KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3326 E., 2026/129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1423 Esas, 2025/579 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/96 E., 2023/87 K.
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının adına tescil ettirdiği "..." markasının müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanılarak ülke çapında tanınır hale getirildiği, "..." markasının da 43. sınıfta müvekkili şirket adına tescil edildiğini, bu marka üzerindeki tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, davalıya ait tescilli "..." markasının müvekkilinin daha önce koruma altına alınmış markasıyla iltibas yarattığını, müvekkili şirket adına tescilli markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle davalı şirketin bu durumdan haksız çıkar sağladığını,
bu durumun müvekkili şirketin itibarına zarar vererek ayırt edici karakterini zedelediği, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescil edilen 2019/68842 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka ile müvekkilinin tescilli olduğu sınıfların farklılık taşıdıklarını, bu durumun itiraz sürecinde de ciddi bir biçimde incelendiğini, farklı emtia mal/hizmet gruplarında tescilli markalar arasında iltibasın varlığından bahsedilemeyeceği, davacı markalarının tanınmış markaya tanınan yasal korumadan faydalanamayacağını, tescilli olduğu grupları dışında marka korumasından yararlanamayacağını, uyuşmazlığa konu mal hizmetleri arasında bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kötüniyetli tescil ve tanınmışlık iddiası kapsamındaki taleplerinin yerinde olmadığı, davacının önceye dayalı hak sahibi olduğu anlaşılmış ise de bunun ancak tescilli olduğu sınıf kapsamında davacıya koruma sağlayacağı, markaların mal ve hizmet sınıflarına bakıldığında, 43. sınıf ve 3. sınıf mal ve hizmetlerinin benzerlik taşımadığı, ortalama tüketici yönünde markalar arasında karıştırılma ihtimali doğmayacağı, markalar arasında sınıfsal farklılık bulunduğu, ilgili mal ve hizmet sınıfları arasında fiili bir bağlantı kurulmadığı,
birbirleri yerine ikame edilebilme ihtimallerinin olmadığı, dağıtım kanalları ve amaçlarının farklılık içerdikleri, markaların farklı sektörlerde yer aldığı tespit edildiğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taraf markalarının farklı sınıflarda tescil edildiği, mal ve hizmetlerin birbirleri ile bağlantılı olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının markasının tanınmış marka olduğu ve davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiği hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davaya konu taraf markaları arasında iltibasa neden olacak nitelikte benzerlik olduğu iddiasında dayanan marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3326, K. 2026/129, 14 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama