KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2202 E., 2025/7715 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2177 Esas, 2025/158 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
1.371 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, dünya çapında tanınan çok uluslu bir şirket olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere 110’dan fazla ülkede “...” markasının müvekkili şirket adına tescilinin sağlandığını, davalı şahsın müvekkili şirket markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer nitelikte 2020/... sayılı “...” ibareli marka başvurusu yaptığını, başvurunun yayımına müvekkili şirket tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1, 6/4,
6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca gerçekleştirilen itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, marka başvurusu anında marka adının “... ” şeklinde yazıldığını, markanın bu ibare ile bültende yayınlandığını, müvekkili şirketin yayına itirazında markanın adı ile görselinin uyumsuz olduğunun ifade edildiğini, bu aşamada tutarsızlığın düzeltilmediğini, YİDK kararının yazılmasından bir hafta sonra marka adı düzeltme kararı verildiğini ve marka adının görselle uyuşacak şekilde değiştirildiğini,
dava konusu markada yer alan “...” dışındaki “...” ibaresinin küçük yazılıp marka bakımından önem arzetmediğini, markada esas ve okunabilir tek unsurun “...” olduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirket markası ile aynı, görsel ve işitsel olarak ayırt edilemez derecede benzer, kullanılan renkler bakımından ve harflerin tasarımı bakımından ise kasti bir taklit hali ihtiva ettiğini, davalı şahsın başvuruda kötüniyetli olduğunu, başvuru sahibinin geçmişte ... numaralı “...” ibareli marka başvurusunu deve görseli eşliğinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin itirazı üzerine anılan başvurusunun reddedildiğini,
bunun üzerine davalı tarafından müvekkili şirket markasının sonuna “O” ve “N” harfleri eklenerek dava konusu marka başvurusunun yapıldığını, marka başvurusu kapsamında bulunan 03. sınıf emtianın müvekkili şirket markası ile aynı alıcı çevresine hitap ettiğini, başvuru sahibi tarafından “...” markasının müvekkili şirkete ait maruf deve figürünün birebir kopyalanması suretiyle paketler üzerinde kullanıldığını, müvekkili markasının Türkiye’de günümüzde en çok satılan ve bilinen sigara markaları arasında yer aldığını,
aynı ibarenin farklı emtiada kullanılması durumunda dahi ilk akla gelenin müvekkili şirket markalarının olacağını ileri sürerek ... sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2005 yılından bu yana kullandığı “...” markasını sektörde maruf hale getirdiğini, uzun yıllardan beri “...” markası altında çay üretimi yaptığını, ürettiği çayları yerli ve dış piyasada pazarladığını, müvekkili markasının Türkiye dışında Almanya ve Sri Lanka’da da tescilli olduğunu, müvekkili markası ile davacının markalarının tescilli olduğu emtia sınıflarının farklılık taşıdığını, müvekkili markasının 03. sınıfı, davacının dayanak markalarının ise 34. sınıfı kapsadığını,
davacının dava dilekçesinde sunduğu müvekkiline ait çay paketlerinin hepsinin TÜRKPATENT nezdinde ... numaraları ile tasarım tesciline sahip olduğunu, markaların görsel, duysal, kavramsal ve sınıfsal olarak farklılıklar arz ettiğini, müvekkili markasının davacı markası baz alınarak oluşturulmadığını, “...” ibaresinin Arapçadaki manasının “iki kervansaray arasındaki çay yapma otağı” olduğunu, müvekkilinin tescilli tasarımlarının görsellerinde bu durumun resmedildiğini, müvekkilinin davacıdan farklı bir alanda ticari faaliyet yürüttüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; başvuru markası ile davacı şirketin “...” esas unsurlu markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadıklarını, markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin ve hitap ettikleri tüketici kesiminin farklı olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibaresinin, ilk beş harfi benzer olsa da, taraf markaları arasında bütünsel değerlendirmede görsel olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada “...” ibaresine eklenen “o” ve “n” harflerinin kelimenin yapısını, hece yapısını ve telaffuzunu değiştirdiği,
bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının dayanak markalarından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilemeyeceği, "...” ibaresinin “...” ibaresinden farklılaştığı, tüketicilerin farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilecekleri, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın kompozisyonunun davacı markaları ile ilişkilendirilebilir olmadığı,
esasen taraf markalarında yer alan emtiaların da birbiri ile benzer olmaması nedeniyle somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların gerçekleşmediği, davacıya ait markanın “tütün ve tütün ürünleri” bakımından tanınmış marka olduğu, davacının tanınmış markası olan “...” ibaresi ile dava konusu "...” ibareli marka başvurusunun birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklılık taşıdığı, davacının markasını kullandığı “tütün ve tütün ürünleri” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu,
bu nedenle davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak, davacı tarafından YİDK sürecinde ve işbu davada dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun iddia edildiği, Mahkemece bu iddia üzerinde durulmadığı,
davacı vekilinin, davalının geçmişte 2014/51200 sayılı "..." ibareli deve unsurlu 30, 32, 35. sınıflara ilişkin marka başvurusunun tesciline müvekkilinin engel olduğunu, davalının "..." ibaresini fiilen deve görseli ile kullandığını, bu durumun markanın "..." ibaresinden türetildiğini ve kopyalandığını, davalının kötüniyetle davacı markalarına yanaşma çabasını gösterdiğini ileri sürdüğü, ne var ki davalının fiili markasal kullanımlarının işbu YİDK iptali davasının konusu olmadığı,
bu türden iddiaların açılacak marka tecavüzü davasında ileri sürülebileceği, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davalının geçmiş tarihli "..." ibareli marka başvurusunun işbu davanın konusu olan "..." asli unsurlu marka yönünden kötüniyetli başvuruda bulunulduğunu göstermeyeceği, davacının, dava konusu başvurunun tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik olduğunu ispat edemediği,
bu durumda Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kötüniyet hususunun tartışılıp değerlendirilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
KARŞIOY
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı adına tescilli ve tanınmış "..." ibareli markalar ile davalının başvuru konusu 2020/... sayılı "..." ibareli marka başvurusu arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik olup olmadığı, tanınmışlığa dayalı nispi tescil engelinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmünde, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedileceği belirtilmiştir.
Davalının başvuru konusu "..." ibareli markası ile davacı şirketin itiraza mesnet "..." ibareli markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, zira her iki markada ayırt edici unsurların "..." ibareleri olduğu, davalının, marka tescilinde seçenek özgürlüğü mevcut iken, davacının tescilli ve tanınmış markasına yanaşma niteliğinde "..." ibaresine "o" ve "n" harflerinin ilavesi yoluna gittiği, 13.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun aksine karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,
davacının tanınmış olduğu "tütün ve tütün ürünleri" sektörü ile dava konusu marka kapsamında 3. sınıfta yer alan emtiaların ilişkili olduğu, sayılan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluştuğu, SMK'nın 6/5 maddesinde tescil sınıflarının ortak olması şartı aranmadığı,
davalı markasının tescili halinde davacı markalarının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama görüşüne iştirak etmiyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2202, K. 2025/7715, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama