KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2187 E., 2025/5560 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/311 Esas, 2022/841 Karar
- Hüküm
- Davanın kabulü
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından, davalının Adana/... adresinde tek başına ticari faaliyet gösteren iş yerinin şube olarak tescil ettirmesi için talepte bulunulduğunu ileri sürerek dava konusu yerin şube olarak tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinde yapılan tanım ile Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde yapılan tanım gereğince şubenin unsurlarının; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, idare ve mekanın ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olması ve muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması,
ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmaması olarak tanımlanabileceği, davalının cevap dilekçesi ile iş yerinin bölge müdürlüğü olduğunun kabul edildiği, buna göre acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün şubenin de üstünde olduğu, davalı iş yerinin merkeze bağlı, merkezle faaliyet konusu benzerliği, aynı kişiye ait olma, idare ve mekan ayrılığı şartlarını taşıdığı, muhasebe kayıtlarının nerede tutulduğunun öneminin bulunmadığı, önemli olanın kayıtların ayrı tutulması olduğu,
şubenin muhasebe kayıtlarının merkezin bulunduğu yerde de tutulabileceği, bir işyerinin şube vasfına sahip olup olmadığı hususunda muhasebenin ayrı tutulması unsurunun tek başına ve kesin bir karine olarak değerlendirilemeyeceği, davalı şirketin ayrı bir sermaye tahsis ederek şube tescili yapması gerekirken şirketten şube için konulacak sermayenin şirket kasasından çıkmamasının şirket lehine bir durum da oluşturmayacağı, merkezle aynı şahsa ait olma, iç ilişkide bağımlı, dış ilişkide bağımsız olmak, yer ve yönetim ayrılığı,
ayrı muhasebe tutulması" gibi unsurların bir iş yerinin şube olarak nitelendirilmesinde önemli kıstaslar olarak dikkate alındığı; ancak ayrı sermayeye sahip olma ve muhasebenin şubede tutulması unsurlarının vazgeçilmez unsurlardan olmadığı, özellikle müşteri çevresiyle ilişkiye girmek ve merkezin yapabileceği esaslı işleri onun nam ve hesabına gerçekleştirmenin, şube sayılabilmenin esaslı unsurları olduğu, dava konusu iş yerinin davalı şirkete ait olduğu, ayrı bir işletme politikası bulunmadığı,
davalı tarafın "teklifleri hiçbir şekilde değerlendirme ve kabul yetkisinin bulunmadığı" ifadesinden de anlaşılacağı üzere, çalışanların bölgedeki müşterilerle aktif ilişkide bulunduğu, bu anlamda poliçenin merkezden kabulü ve/veya düzenlenmesinin bir öneminin bulunmadığı, davalıya ait iş yerinin şube vasfına haiz olduğu ve bu nedenle de bağlı bulunduğu sicil bölgesinde tescilinin gerekli ve zorunlu olduğu dikkate alındığından davalı iş yerinin ticaret sicil müdürlüğünde tescilinin gerekli olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava konusu yerin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2187, K. 2025/5560, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama