KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1829 E., 2025/6701 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1727 Esas, 2024/1962 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/18 E., 2021/429 K.
Karar Metni
1.340 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketler tarafından tescil ettirilmiş olan "..." esas unsurlu çok tanınmış ortak seri hizmet markalarının, yasal, öncelikli hak sahibinin müvekkili şirketler olduğunu, ortak seri hizmet marka ve marka sahiplerinin tanıtımlarının yer aldığı www.....com.tr alan adlı internet sitesinin de bulunduğunu, davalı şirketin müvekkillerinin “...” ve “...” esas unsurlu ortak seri hizmet markalarının esas unsuru olan ... ibaresini "..." olarak bir harf değişikliği ile 35, 36, 37, 41. aynı sınıflarda tescil talebinde bulunduğunu, müvekkilleri seri markalarını anımsatır şekilde tescil ettirildiğini,
... numaralı başvuruya yapılan itirazın TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak davalının “...” esas ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkillerinin tanınmış ortak seri hizmet markaları ile hem esas ibare hem de 35, 36, 37, 41. tescil sınıflarında çakıştığını, müvekkillerinin “...” esas ibaresinin davalı şirket tarafından “...” şeklinde ve farkedilmez bir harf değişikliği ile kalın bold yazılımla esas unsur özelliği belirtilmesinin, yan unsurun silik yazılmasının ayniyet bazında benzer kıldığını, söz konusu tescil başvurusunun iyiniyetli bir davranış tescili olmadığını,
markaya tali kelime eklenmesinin iltibas olgusunu yok edemediğini, görsel ve kulakta bıraktığı ses olarak, orta düzeydeki tüketiciyi yanıltıcı nitelikte olduğunu, davalı şirketin söz konusu markasının, müvekkiline ait ortak markasının şöhretinden ve itibarından yararlanacağını, bu gruptaki bir şirket olduğu intibaı verip 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) tescilli ortak markaya tanıdığı ayırıcı niteliğini de yok edeceğini ileri sürerek YİDK'in 2019-M-9941 sayılı kararının iptaline, 2018/79394 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekeçsinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin doğmadığını, davacıların diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkiline ait markada yer alan “...” ibaresinin köklü bir aile olan müvekkilerinin soyadından geldiğini, davacı yanın dayanak gösterdiği markaların tescilli ve dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından başvuru veya rüçhan tarihinden beş yıllık süre içerisinde Türkiye’de ciddi biçimde kullandığını kanıtlaması ve buna dair delil sunması gerekirken böyle bir delil sunamadığını, müvekkili şirketin “...” ibaresi üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, davacının bahse konu markaları ile müvekkiline ait marka arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004/02152, 2004/17890, 2004/021 50... /76454 sayılı davacılar markalarının kullanmama define tabi olduğu, davacı yanın 2014/109106 sayılı markasının ise tescil tarihinin 10.06.2016 olup, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle ve hatta hükümsüzlük talebi açısından dava tarihi itibariyle de kullanım ispatı talebine konu edilemeyeceği, davacı yanın gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında, kullanmama def'ine tabi 2004/02152, 2004/02150, 2004/17890, 2011/76454 sayılı markaların, tescilli oldukları emtialar bakımından,
dava konusu marka başvuru tarihinden önceki son 5 yıl içinde ciddi surette kullanıldığı hususunun ispatlanamadığı, bu nedenle söz konusu markaların SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca yapılacak ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacılara ait 2014/109106 sayılı marka kapsamında yer alan 19. sınıf mallar ile dava konusu marka kapsamında 35.05 alt grubunda satışı özgülenen 19. sınıf malların satışı hizmetleri arasında, mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiği yönündeki yerleşik görüş çerçevesinde bir benzerlik ilişkisi bulunduğu,
bununla birlikte kullanmama def'ine tabi olmayan mesnet 2015/277 50... /27761 sayılı markaların ise 38. sınıf hizmetleri kapsadığı, bu hizmetler ile dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerin, tamamen farklı sektör ve ihtiyaçlara yönelik, farklı tüketici kitlelerini hedef alan, birbirleri ile rekabet içerisinde olmayan, birbirlerini tamamlayıcı nitelik göstermeyen, satış, sunum ve dağıtım kanalları tamamen farklı mahiyetteki mal ve hizmetler olduğu, bahsi geçen markalar açısından karıştırılma ihtimalinin öncül koşulu olan emtia benzerliği kriterinin meydana gelmediği,
“...” ve “...” şeklinde altı harften oluşan taraf markalarının esas unsurları arasında yalnızca 3. sırada bulunan “l-n” harfleri açısından bir farklılık bulunduğu, her iki kelimenin de iki heceli olarak “....” ve “...” şeklinde telaffuz edilecekleri, her ne kadar kelimeler arasındaki tek harf farkı, markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmasını engellese de, özellikle görsel ve işitsel olarak markaların benzer olmasını engellemeye yeter derecede ayırt edicilik katmadığı,
bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bu nedenle dava konusu marka kapsamında yer alan "35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer.Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap,
plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler.Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri.Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller.İnşaatlar için cam ürünleri.
Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları.Akvaryum kumları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından, dava konusu marka ile davacılara ait 2014/109106 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalının müddet konumunda olmayan en eski markasının 09.02.2015 tescil tarihli “... inşaat” markası olduğu,
anılan markanın tescili üzerinden, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle henüz 5 yıllık bir sürenin dahi geçmediği görüldüğünden, müktesep hak iddiasına dayanamayacağı, her ne kadar marka işlem dosyasında ileri sürülmemişse de, dava aşamasında, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarına dayanıldığından, markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında söz konusu iddiaların değerlendirilmesi gerektiği, "..." markasının ciddi surette kullanıldığına ilişkin yeter derecede etkili ispat aracının ibraz edilmediği,
dolayısıyla davacıların markalarının tanınmışlık mertebesine ulaştığının, dava konusu markanın varlığı nedeniyle, davacı yanın markalarının tanınmışlığından haksız yere istifade edileceği, itibarlarının lekeleneceği ya da ayırt ediciliklerinin zedeleneceğine ilişkin herhangi bir riskin bulunduğu ispat edilemediğinden bu yöne ilişkin iddiaların yerinde bulunmadığı, kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile.
"35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer.Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler.Yollar için metal,
mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri.Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller.İnşaatlar için cam ürünleri.
Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları.Akvaryum kumları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından 2019-M-9941 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2018/79394 sayılı markanın aynı hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1829, K. 2025/6701, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama