KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2841 E., 2025/7550 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/4 Esas, 2025/272 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
712 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in 2018/... sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin adına tescilli "..." asıl unsurlu markalardan dolayı yaptığı itirazın reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, "hoşgeldin" kelimesinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, "..." kelimesinin ise gıda alanında temel bir yiyecek sınıfının adı olduğunu, iki kelimenin birleşimi ile oluşturulan kelime grubunun, yeni veya farklı bir anlam içermediğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca mutlak tescil engeli ile karşılaşacağını, dava konusu başvurunun,
kapsamındaki hizmetler yönünden herhangi bir ayırt edicilik taşımadığını, "... ... ..." markasının müvekkili tarafından ilk kez 2009 yılında tescil ettirildiğini, tanınmış "..." markasına dayandığını, önceden tescil edilmiş olan markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle sonradan tescil edilmek istenen markanın emtia sınıfına bakılmaksızın başvurunun reddi gerektiğini, "..." ibaresinin tescil edilebilir olduğunun kabulü halinde dahi, başvurunun SMK'nın 6/1 ve 6/5 hükümleri uyarınca tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, dava konusu başvurunun bu markalar ile karıştırılacağını,
dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu (YİDK) kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığını, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...” ibaresinin, günlük dilde sıkça kullanılan, sevgi, sempati, muhabbet belirten bir kelime grubu olup, bu ibarenin bütününün markanın esaslı unsuru olduğu, soyut ayırt ediciliğinin bulunduğu, davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, tasviri niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle somut ayırt ediciliğinin de bulunduğu, SMK'nın 5. maddesinde belirtilen diğer mutlak tescil engellerine tabi bir işaret olmadığı,
taraf markları kapsamlarındaki emtia arasında benzerlik ve tamamlayıcılık ilişkisi varsa da markalar bir bütün olarak karşılaştırıldığında aralarında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacının tanınmış markasının “...” ibaresi olduğu, dosyaya sunulan ve incelenen delillerin, davacının “... ...”, “...”, “...”, “...” unsurlu diğer markalarının da tanınmış olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı,
davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığından kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...” ibaresinin genel anlamda gıda ürünleri sektöründe ayırt edici vasfı son derece zayıf bir kelime olduğu, özgünlüğü bulunmayan, yaratılmamış ve tescil edilmek istenilen sektörde yaygın kullanımı bulunan bir ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, dava konusu markanın asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, kavramsal olarak davacı markalarında yer alan "..." ibaresinden farklılaştığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesince "altatlım", "geltatlım" ibareli markaların, davacının itirazına mesnet markalarıyla karıştırılmayacağının kabul edildiği, öte yandan başvuru konusu ibarenin, ayırt ediciliği zayıf ise de asgari düzeyde ayırt ediciliği haiz olduğu gibi, bir bütün olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden cins, çeşit, vasıf, nitelik bildirir bir ibare olarak da değerlendirilemeyeceği, SMK'nın 5. maddesinde düzenlenen herhangi bir mutlak tescil engelini barındırmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2841, K. 2025/7550, 15 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama