KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4055 E., 2026/865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/480 Esas, 2025/694 Karar
- Karar
- Kısmen davanın reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/40 E., 2019/140 K.
Karar Metni
983 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış ..." markalarının sahibi olduğunu, içerisinde "... ve "..." kelimesinin geçtiği bu markadan türemiş çok sayıda seri markasının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin marka tecsil başvurusuna konu ..." markasını görecek tüketicilerin, müvekkilinin "... ve "..." ibareli markaları ile karıştıracaklarını, marka başvurusunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmüne Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 ve 8. maddeleri uyarınca müvekkili markaları ile iltibasa sebebiyet vereceğini, taraf markalarının arasında anlamsal ve işitsel bir fark bulunmadığını, sadece şive farkı olduğunu,
davalı işaretini gören ve duyan tüketicilerin daha önce tanıdığı müvekkili markalarının bıraktığı intibaı hatırlayacağını, müvekkili markalarının bir başka versiyonu, uzantısı sanılacağını ya da müvekkilinin vermiş olduğu bir lisansa dayalı davalı tarafından kullanıldığı algısına yol açacağını, bu durumda müvekkili markasının sulandıracağını, marka başvurusunun müvekkilinin ticari itibarından yararlanmak amacıyla kötüniyetle yapıldığını,
müvekkilinin itirazlarının davalı Kurumca haksız reddedildiğini ileri sürerek 2016-M-12011 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ve dava konusu ... numaralı ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı gerçek kişi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescili bulunan “tatlum” markasının davacı markaları ile benzemediğini, davacı markalarında ..." ibaresinin markasal fonksiyon icra eden asli ayırt edici unsur olduğunu, .../ ...m/ tatlı gibi ibarelerin ise ürünlerin tür ve niteliğine işaret eden tali unsurlar şeklinde markada yer aldığını, başvuruya ve davaya konu “tatlum” ibaresinin kavramsal, işitsel ve görsel yönden de farklı olduğunu, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29... . sınıflar bakımından markaların emtia listelerinin aynı/aynı tür mallardan oluştuğu, 35. sınıf bakımından ise markaların emtia listelerinin farklı hizmetleri içerdiği, ... ..." ibareli itiraza mesnet davacı markaları ile ..." ibareli davalı ... başvurusu arasında 29... . sınıftaki emtialar yönünden benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu, buna karşılık 35. sınıftaki hizmetler yönünden benzerlik ve iltibas tehlikesi oluşmadığı,
556 sayılı KHK'nın 8/4 hükmünde yer alan şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle, YİDK iptal talebi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile YİDK'in 2016-M-12011 sayılı kararının 29. ve 30. sınıf ürünler yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı Kurum vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru markasının 29, 30, 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescil başvurusunda bulunulduğu, alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29... . sınıf mallar yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru beyaz zemin üzerine, herhangi bir şekil yahut renk unsuru içermeyen küçük harflerle yazılmış ..." ibaresinden oluştuğu, başvuruda başkaca bir unsura yer verilmediğinden,
başvurunun asli unsurunun ..." ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının ise ... ...", ... ..." ibareli seri markaların olduğu, "..." ibaresinin genel anlamda gıda ürünleri sektöründe ayırt edici vasfının son derece zayıf ve özgünlüğü bulunmayan, yaratılmamış ve tescil edilmek istenilen sektörde yaygın kullanımı bulunan bir ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, davalının başvuru konusu yaptığı markanın asıl unsurunu oluşturan ..." ibaresinin, davacının ... ..." ibareli seri markalarından yeterince farklılaştığı, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle de görsel,
işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.10.2020 tarih ve 2020/129 E.-2020/4266 K. sayılı kararında "al...", 21.03.2024 tarih, 2022/5802 E., 2024/2314 K. sayılı kararında ise "gel..." ibareli markaların, davacının itirazına mesnet markalarıyla karıştırılmayacağının kabul edildiği, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birlşetirilerek TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin birlikte talep edildiği,
mahkemece YİDK iptali talebinin kısmen kabulüne, başvuru markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde İlk Derece Mahkemesi kararının davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmediği, bu durumda davalı TÜRKATENT'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemeyeceğinden, kararın davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle, İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük davası yönünden verilen karar verilmesine yer olmadığına dair karar aynen muhafaza edildiği,
taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b hükmü uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunmaması nedeniyle, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tüm, davalı Kurum vekilinin diğer istinaf itirazlarının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına,
YİDK kararının iptali istemine yönelik davanın reddine, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4055, K. 2026/865, 10 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama