KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4043 E., 2026/866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/661 Esas, 2025/875 Karar
- Karar
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/244 E., 2023/16 K.
Karar Metni
1.012 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından beri online alışveriş/elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkiline ait www.....com web sitesinin günümüzde 32 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu ve günde 200 milyon kere ziyaret edildiğini, müvekkilinin “...” ve ...”lı markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, “...” ve ...”lı markalarıyla seri markalar oluşturduğunu, aynı zamanda müvekkilinin markasının T/... sayı ile tanınmış marka statüsüne de alındığını,
dava konusu edilen markanın müvekkilinin bu tescilli/tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka olduğunu, zira markalarda geçen kelime öbeklerinin “sözcük + ...” şeklindeki tertibinin birebir aynı olduğunu, dava konusu edilen markanın tüketiciler tarafından müvekkilinin seri ve tanınmış “...”lı markalarının bir devamı şeklinde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, bu bağlamda dava konusu markada yer alan “organik” ibaresinin bu marka altında ekolojik,
doğal ürünlerin satışının yapıldığı mesajını vermekle ortalama tüketici tarafından müvekkilinin başta “...” markası olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile yarattığı marka ailesine eklenmiş yeni bir marka olarak algılanacağını ve müvekkilinin tüketicilerinin ... organik ürünleri satışa sunduğu” zannına kapılmalarına sebep olacağını, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamından 35. sınıfa giren satış hizmetleri mutlak ret nedenleri kapsamında diğer davalı tarafından resen çıkartılmış ise de, davalı firmanın markasını tescilli olmadığı hizmetler açısından fiilen kullanılmaya devam ettiğini,
buna karşılık davacının tescilli markalarının kapsamına birebir aynı hizmetlerin girdiğini, nitekim huzurdaki dava dışı uyuşmazlıklarda “sözcük + ...” tertibindeki kelime öbeklerinden oluşmuş markaların tesciline davacının dosyaladığı itirazların kabul edildiğini, bu benzerlikler ve müvekkilinin markalarının tanınmışlığı göz önüne alındığında, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının haksız olarak müvekkilinin markalarının tanınmışlığından fayda sağlayacağını,
davalının bu markayı kendisine seçerken kötüniyetli olduğunu ve davacı ile haksız rekabet yapma saikini taşıdığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2022-M-3429 sayılı kararının iptalini ve 2020/86411 sayılı marka başvurusunun tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, zira davalının markasının genel kompozisyonun markaların görünümlerini farklı kılmaya yettiğini, taraf markalarında ortak olarak ...” ibaresinin bulunmasından hareketle markaların benzer olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, zira bu ibarenin davacı tarafından yaratılmış/fantezi bir ibare olmadığını, tüketicilerin dava konusu edilen markadaki kelime öbeğini yapay parçalara bölerek içinden sadece "..." ibaresini seçip, ön plana çıkartmasının makul ve beklenebilir olmadığını,
markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetle ve haksız rekabet saikiyle yapıldığını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2016 70644, 2018 121549, 2018 121553, 2018 93414, 2018 880 57...
105661 sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel kompozisyonları itibariyle benzer olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan tüm hizmetler açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, dava konusu markanın kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç seviyesinin, söz konusu emtiayı satın alırken yüksek olduğu, buna rağmen davalının markasının kapsamında kalmış olan tüm hizmetler yönünden, karşılaştırılan markalar arasında, iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğu,
bu tanınmışlığın, dava konusu edilen markanın, kapsamında kalan hizmetler açısından tesciline engeli/hükmüne etkisi olacağı, davalının kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'in 2022/M-3429 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun "organik..." ibaresinden oluştuğu, başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerin ortaklığının tek başına iltibasa sebebiyet vermediği, davacının itiraza mesnet markalarının ise "gelecek ..." markası hariç "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, bu durumda, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu,
"..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, nitekim, somut uyuşmazlık için esas alınabilecek nitelikteki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.-2025/1775 K. sayılı kararında da, "getat....com" ibaresinin davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de tescil engeli bulunduğunu ileri sürmüş ise de, taraf markaları benzer bulunmadığından,
davacı vekilinin bu itirazının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı, diğer yandan davalının “organik...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötüniyetin tespiti için yeterli olmadığı,
dolayısıyla dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetli veya haksız rekabet saikiyle yapıldığının ispat olunamadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4043, K. 2026/866, 10 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama