KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3114 E., 2025/7663 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2616 Esas, 2024/1722 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kafeterya otel işletmecisi olduğunu, taraflar arasında bila tarihli ve süresiz bir biçimde kurulmuş olan adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, sözleşme gereğince 3 ortağın %33,3 hisseye sahip olup sermaye karşılığının 150.000,00 TL değerine tekabül ettiğini, müvekkilinin ortaklık sözleşmesi gereğince "..." isimli işletmenin işletme ve yürütme bölümünü üstlendiğini, konulan emeğe karşılık kendisine ödenecek ücretin 2.000,00 TL + %33 pay + SGK olarak belirlendiğini, "..." markasının 19.01.2015 tarihinde korunmaya alındığını, taraflar arasında münakıt adi şirket akdinin tarihinin 10.01.2015 olduğunu,
davalı gerçek kişiler 10.07.2015 tarihinde ... Tic. Ltd.
Şti.'nin kurulduğunu, söz konusu şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "..." adlı markanın tescili için başvuruda bulunulduğunu, markanın çağrışımının ve ortalama tüketici nezdinde yaratacağı yanılsamanın yanı sıra adi şirket ortaklarının da öncelikle rekabet yasağı çerçevesinde hareket etmeleri gerektiğini, davalıların, adi şirket ile aynı işletme konusunda bir sermaye şirketi kurarak en başından itibaren adi ortaklık ilişkisini ihlal ettiklerini, rekabet yasağına aykırı hareket ettiklerini, müvekkili tarafından yaratılan marka ve müvekkilinin iş çevresi sayesinde markanın tanındığını,
davalılar tarafından müvekkilince yaratılmış müşteri çevresine de hukuka aykırı biçimde el konulduğunu, davalı gerçek kişilerin kurdukları tüzel kişinin perdesi arkasına sığınarak müvekkilini zarara uğrattıklarını, müvekkilinin adına müseccel bulunan ve bu haliyle iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olan markayı da uzun süre kullandıklarını, müvekkili tarafından söz konusu kullanıma hiçbir zaman muvafakat edilmediğini, müvekkilinin davalılar tarafından "..." markası ile iltibası muhtemel olan "..." markasına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde itirazda bulunulduğunu,
adi şirket hükümlerine aykırı ve ortaklık affectio secietasını ortadan kaldırır biçimde iştigal konusu aynı olan şirketin kurulduğunu ileri sürerek marka hakkının ihlali, haksız rekabet ve peştemaliye nedeniyle sebep oldukları zararın şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 11.195,17 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının dayanak gösterdiği sözleşmenin her ne kadar taraflar arasında imzalansa da; hiçbir zaman uygulamaya geçirilmediğini, geçersiz bir sözleşme olduğunu, ortada bir ortaklık mevcut olmadığından iade edilecek bir sermaye de bulunmadığını, haksız rekabete ilişkin olarak davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını, sözleşmede belirtildiği üzere davacının ... isimli işletmenin işletme ve yürütme bölümünü üstlendiğini, ancak davacının müvekkili şirket ...ve Tic.
Ltd. Şti.’de sigortalı işçi olarak çalışması dışında hiçbir bağı bulunmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu tescilli ... markasının bulunduğunu, bu markanın bugün de halen kullanıldığını, davacının şirketin kurulma tarihinden itibaren markanın kullanımından bilgi sahibi olduğunu, bu sebeple markanın kullanılmasında rızası bulunmadığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 02.07.2015 tarihinde kurulduğu, davacının bu şirkette 26.12.2015-01.10.2016 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı, en azından bu tarihler arasında söz konusu markanın işletme tarafından kullanımından haberdar olduğu, şirketten ayrıldığı tarihe kadar markanın kullanımına bizzat katkı yaptığı ve rıza gösterdiği, davanın açıldığı 12.06.2017 tarihine kadar markanın davalı işletme tarafından kullanımının engellenmesi yönünde herhangi bir talebinin mevcut olmadığı,
bu sebeple bu tarihe kadar olan olan kullanımın davacının rızası ile gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu sebeple marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı, buna dayanarak açılan maddi tazminat davasının da dinlenemeyeceği, yine davacının haksız rekabet iddiasının da davacı şirketin kuruluş ve sonraki faaliyetlerine rıza gösterip bizzat katkı yaptığı hususu değerlendirilerek kabule değer görülmediği, davacının, davalı işletmeye müşteri kazandırmaktan kaynaklı peştemaliye talebinin ise bilirkişi raporundaki açıklamalara göre kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkının ihlali, haksız rekabet ve peştemaliye nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3114, K. 2025/7663, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama