, davacının mesnet markasının kullanımını ispatlayamadığı, bu nedenle markanın SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında yapılacak değerlendirmeye esas alınamayacağı, öte yandan, hükümsüzlük davası yönünden davacı markasının "televizyon ve beyaz eşya" mallarında ciddi ve pazar payı oluşturacak şekilde markasal kullanıldığı ispatlanmış ise de, dava konusu marka kapsamındaki hizmetlerle, davacının mesnet markası kapsamındaki malların benzer olmadığının anlaşıldığı,
içerisinde makine mühendisi ve elektronik haberleşme mühendisi bilirkişilerin yer aldığı heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda "rafta hazır/ticari evsel ve/veya endüstriyel alet ve makinelerinin, bu alet/makine içerisinde veya başkaca araçlar kapsamında kullanılan ara ürünler/ekipmanlar/aparatlar ve bunların satışı, bakımı, onarımı, tasarlanması ve üretilmesi ile ilgili hizmetler ile benzer/türdeş kabul edilmesinin mümkün görülemediği"nin belirtildiği, davacı tarafın sınıfsal benzerlik yönünden emsal gösterdiği kararın somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan mal ve hizmetler yönünden emsal teşkil etmediği,
davacının mesnet markasının tanınmışlığını ve SMK'nın 6/5 hükmündeki şartların oluşma ihtimalini kanıtlayamadığı, davalı şirket başvurusunun kötüniyetle yapıldığına dair de somut delil bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ... YİDK kararının iptali ile tescili halinde marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının ... nezdindeki marka başvurusuna konu marka ile davacının itiraza mesnet markasının benzer olup olmadığı, itiraza mesnet markanın dava tarihinden geriye doğru 5 yıl süre ile kullanılıp kullanılmadığı, davalı markasının SMK'nın 6/5 hükmü kapsamında tanınmış olup olmadığı ile başvuru markası ile itiraza mesnet marka kapsamlarının aynı ya da benzer/ ilişkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava ise, ...YİDK kararının iptali ile, tescili halinde marka hükümsüzlüğü talebine ilişkin olup, davalı tarafça kullanmama def'i de ileri sürülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince, YİDK kararının iptaline konu emtia ile markanın hükümsüzlüğü talebine konu emtianın aynı olmadığı, YİDK kararına konu emtia -kararda sayılı- 42. sınıfa ilişkin hizmetlere ilişkin iken; bütün halinde hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu 2018/61233 sayılı markanın 7, 12, 35, 37, 42. sınıf mallara ilişkin olduğu, YİDK kararına konu işlem sürecinde davalının davacının 2005/02228 markasının kullanım ispatını talep ettiği, davacının kullanıma yönelik delillerinin, “televizyon, çamaşır ve bulaşık makinesi, buzdolabı" emtiasında 2018 yılına ilişkin olduğu,
ancak dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki 5 yıl içinde kullanıldığı ispat edilemediğinden davacının bu markasına dayanarak SMK'nın 6/1 hükmünden yararlanamayacağı, dolayısıyla davalı markasının tesciline engel oluşturmayacağı; hükümsüzlük talebi bakımından ise hükümsüzlük davasının açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıl içinde "televizyon ve beyaz eşya" olarak tabir edilen emtiada markasal kullanımım ispat edildiği, ancak, taraf markalarının kapsamındaki emtia arasında hiçbir mal ve hizmet benzerliği bulunmadığından karıştırılma tehlikesinin olmadığı,
davacının SMK'nın 6/5 hükmünden yararlanma şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de taraf marka işaretleri aynı ibareden oluşsa da davacının itiraza mesnet markasının kullanımını ispatlayamadığı, hükümsüzlük davası yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, tanınmışlığın ve SMK 6/5 hükmündeki şartların gerçekleştiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının "..." ibareli markasının beyaz eşya ve televizyon ürünlerinde yoğun kullanıldığı, ancak markanın tanıtımına yapılan yatırımların, markanın piyasa payı ve bilinirliğinin anlaşılmadığı, markanın beyaz eşya ve televizyon sektöründe belli bir bilinirliğe ulaşması doğrudan tanınmışlığa ilişkin şartların gerçekleştiği anlamına gelmeyeceğinden bahisle hükümsüzlük talebi bakımından SMK 6/5 hükmü korumasından yararlanmayacağı kabul edilmiş ise de, davacıya ait "..." markasının "..." ibareli markanın bir alt markası olduğunun Türkiye'de bilinir bir durum olduğu, dolayısıyla elektronik ve beyaz eşyada Türkiye'de bilinen yani tanınmış marka olduğunun kabulü gerekir.
Ayrıca, dava konusu başvuru markasında da itiraza mesnet markada da ayırt edici ve baskın unsur "..." ibaresi olup, markalar SMK'nın 6. maddesi kapsamında ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olacak şekilde benzer olup, markaların kapsamındaki emtia arasında hiçbir mal/hizmet benzerliği bulunmadığı belirtilmiş ise de, markaların sanayi sektöründe üretilen ürünler yönünden tescil edildiği, dolayısıyla sektör benzerliğinin de olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, taraf markalarının ve sektörel benzerliğin mevcudiyeti karşısında davacı markasının Türkiye'de tanınmış olduğu da gözetilerek, davalı markasının SMK'nın 6/5 hükmünde öngörülen, tanınmış markadan haksız yarar sağlanabileceği, marka itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyebileceği hallerden birinin olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1770, K. 2025/6571, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama