KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2102 E., 2025/7190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1344 Esas, 2025/304 Karar
Karar Metni
781 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.02.2005 tarihli ... "..." markasının 29/ ... no.lu sınıflarda 17.11.2023 tarihine kadar tescilli olduğunu ve kesintisiz kullanıldığını, markanın sektörde tanındığını, davalının "..." ibaresini aynı emtia ve sınıfta 25.10.2016 tarihinde tescil ettirdiğini, markalar arasında görsel ve fonetik benzerlik olduğunu, aynı mal ve hizmet gruplarında kullanılmasının tüketici nezdinde iltibasa neden olacağını, müvekkili markasının Türkiye ve yurt dışında bilinen, güvenilir bir marka olup davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu,
müvekkili markasının tanınmışlığından faydalanarak haksız gelir elde edilmek istenildiğini, dava konusu markanın müvekkili markasının serisi gibi bir algı oluşacağını ileri sürerek "..." ibareli davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markasının 07.07.2015 başvuru tarihli olduğunu, hükümsüzlük davası açmak için gereken 5 yıllık sürenin geçtiğini, davacının ... no.lu "..." markasının iptalini tescilli olduğu 30. sınıfta tüm emtialar için isterken kendisinin ilgili sınıftaki emtia için marka kullanımını ispatlaması gerektiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25/7 hükmüne göre davacının markasını tescil kapsamındaki emtiada kullanma yükümlülüğünün olduğunu, gıda sektöründe 1989 yılından beri faaliyette bulunan müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 40'tan fazla başvuru ve tescilli markasının bulunduğunu,
müvekkilinin davacının zinciriymiş gibi görünmek gibi bir niyetinin olmadığını, davacının kötüniyet iddialarını kanıtlaması gerektiğini, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, tüketici nezdinde iltibasa neden olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 29/30/31/32. sınıflardaki emtialar için tescilli ... "..." markasının bulunduğu, davalının 30. sınıftaki emtialar için tescilli ... "..." markasının davacı markasından görsel ve fonetik açıdan farklı olduğu, taraf markalarının tescil kapsamındaki emtiaların aynı ve birbirleri ile ilgili/benzer olduğu ve bu emtiaların orta düzeyde tüketicilere hitap eden mallar olduğu,
tarafların markalarını tescil kapsamlarındaki emtialar üzerinde kullanmaları halinde orta düzeyde nezdinde iltibasa neden olmayacağı, her iki markanın da Türkçe'de belli bir anlam ya da karşılığı olmayan kelimeler olduğu, aralarında anlamsal benzerlik bulunmadığı, davacının kelime markasına ekli şekil ile markanın görsel olarak farklılaştığı, kelime unsurları arasında "..." ibaresi ortak olmakla beraber markaların bütüncül değerlendirilmesinde "..." ve "..." ibareleri arasında karıştırma ihtimali oluşturacak sesçil bir benzerliğin bulunmadığı, bu itibarla SMK'nın 6/1 hükmü anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı,
davacı her ne kadar tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da, bu iddiasını ispata yarayacak delillerini sunmadığı ve tanınmışlık kriterlerine haiz olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın tanınmış olmayan davacı markasına karıştırma ihtimali oluşturmayacak ölçüde farklı markasının tescilinde kötüniyet bulunmadığı, taraf markaları arasında karıştırma ihtimalini doğuracak benzerliğin ve kötüniyetli tescilin bulunmadığı hususlarında yapılan tespitler karşısında, davalının ayrıca kullanmama def'i yönünden sınıfsal bir ayrıma gidilerek değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasının tescil tarihinin 25.10.2016 olduğu, dava tarihine göre marka tescilinin üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği, davacının ... "..." ibareli markası ile hükümsüzlüğü talep edilen davalının ... "..." ibareli markasının benzer emtialarda tescilli oldukları ancak her iki markanın kelime markası olduğu, davacı markasında kelime unsurunun kırmızı elips şeklindeki çerçeve içinde kırmızı büyük harflerle yazıldığı ve çerçevenin dışında ® (Tescilli) işaretinin yer aldığı, davalı markasında şekil unsuru olmadığı,
her iki markadaki esas unsuru oluşturan kelimenin Türkçe'de anlam ifade etmediği, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, markalardaki kelimelerin sonu "..." hecesi ile bitmekte ise de, bu durumun markaların bıraktığı bütünsel izlenime göre benzerlik tespiti için yeterli olmadığı, bu nedenlerle iltibas tehlikesi için gerekli sınıfsal ve işaretler arasında çifte benzerlik bulunması şartının gerçekleşmediği, ayrıca dava tarihinden geriye 5 yıllık süre için ciddi kullanım delili ve kötüniyetli tescil iddiasının ispatına yarar delil sunulmadığı, SMK'nın 6/1 ve 6/9 hkümleri uyarınca davalı markasının hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı,
davanın reddine dair kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2102, K. 2025/7190, 1 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama