KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1883 E., 2025/7604 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1913 Esas, 2025/153 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.098 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankayla aralarında üç ay vadeli euro mevduat hesabı sözleşmeleri kapsamında ilgili şubeye yatırmış olduğu paraların faiz getirisiyle birlikte tasarruflarını korumayı ve arttırmayı amaçladığı halde sözleşme hükümlerine aykırı olarak müvekkilinin hesaplarının boşaltıldığını, banka şubesinin üst yetkilisi ...'in hesaplarda bulunan paraları zimmetine geçirdiğinin teftişte tespit edildiğini,
müvekkilinin davalıya bankaya zararın giderilmesi için müracaat ettiğini ancak yanıt alamadığını ileri sürerek müvekkilinin sözleşmenin gereğinin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararın temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilerek belirlenecek faiz tutarıyla birlikte hesaplanacak olan yabancı para alacağının ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilini, olay tarihinden itibaren 50.000,00 TL manevi zararın işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının kötüniyetli, amacının ise bankadan menfaat temin ederek bankayı dolandırmak olduğunu, bu eylemler üzerine suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkili bankanın gerçekleştirmiş olduğu incelemeler neticesinde davacının mevduatında eksilmeler olmadığının görüldüğünü, davacının mevduat cüzdanlarını ibraz etmesi ve söz konusu iddialarını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka çalışanı olup zimmet suçundan yargılanan ...'in davacının hesabından bir kısım tutarları haberi ve izni olmadan çektiği, Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonrası bu nedenle yargılanıp hakkında mahkumiyet kararı verildiği, davacının yargılama aşamasında davalı banka çalışanına imzalı boş dekont verdiğini beyan ettiği, dekont asıllarının dosyaya sunulmadığı ancak Ağır Ceza Mahkemesince dekont örneklerinin dosyamıza gönderildiği,
hükme esas alınan 05.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının euro hesabından çekilen 01.11.2011 tarihli 1.182,74 euro tutarlı ve 03.10.2012 tarihli 15.187,02 euro tutarlı toplam 16.369,76 euro çekilmesi işlemlerine ait dekontlarda davacının imzasının bulunmadığı, davacının ceza yargılamasında 40.000,00 euro alacağının kaldığını, boş dekonta imza attığını beyan etmesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; imzasız dekontlarda belirtilen bedeller toplamı 16.369,76 euronun haksız yere çekildiğinin kabulü gerektiği, davacının talep ettiği fazlaya ilişkin zararın müterafik kusur ve ağır kusur kapsamında olduğu,
dolayısıyla davalı bankanın çalışanının vermiş olduğu bu zarardan kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, dava adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerine dayanmakta olup, dava konusu işlemlerde davacının kişilik haklarına tecavüz edildiğinden,
vücut dokunulmazlığının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği, manevi tazminatın yasal koşullarının banka açısından oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, asıl alacak ve işlemiş faiz 18.350,66 euronun 12.04.2016 olan dava tarihinden itibaren yabancı döviz için mevduata uygulanacak en yüksek faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısım yönünden davanın reddine, manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın çalışanı ...'in .../...
Şubesi üst yetkili olarak görev yaptığı, banka teftiş raporu ile davalı banka çalışanının davacı ve davacı dışında üçüncü kişilerin de davalı bankadaki hesaplarından usulsüz işlemler yapıldığının tespit edildiği, davalı banka çalışanının davaya konu olaylara ilişkin zimmet suçundan yargılandığı ve yargılamanın derdest olduğu, gerek banka çalışanının idari soruşturma sırasındaki beyanları gerekse de ceza dava dosyasının suçu subutu noktasında değil zimmetin nitelikli mi yoksa basit mi olduğu konusunda bozulması nedeniyle dava dışı banka çalışanının bankanın çok sayıda müşterisinin yaptığı ödemeleri zimmetine geçirdiğinin sabit olduğu,
ceza dosyasında davacının katılan sıfatının bulunmadığı, kaldı ki bankanın çalışanının eyleminden davalı bankanın kusursuz sorumluluğunun bulunması sebebiyle ceza dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinin dosyaya katkı sağlamayacağından davalının ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğine ilişkin istinafının doğru bulunmadığı, davacının zararının tespiti yönünden yapılan incelemede; mahkemece aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarının gerekçeli ve denetime elverişli mahiyette olduğu,
davacının euro hesabından para çekilmesi işlemlerine ait dekontlarda davacının imzasının bulunmadığından bu miktarda çekilen paraların usulsüz olduğu ve imzasız dekontla çekilen paraların davacıya teslim edildiğinin davalı banka tarafından ispatlanamaması nedeniyle davalı bankanın bu miktardan davacıya karşı sorumlu olduğu, çekilen miktarın dava tarihindeki ulaştığı parasal değerin bilirkişi raporuyla 18.350,66 euro olarak belirlendiğinden mahkemece bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görüldüğü,
davacı tarafça her ne kadar zararın daha fazla olduğu ve bilirkişice seçenekli olarak hesaplanan 73.834,88 euro olduğu öne sürülmüşse de davacının ceza yargılamasında zararını 40.000,00 euro olduğu beyanının şimdiki beyanı ile örtüşmediği gibi davacı hesabından çekilen yukarıda tespit edilenler dışındaki diğer tutarlara ilişkin dekontların imzalı olduğu, dekont asılları davalı tarafça ibraz edilemese de davacının fotokopi dekontlarla ilgili açık imza inkarı bulunmadığı, davacının ceza dosyasındaki ifadesinde boş dekonta imza attığı beyanı karşısında davacının imzasız dekontlar dışında zararının bulunmadığı,
mahkemece davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair gerekçesi yerinde görüldüğü, dava konusu işlemlerde davacının kişilik haklarına tecavüz edildiğinden, vücut dokunulmazlığının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği, manevi tazminatın yasal koşullarının banka açısından oluşmadığı,
davacı tarafça ıslah dilekçesiyle 73.834,88 euro talep edilip mahkemece bu miktarın 18.350,66 eurosu kabul edilip kalan kısmı da reddedilmiş olduğundan reddedilen kısım yönünden vekil ile temsil edilen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yasal olmayan nedenlerle bu yönde hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinafa konu kararının kaldırılmasına,
davanın kısmen kabulü ile asıl alacak ve işlemiş faiz 18.350,66 euronun 12.04.2016 olan dava tarihinden itibaren yabancı döviz için mevduata uygulanacak en yüksek faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısım yönünden davanın reddine, manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının banka hesabındaki parasının, rıza dışı işlemlerle banka çalışanı tarafından zimmete geçirilmesi nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1883, K. 2025/7604, 17 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama